Olimpiyat ve siyasal islam.
1972 yılından bu yana olimpiyatları izlerim.
O yıl FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) militanları İsrail spor köyünü bastılar ve 11 İsrailli sporcuyu öldürdüler.
Bu olayı o gün bu gün unutmadım.
Şu anda da olimpiyatları izliyorum.
Güzel ülkemiz madalya sıralamasında 62.sırada.
Henüz altın madalyamız yok.
Müslüman ülkelerin sporcuları genellikle okçuluk, güreş ve halter dalında görünüyorlar ve tek tük başarılar elde ediyorlar.
Benim yıllardır kullandığım kalıp bir cümlem var.
Siyasal islamın bilime, felsefeye, evrim teorisine, akılla yapılan bilimsel çalışmalara karşı olmasından dolayı bilimde, sporda, ekonomide, üniversitede, bilimsel makalede, sinemada ve bilme dayalı diğer alanlarda yerlerde sürünüyor.
Bu durumu olimpiyatlarda da görmemiz mümkün.
İlk yirmi içinde bir tane Müslüman ülke yok.
En başata ABD ve Çin var.
23. ve 24 sırada 2’şer altınla İran ve Azebaycan var.
Onları da sünni veya Vahhabi- Selefi islam içinde değerlendirmek mümkün değil.
Şunu demek istiyorum.
Bilimden ve akıldan koptuğunuzda insanın bu dünya hırsını ve bu dünya başarı isteğini pasif hale getiriyorsunuz.
İslamın yaşam felsefesini tam benimsemiş bir birey kendisini bu dünyanın başarıya giden işlerinden ziyade arzu ettiği öbür dünyanın cennetine gitmek üzerine kurduğu için bu dünya başarıları geri plana düşüyor.
57 tane müslüman ülkenin her alanda yerlerde sürünüyor olmasını başka bir sebebe bağlamak mümkün değil.
Çünkü her ülkenin insanı bilimsel temeller üzerinde spor yaparsa ve çağın geldiği teknik gelişmeyi bilimsel sporla birleştirirse başarısız olması mümkün değil.
Bakın bizde de tek tük başarılı olan gençler var.
Arka planına baktığımızda seküler aileleri ve özel şirketlerin sponsorluğunu görüyoruz.(Güreş, judo, tekvando dışı alanlar)
Örneğin Mete Gazoz ve Kuzey Tunçelli.
Bu çocuklardan Mete Gazoz’un ailesini çok iyi tanıyorum.
Annesi ve dayısı benim mühendislik ofisimde çalışmıştı.
Bilime ve bilimsel gelişmelere kulak veren çağdaş, modern bir aile.
Aynı durum kuzey Tuçelli için geçerli.
Kuzey Tunçelli daha on altı yaşında.
İlerideki yıllarda siyasal islamcıların ve çağ dışı tarikatların eline düşmezse bir sonraki olimpiyatlarda mutlaka altın madalya alacaktır.
Çünkü on altı yaşında dünya devleri arasında yüzmede beşinci olmak çok kolay değil.
Sonuç olarak son yirmi yıl, ondan önce tam kırk yıl siyasal islamcılar ve tarikatlar ülkedeki her bilimsel alanı ve Atatürk devrimlerinin aydınlık yüzünü karartmak için her şeyi yaptılar.
Bundan dolayı her alanda dünyanın gerisine düştük.
Üniversiteleri mahvettiler.
Bu kafaların egemen olduğu bu ülkede bir sonraki olimpiyatlarda 62.sırayı bile görmemiz mümkün değil.
Çünkü siyasal islamın ve gerici çağ dışı islam anlayışının egemen olduğu bütün ülkeler gericiliğin kör kuyusuna düşmeye mahkumdur.