Sayın Erdoğan’ın ölümünü isteyenler.
Dün sosyal medyada Sayın Erdoğan’ın ölümü üzerinden güzellemeler yapanların insanlık sınavında sınıfta kaldıklarını gördük.
Ne olursa olsun siyaseten karşı olduğun bir insanın ölümünü istemek, onun ölümü halinde ülkenin kurtulacağını ima etmek, yazmak vicdan yoksunluğudur, acizliktir, yetersizliktir.
Bu şu demektir; ” Sen yaşadığın sürece seni sandıkta, demokratik yollardan yenemiyoruz, koltuktan düşüremiyoruz, en iyisi sen öl de öyle amacımıza ulaşalım. ”
Bunu yapanlar ” Ben senin karşında çaresizim, güçsüzüm hatta ben insan değilim ” diye bağırmıyorlar mı?
Açıkça kendi sosyal medyamda bu tür imalar gördüğüm dört kişiyi takibimden çıkardım.
Şimdi işin siyasi yanına gelecek olursak, ben 1970 yılından bu yana siyaseti takip ediyorum çoğu zamanda içinde oldum.
Bizler Demirel’e, Çiller’e, Turgut Özal’a, Kenan Evren’e karşı olduk, Çiller hariç hepsi öldü.
Onlara karşı olurken yerlerine gelecek herhangi bir siyasal yapıyı halka anlatıp iktidar olabildik mi?
Hayır.
Buna en yakın olan merhum B.Ecevit oldu, o da kıyısından köşesinden iktidara tutundu ve iki denemesinde de başarılı olmasına fırsat verilmedi, soygun düzenini savunanlar oyun üstüne oyunlar kurdu.
Denilebilir ki Ecevit halka kendisini iyi anlatamadı veya başka bir deyişle halk onu anlamadı.
Ne olursa olsun halkımız soldan yana siyaseti yani emekten, sosyal adaletten, eşitlikçi, özgürlükçü demokrasiden yana olan siyasetçilere sıcak bakmadı.
Peki bugün de öyle değil mi?
CHP soldan, emekten yana siyasetin sözcülüğünü yapıyor ama ama oylar %30′ u geçemiyor. (Anketlere göre)
Bu durumda şöyle mi denilecek?
Halkımız bizi yetmiş yıldır anlamadı, bugün de anlamıyor.
Başka bir deyişle CHP halka kendisini anlatamıyor.
Yani bugün Sayın Erdoğan’ın ölümüyle iktidar değişimi bekleyenlerin ve onun ölümünü bir kurtuluş gibi görenlerin zavallı insanlar olduğunu ve gerçek fotoğrafı göremediklerine inanıyorum.
Dedim ya, Özal, Demirel ve vahşi kapitalizmin savunucuları öldü de ne oldu?
Daha koyu ve acımasız vahşi kapitalizm savunucuları onların yerini almadı mı?
Sayın Erdoğan ölünce ne olacağını sanıyorsunuz ki, vahşi kapitalizm ülkede dimdik ayakta devam edecek ve belki de ondan daha da acımasız bu sistemi savunan başka birisi gelecek.
Yani sen bu sistemin değişmesi gerektiğini, sosyal adaletin ve özgürlükçü demokrasinin kurtuluş olduğunu ve bunun yolunun da demokratik, özgür seçimler olduğunu halka anlatamıyorsan, hala halkın %70’i senin söylediklerine inanmıyorsa esas problem sen de değil mi?
Sayın Erdoğan ölecek kurtulacakmış.
Hadi canım sen de.
Sistem ve düzen, yani soyguncu vahşi kapitalizm devam etiğinde yüz tane Erdoğan çıkıverir ve sen gene mahcup olursun.
Çünkü yetmiş yıl bunun böyle olduğunu gördük, yaşadık.
Sonuç olarak soldan yana olanlar, emeğin iktidarını savunanlar bu halkın ancak %30’u senin hakça ve insanca bir düzen söylemine karşılık veriyor, o halde ben eksikliği halkta bulanlardan değilim, eksikliğin sol iktidar modellerini halka anlatamayan siyaset olduğunu düşünüyorum.
Bundan dolayı ölü seviciler, şimdiden helvayı kavuranlar, güneş doğuyor diyenler, mezar kazıcılar şunu bilin ki, Sayın Erdoğan öldüğünde bu sistem başka bir Erdoğan’ı çıkarır ve senin yetmiş yıldır hayalini kurduğun soldan yana, emekten yana iktidar talebi hevesini kursağında bırakıverir.
Sayın Erdoğan’ın inandığı Tanrı ve kitap ne diyor?
” Her canlı ölümü tadacaktır ”
O halde onlar da, onların karşısındakilerde ölümü tadacaktır.
Bugün helva kavuranlarda ölümü tadacaktır.
Ülkenin kurtuluşunu Sayın Erdoğan’ın ölümünde arayanların ise zayıf, yetersiz ve acımasız karakterler olduğunu düşünüyorum.
Yüreği yeten insan halkın olurunu alır ve sandıkta Sayın Erdoğan’ı sandığa gömer, mezarı sandığa kazıverir.
Demokrasi de böyle bir şeydir.
Evet helvayı kavuranlar dün ve bugün Sayın Erdoğan ölmediğine göre, soğumasın oturun helvanızı siz yiyiverin.