Haziran 18, 2021

PKK bitmez, çünkü…

ile mehmet yüceer

Hadi benim görüşüm önemli değil.

Ülkemizde yaşanan kimine göre Kürt sorunu, kimine göre terör sorunu, kimine göre güneydoğunun ekonomik sorunu ve ihmal.

Adına siz ne diyorsanız deyin ortada önlenemeyen ve ülkenin kaynaklarını çatır çatır çökerten bir sorun var.

Bu sorunun yüz yıllık bir geçmişi örgütlü manada ise elli yıllık bir geçmişi var.

Yani bu sorun can almaya, canımızı yakmaya devam ediyor.

Bu gün HDP ülkenin legal ve meşru bir siyasi partisi ve toplumun her kesiminden oy alıyor ama omurgasını Kürtler oluşturuyor.

Yani en çok oyu Kürtlerin yoğun yaşadığı iller veriyor.

Ne derseniz deyin güneydoğuda yaşayan ailelerin içinden mutlaka en az bir kişi PKK örgütüne katılmış ya ölmüştür ,ya da dağlarda, Suriye’de, Irak’ta, İran da yaşamına devam etmektedir.

Bu gün bir PKK’ lı öldüğünde HDP’ de siyaset yapanların akrabaları olması gayet normal.

Çünkü PKK’ nın örgüt kaynağı Kürt gençleri ve fakir, zengin farketmiyor doğu, güneydoğuda yaşayan ailelerin çocukları.

HDP’ de siyaset yapan milletvekillerinin veya yöneticilerin mutlaka bir akrabası PKK içindedir bu yadsınamaz yalın bir geçek olarak önünüzde durmaktadır.

Bu gün Diyarbakır’da üç yüz elli bin genç işsiz, bu gençler bir de geçmişten gelen Sedat Peker’in n bile anlattığı, anladığı, b..k yedirme, ev yakmalar, köylerin yakılması, boşaltılması, faili meçhul cinayetler, bir çok insanlık dışı eylemleri dinleyerek büyüdü.

İşte bu gün güneydoğudaki Kürt gençleri son kırk yıldır bu dramatik anlatımların ve gerçeklerin beyinlerine kazınmasıyla yetişti.

Bütün bunlar olurken, HDP eş genel başkanları ve binlerce yöneticisi ve belediye başkanı hapiste olacak, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ dört yıldır hapiste yatıyor ve henüz iddianameleri hazır değil.

Siz Kürt olsanız, HDP’ li olsanız ne yaparsınız?

Bu kadar zulüm, haksızlık ve hukuksuzluğa maruz kalmış insanların partisi olan HDP’ de olsanız ne yaparsınız?

Elbette isyan edersiniz, geriye bırakacak bir geçmişiniz işiniz, gücünüz, çocuğunuz yoksa PKK’ ya katılırsınız.

İşte bu gün PKK’ nın büyümesinin ve yok olmayışının altında bu acı ve kanla yazılmış hikayeler, dramatik olaylar yatıyor.

Bu gün biz burada istediğimiz kadar hamaset yapalım, vatan, millet dombraları besteleyelim,

Kürt düşmanlığına devam edelim, kuzey Suriye de Kürt devleti kuruluyor değil, kuruldu.

Şunu hepimiz biliyoruz ki, artık PKK’nın güneydoğu dağlarında dolaşmasına gerek kalmadı, kuzey Suriye’deki PYD/YPG yapısı içinde en az otuz bin kişi legal orduda silahlanmış durumda.

Bunu ben biliyorsam, devletim, yüce devletim! elbette biliyor olmalı.

Cılız seslerle ”PYD ,YEPİCİ !,terör örgütüdür demek tamamen bir tiyatro, Kuzey Irak’ta nasıl ki bir Kürt devleti kurulduysa, (nerde kaldı kırmızı çizgiler, petrol ticareti ve yeşil dolarlar gelince kırmızı çizgiler yeşil çizgiye dönüştü) Kuzey Suriye’de de kuruldu ve bizim ülkemiz hiç bir şey yapamıyor sadece seyrediyor.

