Köpek besleyen bir kadının ötenazi yasasını savunmasına şahit oldum.
Torunum Cem babanın yaz spor kursunda sekiz yaş çocuklarını izleyenlerle futbol sahasının kenarında oturuyoruz.
Genelde çocuklarını anneler getirmiş gibi görünüyor.
Benim gibi dede olanlarda var ama iki kişiyiz.
(NOT: Bizim partide genç siyasetçiler bizlere ”Artık torununla oyna” dedikleri için onları dinlemiş durumdayız.)
Genç anneler sahada çocuklarını izlerken bir yandan da son çıkan hayvanlarla ilgili ötenazi yasasını konuşuyorlar.
Birisi yasaya karşı diğeri heyecanla hem yasayı savunuyor hem de çocukluğunda yaşadığı köpekten kaçış ve korku anılarını anlatıyor.
Elbette güzel bir tartışma ortamı.
Bu tartışma sırasında güzel çocuklarını da göz ucuyla takip ediyorlar.
Çocukları gol atınca, çalım atınca, su molasında veya yere düştüğünde sohbet kesiliyor sonra kaldıkları yerden devam ediyorlar.
İşin garibi yasayı savunan genç annenin hemen ayağının dibinde evladı gibi ona şefkatle bakan tasması elinde köpeği duruyor.
Beslediği köpeği evinde elinin altında olupta hayvan katliamını ve hayvanların sağlıksız barınaklara doldurulup ölüme terkedilmesini savunmak çelişkinin babası sayılabilir.
Bu ne yaman çelişki dedirtecek cinsten bir görüntü.
Elbette yazlıklarda özellikle site olan yazlıklarda hemen hemen her evde bir kedi veya köpek beslenir.
Yaz sezonu bitince de o kediler ve köpekler sitede başı boş bırakılır gidilir.
Bir yıl sonra geldiklerinde kedisi veya köpeği sağ kalmışsa gene sahiplenilir şayet ölmüşse yenisi alınır.
Bu durum hayvan sevgisinden ziyade yazlıkta can sıkıntısına ve yalnızlığa aranan geçici canlı ile baş başa kalma isteğidir.
Yoksa o hayvancık evlat gibi sevilmiş olsa insan evladını sokağa bırakıp kışlıktaki evinde rahat uyabilir mi?
Bizim ülkemiz neresinden baksan çelişkilerin ve farklı insan manzaralarının olduğu değişik bir ülke.
Köpek besleyen köpekleri ölüme sürükleyen yasayı savunuyor, köpekten korkan ve hayatı boyunca bir tane hayvan beslememiş insanlar ise yasaya karşı çıkabiliyor.
Elbette biraz evvel iki genç annenin tartışmasını sadece dinledim.
Çünkü söylenecek çok sözümüz olmasına rağmen tam kırk yıla yakındır söyledik ülke istediğimiz yönde bir adım olumluya gitmedi.
En güzeli susmak ve kendi içinde olayları yaşamak.
Çünkü en büyük mutluluk içindeki yaşlı, çocuk ve orta yaş, akıllı, deli kişilerle yalnızlığında mutluluğu yaşamak.