Nisan 10, 2024

Ramazan bayramı.

ile mehmet yüceer

Bayram gelince nedense hüzünlenirim.

Sebepleri çok uzun.

Bu bayramda aynı duygular içindeyim.

Çünkü arayacağım bayramını kutlayacağım kan bağım olan hiç kimsem yok.

Ailenin en küçüğüyüm.

Ablalarım öldü, babam, anam öldü, abim öldü.

Amcalarım yok, dayılarım yok bir kişi var o da çok uzaklarda.

Halam, teyzem yok.

Kısacası sabah kalktığımda alo diyerek veya yanına giderek bayramını kutlayacağım hiç kimsem yok.

Hüzünlenmeme bu duruma düşmüş olmamın da etkisi var.

Çocukluğumdan bu yana duygularım hep bu yönde.

Hani diyoralar ya ”Bayram benim neyime…”

Gene de hayatı sevmek ve dört elle sarılmak hatta her günü bayram gibi yaşamak gerekiyor.

Çocuklarım ve torunlarım var, merhaba diyeceğim derin sohbetler yapacağım arkadaşlarım dostlarım var.

Bütün bunlar bayramın hüzünlü olmasının önüne geçen etkenler.

Ne olursa olsun hani Sıgmund Freud’ün çocuklukla ilgili öngörülerini de unutmak mümkün değil.

Şehirlerde yaşamak bayramın bayram gibi kutlanmasının önündeki en büyük engel.

Köy yaşamında bayram namazı sonrası insanların bayramlaşması eş, dost, akraba ziyaretleri olması hala çok yaygın ve geçerli.

Büyük kentlerde ise bu adet ve gelenekler gitgide azalıyor.

Çünkü dokuz günlük bayram tatilleri gençleri tatil yörelerine veya köyüne gitmeye zorluyor.

Akraba eş dost ziyaretinden ziyade tatil ve dinlenmek daha ağır basıyor.

Toplum değişiyor dönüşüyor ve bunun önünde hiç kimse duramıyor.