SAVAŞ VE BARIŞ.
1979 yılında üniversite öğrencisi olduğum İDMMA(İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi) 1980 darbesinden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi olan okulda Kürt gençleri genellikle solun farklı fraksiyonları içinde yer alırdı.
Bizim bazen duyduğumuz şu kelime oluyordu….”Apocular.”
İşte o Apocular o yıldan bu güne tam sayı bilinmese de elli bina yakın insanın ölümüne neden oldu.
O yıllarda devlet istesydi Apocular denen bu harketin önünü kesebilirdi.
Madem Kürt sorunu diyorsunuz, o günden itibaren Apocular Kürt sorunundan beslenerek büyüdüler ve PKK (Kürdistan İşçi Partisi-Partıya Karkeren Kurdistane)) adını aldılar.
Tam 46 yıldır PKK üzerinden ülkenin kaynakları boş yere harcandı.
PKK’ nın varlığından beslenen partiler oldu.
Sırf PKK’ ye küfrederek oy alan,iktidar ortağı olan partiler oldu.
Koruculuk sistemi üzerinden büyük paralar kazanan aşiretler ve toprak ağaları oldu.
Binlerce Kürt köyü boşaltıldı yakıldı yıkıldı.
PKK’ye ve Türk ordusuna silah satan buna aracılık edenler büyük paralar kazandı.
Güneydoğu illerindeki GAP projesi engellendi ülke çok şey kaybetti.
Doğu ve Güneydoğu da yaşayan nüfus batı illerine göç etti sosyal sorunlar büyüdü.
İşte tam kırk altı yıl önce insanlar ölmeden bu işi durduracak olanlar 27 şubat 2025 günü ”BARIŞ” dediler.
APO PKK’ ya ”silahı bırakın” dedi. Onlarda ”Emredesiniz” dedi.
Bu iş bu kadar kolay gibi görünse de hiçte böyle olmadığını pandoranın kutusu açılınca göreceğiz.
Bunun adına BARIŞ dediklerine göre savaş varmış ki barış olmuş diyebiliriz.
Arka planda ne oldu bilen yok.
PKK ne aldı,devlet ne yaptı ki APO barışalım silahları bırakın dedi.
Bunu bilmiyoruz.
Muhalefetim de bildiğini sanmıyorum.
Gene kapı arkalarında gizli saklı yapıldı, TBMM’ de yasalara dayandırılmadan BARIŞ dendi.
Elbete bunun adı barışsa barışa karşı çıkanın gözü kör olsun.
Ülke kardeşçe çatışmasız bir ortamda yaşayacaksa buna karşı çıkanın aklından zoru olması gerekir.
Dolayısıyla eğer Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki gergin ortam kırk altı yıl sonra bitecekse, orada fakirlik, yokluk, yoksulluk azalacaksa, herkes huzur içinde işine gücüne dört elle sarılacaksa bu barışı kim başarıyorsa tebrik etmek her aklı başında yurttaşın görevi olmalıdır.
Sadece şunu sormak isterim.
Ölmeden barış olmuyor mu?