Kör kuyuya düşmeyelim.
Türkiye’yi yönetenlerin hala anlayamadığı konu şu.
Bir ülkenin eğitimi dinselleşirse o ülke geri kalır.
Ekonomisi, maliyesi düzelmez ve bir süre sonra güçlü ülkelerin oyuncağı veya oyun alanı olur.
Bu cümle genel bir bakış açısı. Hıristiyan, Müslüman, Musevi farketmez hepsi için bu bakış açısı geçerlidir.
Ülkemize gelecek olursak son elli yılda ve de son yirmi yılda da hızlanarak ülkenin eğitimi dinciler ve siyasal islamcılara teslim edildi.
Bütün okullar imam hatip yapılmak isteniyor.
Böyle yapıldığı için bu eğitim kurumlarından iyi mühendis, doktor ve ülkenin kalkınmasını sağlayacak elemanlar yetişmeyecektir.
Böyle olduğu için ülkemizin bu eğitim politikalarını devam ettirdiği sürece kalkınmasının mümkün olmadığına inananlardanım.
Bir kaç yıl içinde ülke borçlarını ödeyemeyecek, mühendis, doktor, mimar bulamayacak duruma gelecektir.
Olanlarda iyi yetişmediği için iyi doktor, iyi mühendis mimar olamayacaktır.
Bundan da en çok zararı halkımız görecek dolayısıyla ülke görecektir.
Bugün bu ülkenin en büyük sorunu budur.
Evet hayat çok pahalı buna halkımız bir şekilde çözüm buluyor.
İki kilo domates yerine bir kilo, bir karpuz yerine yarım karpuz alıyor her gün et yemiyor haftada bir veya ayda bir yiyor bir şekilde hayat pahalılığıyla başedebiliyor.
Oysa eğitimin bozulması ve dincilik dayatılarak yapılan eğitim sonucunda batacağız bu günküler bunun farkında değil.
Dün bir görüntü düştü.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan avukat adaylarına diplomaları verildi.
Yeni avukatların tamamı türbanlı.
Başı açık avukat adayı yok gibi.
Şimdi bunu böyle yazınca sen başörtüsü düşmanısın veya din düşmanısın gibi suçlamalarla karşılaşıyoruz.
Oysa aynı durumu yaşayan Afganistan, İran, Mısır, Pakistan, Tunus, Fas Cezayir, Sudan, Yemen ve bir çok islam ülkesi bu gün sürünüyor.
Birbirine düşman edilmiş dinci kadrolar sayesinde herkes birbirini boğazlıyor.
Bu da yetmiyor bu ülkelerin bazıları bundan dolayı bir lokma ekmeğe muhtaç duruma gelmiş durumda.
Olur devan edin bütün kadınları kapatın, doktorlar, mühendisler, mimarlar ve hatta beş yaşından itibaren bütün kız çocuklarını, kadınları, kız öğrencileri türbana sokun.
Bu şekilde davranarak yani ülkeyi Laik Demokratik Cumhuriyetten uzaklaştırarak ve dinci ve siyasal islamcı bir yapıda çocukları yetiştirerek ülkeyi uçuruma sürüklediğinizi beş on yıl içinde göreceksiniz.
Buna rağmen elbette hala umut var.
Son seçimler bu umudun olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu gidişata dur diyecek demokrasi, özgürlük, kadın hakları savunucuları, insan hakkı savunucuları, parlamenter demokrasi savunucuları ülkenin gidişatında önümüzdeki yıllarda söz sahibi olamazsa ülke dinciliğin kör kuyusuna düşecektir.