Bu gün içeride Kürt hareketi HDP içinde kendisini demokrasi içinde(Ne kadar kaldıysa) anlatmaya çalışıyor fakat Kürt sorunundan beslenen bir yapı bunun bitmesini istemiiiiiiyoooooooooooooooooooooor.

Çünkü hem ekonomisini, hem silah ticaretinden elde ettiği yüksek gelirleri, hem de ülkenin kaynaklarının büyük bölümünü PKK terörüyle mücadele ediyoruz diye çok rahat harcayabiliyorlar.

İçeride de kim muhalifim diye konuşuyorsa, kim öne çıkıyorsa ”Sen PKK’ lısın” aparatıyla basitçe hemen tutuklanabiliyor ve yıllarca hapislerde kalabiliyor.

PKK bu gün basında, medyada bile tartışma programlarında sıkışan yandaş gazetecilerin kullandığı çok kolay bir argüman olarak duruyor.

Kim sıkışıyorsa karşısındakini ”Sen PKK’lısın, terörü destekliyorsun” diye suçlayıp ağzı sulu bekleyen kitleler önüne atılabiliyor.

Yani PKK aparatı ülkenin muhalefetini susturmak için kullanılan ucu sivri bir sopa olarak kullanıldığı için PKK bitirilmeeeeeeeeeeeeeeeeeeez.

Daha dün genç yaşta HDP’de il örgütü binasına anasının işine bir günlüğüne gelen gencecik bir genç kız beş tane zeytin, bir domates, bir kaç dilim ekmeğinin başında ilkel milliyetçilik duygularıyla, afyonlanmış insanlık düşmanı bir kişi tarafından katledildi.

Kınasan ne olur, kınamasan ne olur elli yıldır kınadın ne oldu hiç bir şey…

Ülkenin tamamında en az elli bin kişi bu şekilde öldürüldü.

Bunun içinde ayırmadan söyleyelim ölenler bu ülkenin insanlarıydı.

Bunlar askerdi, polisti, sivildi, Kürt’tü, Türk’tü ama insandı.

Neden öldüler?

Uzatamayalım, Kürt sorunu/terör sorunu/güneydoğu sorunu denen bu can alıcı ve ülkede kandan beslenenlerin bile anlamadığı ama son günlerin popüler bilirkişisi Sedat Peker bile anlamış olması, ülkemin siyasetçileri için utanç kaynağı olarak kayıtlarda duruyor.

Siz siyasetçiler, bu ülkenin bu sorununu çözmek isteseniz bir saatlik bir kararla bu işi çözersiniz ama siyaset bundan beslenildiği için çözülmek istenmiyoooooooooooooooooooooooooooor.

Dışarıda, dağda, taşta, uçurumda PKK’ lı öldü, leşleri toplandı, onlar leş, içeride askerimiz şehit oldu söylem şu.

”Şehitlik ne yüce makamdır, siz şehit ana babaları ne mutlu sizlere ki ki şehit anası, babası oldunuz, cennetin kapıları size sonuna kadar açıldı” kalıp söylemleriyle ver gülüm, al gülüm ekonomisiyle kardeşçe yaşayıp gidiyoruz.

Bunu söyleyenler çocuklarını askere göndermezler, o ulu makama çocuklarının ulaşmasını istemezler, bu bile bu şehitlik makamı söyleminin fakir fukarayı, cahil bırakılmış kitleleri, ne kadar içi boş ve insanımızı kandırmak için kullanılan ütopik bir kavram olduğunu göstermiyor mu?

Hala bunu anlamadınız mı?

Güzel ülkemin, güzel insanları ne mutlu sizlere ki böyle kutlu, ulu bir ülkede yaşıyorsunuz, ne mutlu sizlere ki her gün kandırılıyor, her gün soyuluyorsunuz, fakir düşüyorsunuz, cahil kalıyorsunuz, ne mutlu sizlere ki camileriniz açık, ezanlar susmuyor, bayrak inmiyor.

Ne mutlu sizlere ki sizi kandırmayı sürekli becerebilen, hem de bir kere değil beş kere, on kere kutlu siyasetçiler tarafından yönetiliyorsunuz.

Ne mutlu sizlere ki bu ortamın yaratılmasına sebep olan da sizlersiniz.