Ağustos 6, 2022

Neden soru çalıyorlar?

ile mehmet yüceer

Bir çocuk yetiştirmek istiyorsunuz ne yaparsınız?

Öncelikle iyi bir eğitim almasını istersiniz.

Bunun için küçük yaştan itibaren yani ana okulundan itibaren kitap okumasını teşvik edersiniz.

Gün içinde ve yatmadan önce mutlaka bir kaç sayfa kitap okumasını sağlarsınız.

Dünyandaki gelişmelere ayak uydurması için matematik, fizik ve bilimin temeli olan gelişmelerde iyi yetişmesi için gayret gösterirsiniz.

Mutlaka spor yapmasını ve spor etkinliklerinin içinde olmasını istersiniz.

Kurslara gönderirsiniz, bilimsel aktivitelerin olduğu alanlarda olmasını sağlarsınız.

Bu süreç yaklaşık tam yirmi yıl sürer.

Bu yirmi yıl içinde çeşitli sınavlar olur ve senin bu şekilde emek verdiğin bilime, sanata, edebiyata, matematiğe, spora kulak veren çocuğun mutlaka başarılı olur.

Elbette doğuştan gelen bir zeka sorunu yoksa.

Diğer taraftan başka bir çocuk daha yetiştirirsin.

Çocuk ana okuluna geldiği andan itibaren kuran kursuna yazdırırsın.

Çocuk ilkokul ve liseyi bitirene kadar kurandan başka bir kitap okumaz.

Her akşam yatmadan önce kurandan bir sayfa okumasını istersin.

Sürekli hurafelerle ve korkuyla beynini doldurursun.

Üstelik bunu yaparken de Türkçe konuştuğu halde sürekli Arapça okuması ve Arapça ezberlemesi ve hiç bir şey anlamadan okumasını istersin.

Okullarda verilen eğitimin ne olduğunu hepimiz biliyoruz.

Biraz evvel bilimle beslenen çocukla bu şekilde yetişen çocuk bilimsel alanlardan sorulan sorularla sınava sokulur.

Bu durumda kurandan başka ve ders müfredatından başka bilgi sahibi olmayan çocuğun bu sınavlarda başarılı olması mümkün değildir.

Bu durumda dinci kadroların iyi okullarda okuması ve söz sahibi olması için yapacağı tek bir yol vardır.

Hazırlanan bilimsel temellere dayalı soruları çalmak.

Yirmi yıl tek bir kitaptan başka kitap görmeyen çocuğun o okullara girmesini sağlamak.

İşte sınav hırsızlığı budur.

Bundan dolayı çalmak zorundalar ve çalmaya devam etmek zorundalar.

Aynı durum devlet dairelerinde ve kamunun her alanında geçerlidir.

Eğer liyakata dayalı yükselme seçilmiş olsa bilimsel kafayla yetişmiş emekle matematik, fizik ve dünya bilgileriyle aydınlanmış çocuk mutlaka bilgisiyle, birikimiyle müdür olur, genel müdür olur, bakan olur ve ülke yönetiminin her alanında söz sahibi olur.

İşte burada da devreye torpil girer.

Liyakatı olmayan ve hayatı boyunca tek kitaptan başka kitap okumamış çocuklar bilimsel alanlarda yetişmiş çocukların hak ettiği koltukları torpille alırlar.

İşte yirmi yılda geldiğimiz yer burasıdır.

Yani bakanlığından en alt kadrolara kadar benim adamım olacak, dindar veya dinci olacak diye torpille yerleştirdiğimiz kadrolar eğitimi, ekonomiyi ve ülkenin bütün çağdaş değerlerini batırdı.

İşte bugün sınav hırsızlığı veya liyakatsız kadroların her yerde görev almasının sebebi budur.

Bilimle bilimsizlik ve cehalet hiç bir zaman adaletli ortamlarda yarışamaz.

Bilim her zaman kazanır.

Bunu siyasal İslamcılar bildikleri için soru çalmak, liyakatsiz insanları atamak yolunu siyasetle yaparlar.

Bundan dolayı dinci ve siyasal İslamcı soru çalmadan, liyakatsiz insanları atamadan iktidarda da kalamaz, devletin olanaklarına da sahip olamaz.

Hayatın hiç bir alanında da söz sahibi olamaz.