Şeriat mı, demokrasi mi?
Çarşaflı bir kadına zincir vurulması çarşaf, başörtüsü, türban tartışmasını tekrar alevlendirdi.
Bu mesele iki yüz yıldır bu coğrafyanın ve de İslam coğrafyasının içinden çıkamadığı bir gayya kuyusudur ve kuyu derinleşerek devam etmektedir.
Bu ülke, ABD, Kanada, İngiltere gibi ileri demokrasinin, özgürlüklerin hakim olduğu bir ülke olana kadar bu tartışma bitmeyecektir.
Olur mu? Çok zor.
Birinci Meşrutiyetten(1879) bu yana uğraşıyoruz olmadı.
Çünkü siyasal İslamcılar artık 1879′ un da gerisine hatta altı yüzlü yılların anlayışına dönelim diye Ali Erbaş’ın kişiliğinde düğümlenen çıkışlar yapmaya devam ediyorlar.
Onlara göre ülke kuranın emrettiği gibi şerri hukuk sitemiyle yönetilecek, bütün kadınlar kapatılacak, sosyal yaşamın dışına itilecek, el ayak kesilecek, idam olacak.
Kadın kapanmasının bir çok şekli var, kadın nasıl kapatılacak?
Talebanın istediği gibi burka mı, Anadolu örtünme şekli mi, türban mı, kara çarşaf mı?
Bugün ülkede ki siyasal İslamcılar bu konuda da tek bir noktada buluşmuş değiller.
Kuranı bilen ve söz sahibi olan bir çok ilahiyatçıya göre kuranda kadının kapanmasını emreden bir ayet yok.
Diğer dincilere, siyasal İslamcılara göreyse ”Sadece kurana bakarak Müslüman olmak mümkün değil, bizim yol göstericimiz ve gerçek Müslüman oluşumuzun yolu hadisler ve fıkıh olmalıdır. Buraya bakarsak kadın çarşafla kapanmalıdır”
Benim yorumum ise ise şöyle: ”Kuran anayasadır, hadisler ve fıkıh ise kanunlar ve yönetmeliklerdir. Kanun ve yönetmelikler anayasaya aykırı olamaz. Eğer kuran da kadın kapanmasına ait ayet yoksa yoktur ve kadının kapanmasını dayatmak baskıdır, zulümdür, Arap adetlerinin bu topraklara dayatılmasıdır.”
Yani bugün bu ülkede siyasal İslamcılar iktidar da görünüyor olsalar bile, altları boştur ve halkın büyük çoğunluğu (en az %85’i) siyasal İslam ve şeriatla yönetilmeye karşıdır.
Sayın Erdoğan kırk yıldır ”Elhamdülillah ben şeriatçıyım” der.
Bugün kafasındaki şeriat yönetiminin ne olacağını açık açık hülle, hile yapmadan açıklasın oyu %15’in altına düşecektir.
Bugün mevcut anayasa ve teamüller ortadan kalkmış olsa, iddia ediyorum bugün AKP eliyle devleti parsel parsel bölüşen tarikatlar tıpkı Sovyet işgali sonrası Afganistan gibi birbirlerini boğazlayacaktır.
Devletin bütün olanaklarını kullanan tarikatların da rahatça bu kaynakları kullanmalarını Laik Demokratik Cumhuriyetin onlara verdiği özgürlükler sağlamıştır.
Kuracakları düzende kadının kapanması konusunda bile anlaşmaları mümkün değil.
Üstelik idolleri, baş tacı ettikleri Abdülhamit bile çarşafı yasaklamıştır.
Abdülhamit’in yasaklama sebebi bugün de geçerlidir.
Halkımızın İslamın masumiyetine vermiş olduğu değer sayesinde çarşaf istismarıyla bir çok hırsızlığın, kuyumcu soygunun yapıldığına hepimiz şahidiz.
Bütün bunlar ortada dururken ne yapılmalı?
Siyasal İslamcılar ve şeriat isteyenler artık şunu anlamalı.
Tek çözüm laik, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve de emekten yana bir düzen kurup, kadını ekonomiye katmak, herkesin bu şemsiye altında istediği gibi yaşamasına izin vermek.
Erbakan’ın kızının ABD’ye yerleşmesi ve de ülkeyi yönetenlerin çocuklarını batıda okutması ve de gelinlerinin ABD’ de doğum yapması, popüler kültürün öncülüğünde şeriat diye yanıp tutuşanların çocuklarını İmam Hatip yerine Notre Dame De Sion’a yazdırmaları.
Aslında onlar gerçeği gördüler ama sömürdükleri, sırtlarından zengin oldukları, iktidarda kalma sebepleri olan sosyal cehaletin egemen olduğu fakir fukaraya gerçekleri göstermiyorlar.
Yani çarşaf giyende, bikini giyende aynı şemsiye altında ve de özgürlük içinde birbirlerine saygılı bir şekilde yaşadığı bir barış ortamını kurmak.
Eğer bugün dinci ve siyasal İslamcı laik, demokratik, özgürlükçü Cumhuriyeti ”Küfür düzeni” olarak görüp, kadının çarşafa girmesini savunuyorsa, Laik Demokratik Cumhuriyet’ten yana olanların da bu anlayışa karşı çıkma ve direnme hakkına sahiptir.
Bu tartışmanın devam ettirilmesi ve kaşınması siyasal İslamcıların ve şeriatçıların öteden beri istediği bir durumdur.
Bundan dolayı kadınları lütfen rahat bırakın, istedikleri gibi giyinsin, istedikleri gibi özgürce topluma karışsın, sosyalleşsin, istese çarşaf giysin, isterse bikini.
İşte bu anlayışın adı özgürlükçü, eşitlikçi, Demokratik Laik Cumhuriyettir.
Bugün Ali Erbaş denilen kişilik, şeriat isteyenlerin vücut bulduğu bir sembol olmuş ve devletin yükü haline gelmiştir.
Belli bir kitle ”Şeriat isteriz” diyorsa, ona karşı olan güçlerin de demokratik kuralların elverdiği ortamda, bu yoksa her şartta direnme hakkına sahiptir.
Bundan dolayı kadının giyimiyle, kuşamıyla uğraşmak şeriatçıların istediği bir iklim yaratır.
CHP’nin kurumsal yapısının bu konuda dün yaptığı açıklama çok doğrudur ve akılcıdır.