Ölüm özlemiyle yaşamak.
Evrensel düşünen ve insancıl değerlere sahip bir insan bütün dünya halklarını kardeş görür.
Böyle görebilmek için öncelikle din bağnazlığını, ırkçılığını yok etmesi gerekiyor.
Sonrasında ise ve eşitlikçi, paylaşımcı bir kafa yapısının olması gerekiyor.
Hani tartışma şu ya.
”Suriyeli Arap benim kardeşim mi?”
Sıkıntı nerede?
Elbette masadaki ekmekte, ekmek küçük.
Suriyeli geldi ekmek daha da küçüldü.
Bu gün batı ülkelerinde yabancı düşmanlığının artmasının ve ırkçı partilerin büyümesinin nedeni de bu.
Sofradaki ekmek küçüldü.
Bana kalsa dünyada insanları birbirinden ayıran ve düşman eden dinlerin, ırkların ve dillerin ortadan kaldırılıp tek bir kültürün egemen olduğu, sınırların ortadan kalktığı, dünya kaynaklarının bütün halklar tarafından eşit paylaşıldığı, ekmek kesmek için bıçak hariç bütün silahların yasaklandığı bir dünya olsun isterim.
Bu gün bu duygularla herkese kardeş demek herkesi sevmeye hazır bir kafa yapım var.
Bu düşüncenin ütopya olduğunu da biliyorum.
Bu ülkeye tam iki yüz yıldır ve daha öncesinde de Yahudiler İspanya’dan gelmiş.
Bizim ülkemiz belki de dünyada ırk denilen (Türk,Kürt,Laz,Çerkez….V.b) yapının en çok olduğu ülke.
Tam yüz yıldır bu kozmopolit yapı(Bazı iç kargaşalar olmasına rağmen) kardeşçe yaşamaya devam ediyor.
Biz Suriyeli ve Afganla da kardeşçe yaşarız sıkıntı ülkeyi yönetenlerin eşitlikçi bir bakış açısı içinde olmayışı, sofradaki ekmeği büyütememesi, olan ekmeğin çoğunu kendisinin alması, dinler üzerinden ayrımcılık yaparak sünniler üzerinden ayakta kalmayı seçmiş olması.
Ayrıca ırklar arasında çatışma kültürü yaratarak bir ırk ve mezhep üzerinden iktidar olmayı seçmiş olması en büyük sıkıntı.
Kayyım ataması bunun en güzel örneği.
Siz bakmayın onların söylemlerine.
Hani diyorlar ya ”Yaradılanı severiz yaradandan dolayı.”
Oysa o söylem şöyle olmalı ”Yaradılanı severiz ama bana benzerse ve benim gibi olursa yardandan dolayı severiz.”
Bir de yaradan yarattığını neden kendisi gibi zenginlik mertebesinde yaratmıyor onu da sorgulamaları gerekir.
İşte bu bakış açısıyla bu ülkede ne huzur olur, ne kardeşlik olur, ne de birlik beraberlik olur.
Geçmişte Alevi sünni üzerinden, Türk Kürt üzerinden çatışmalar çıkararak iktidarlarını sürdürdüler.
Önümüzdeki elli yılda Suriyeli, Afgan, Kürt, Türk ayrışması yüzünden huzursuz, kavga eden ve iç çekişmeler gebe bir ülke olacağına doğru gidiyoruz.
Ülke içinde halklar kendi içinde bu kavgayı verirken iktidar sahipleri bu kavga üzerinden iktidarlarını sürdürecektir.
Aklı başında olanlar, eğitimli ve bilinçli insanlar bunu gördükleri için ülke dışına gitmenin yolunu arıyorlar.
Çünkü önümüzdeki elli yıl bu ülkede huzur olmayacağını görüyorlar.
Ve son söz.
Ülkenin halkı bu günde yarında sürünmeye ve çile çekmeye devam edecektir, ölüm özlemiyle yaşamayı seçecektir.