Laiklik mi? Öleli yıllar oldu…
Bu ülkede olmayan bir şey için varmış gibi yapılarak durmadan yorumlar yapılır.
Bunun adı laikliktir.
Laiklik şudur, budur, şuradan geldi, buradan çıktı diye yazmama gerek yok merak eden açar, bakabilir ve okuyabilir.
Bizim neslin anaları, babaları eğitimli değildi önümüze bilmediğimiz bir konu geldiğinde bilgiye ulaşmak için kütüphaneleri dolaşırdık.
Şimdiyse dünyanın bütün bilgisi herkesin avucunun içinde.
Bilgi sevgisi olan için yani felsefe merakı olan için. (Felsefe philosophia keşlimesinden gelir. Philo bilgi, sophia sevgi demektir. Yani felsefe bilgiyi seven demektir. Bu işi yapanlara da Filozof denir. Felsefeyi yasaklayanlar aynı zamanda bilgi düşmanıdır yani bilgiden korkanlardır, cehaletten beslenenlerdir de diyebiliriz.)
Bu ülkede laiklik olacaksa nasıl olmalı ona değinmek isterim.
Bu gün ülkemizde yüz bin cami olduğunu, yüz yirmi bine yakın din görevlisi olduğunu biliyoruz.
Bunların bütün giderlerini devlet karşılar ve dolayısıyla inanan, inanmayan ayrımı gözetilmeden halkın cebinden karşılanır.
Peki gerçekten bu ülke laik bir ülke olsaydı ne olurdu?
Bir kere laik devlet din görevlilerinin maaşlarını, kurumların giderlerini ödemek zorunda kalmazdı.
Sünni inancına inanan, ben Müslümanım diyen insanlar gitmiş oldukları caminin, Alevilerse Cem evinin masraflarını karşılar.
Örneğin inançlı bir çalışansanız veya inançlı vergi mükellefiyseniz ve siz hangi inanca mensupsanız o inancın kurumlarına sizden vergi kesilir ve gönderilir.
Yani inanmış olduğun dinin kurumlarını inanmış olarak sen finanse edersin.
Bu gün dine inanmayan yani ateist, deist ve agnostik olanların bu kurumları finanse etmek zorunda olmadığını laik devlet bilir onlardan inanç için vergi kesintisi yapmaz.
Böyle olduğunda laiklik uygulandığında yüz yirmi bin din görevlisine verilen ve kurumlarına harcanan para ile her yıl üç tane Sabancı holding boyutunda iş sahası yaratılır.
Laik devlet hiç bir zaman din kurumlarını ve din okullarını finanse etmez.
Laik devlet yapılanmasında sen vatandaş olarak çocuğunun dini eğitim almasını istiyorsan onun gittiği okulu finanse etmek zorunda kalırsın.
Gerçekçi olalım bu gün bizim ülkemizde yüz yirmi bin din görevlisi günlük üç saat çalışır onun dışındaki zamanda ise boş boş oturur.
Köylerde ise soğan, patates, domates eker bazıları ticaret yapar arıcılık yapar.
Çünkü bu genç insanların o kadar çok vakitleri var ki mutlaka din işinin dışında bir iş yaparlar.
Çünkü beş vakit namazı kıldırmaktan başka görevi olmayan bir din görevlisinin günlük mesaisi üç saati geçmez.
Eğer namazı hızlı kıldıran hocalar sınıfındaysa bu süre iki saate kadar inebilir.
Peki günde iki saat çalışıp, aylık altı bin lira maaş verilmesi hangi adalet duygusuyla açıklanabilir?
İşte laik devlet bunu yapmaz.
Bundan dolayı bu ülkede 1950’den bu yana laik devlet yoktur, dini besleyen ve finanse eden dindar bir devlet vardır.
Peki bu gün Sabancı Holdingde çalışan sayısı otuz iki bin civarında, onların devlete verdikleri vergiler ve o kadar insana ekmek vermesiyle devletin diyanet denen kurumda yüz yirmi bin kişiye verdiği ücreti lütfen bir kıyaslayın.
Gerçekten büyük bir adaletsizlik ve israfla karşı karşıyayız.
Bu gün camilerin bakımı, onarımı ve temizliği konusunda Müslümanlar nasıl ki katkı yapıyorsa, ibadet ettiği caminin din görevlilerini de finanse etmek zorunda olduğunu laik devlet bilir ve ona göre davranır.
Peki böyle olsa mahallede gittiğin caminin ve inandığın dinin hocasını o camiye giden halk finanse etse, SGK’ da işe başlarken hangi dinden ve inançtan olduğuna bakılarak inanmış olduğun inancın elemanlarını finanse etmek için çalışandan, vergi mükellefinden vergi kesilse ne olur?
Örneğin ben ateistim, destim veya agnostikim, Şintoist,Budistim diyenden ise hiç vergi kesilmemiş olsa, yani inanan neye inanıyorsa elemanlarını ve binalarını finanse etmiş olsa bunun adına laiklik ve laik devlet diyebiliriz.
Bu gün kimse kimseyi kandırmasın camileri, cem evlerini, yüz binlerce din görevlisini finanse eden bir devlet laik olamaz olsa olsa din devleti olur.
Bu gün Türkiye Cumhuriyeti yetmiş yıl önce başlayan dönüşümünü tamamlamış ve İslam Cumhuriyeti olmuştur.
Laik Cumhuriyet varmış gibi davrananlar ise yanıldıklarının farkında bile olmadan laik Cumhuriyette yaşıyormuş gibi yaparak kendilerini aldattıklarının farkında bile değiller.
Ey inananlar var mısınız?
İnanmış olduğunuz dinin görevlilerini ve kurumlarını finanse etmeye?
Diyanet İşleri Başkanlığının ücretini ödediği yüz yirmi bin kişiyi inananlar ve camiye gidenler finanse ettiğinde onların yerine günde sekiz saat çalışan, artı değer yaratan ve ülkeye çok büyük katkı sağlayacak bir çalışma düzeni de kurmak mümkün.
Maalesef bu gün laikliği savunuyor gibi görünen liberaller, demokratlar, solcular ve solum diyen partiler bu konuyu bu şekilde yürekli biçimde gündeme getirmemiş olmaları da dindar halk dalkavukluğu olduğunu açıkça söylemek isterim.