Sen yazmazsan ben yazmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…

Nazım bu gün yaşasaydı sanıyorum şöyle bir şiir yazardı.
Sevgilim bunlar var ya bunlar emeğe düşman.
Çiçeğe,böceğe,dağa, taşa,ormana düşman.
Köylüye, çiftçiye,aydına,öğretmene düşman.
Zengine dost fakire düşman.
Cahile dost bilene düşman.
Üniversiteye,okuyana, yazana, düşünene düşman.
En önemlisi de mizaha düşman .
Bunlar kötülüğe dost, iyiliğe düşman, dinciye dost dindara düşman.
Gelişmeye, sevişene, dostluğa,barışa , gülene düşman.
Sevgilim bunlar var ya, sana bana insanlığa düşman.
Bunlar kim diye sorma sevgilim onları tarif etmek için kelimeler kifayetsiz cümleler aciz …
Bir de “bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp yok olup gidecekler” demiştin ya olmadı büyük ozan tam yetmiş yıldır dim dik ayaktalar.
“Bunlar” kim?
Onu da siz bulun.
Büyük ozan umudu soracak olursan hala fakirin ekmeği olmaya devam ediyor….‐
——–‐—————————————–Bir de “içeri girerim” diyerek korkanlar var, kıyıdan köşeden ürkek çekingen yazanlar var. Bir de korkudan tam sinen, haksızlıklar karşısında susan, masa başında ise aslan kesilen, iki kadeh atınca bıraksan devrim yapacak tipler var ki ;Korkmayın girenler anlatıyor içerinin dışarıdan rahat olduğunu söylüyorlar. Ha bir de “Korkma sönmez …” diyor ya 12 m2 oda, içinde banyo, Wc, çalışma masası, yatak , televizyon. Kira da yok. Ekmek yemek devletten su reisten. Daha ne olsun ki…Magazinsiz olmaz…Bir de “Silivri soğuktur” diyen dinbaz bir kadın vardı ya, eski kocayı boşamış yeni kocaya gitmiş. Ayrıca hizmetlerinin karşılığı olarak yalıya taşınmış. Son cümle ” Sen yazmazsan ben yazmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.