Sigara ve alkol.
Gecenin hüznü çökünce uykular kaçınca, geçmişin acı tatlı olayları beyinde fink atmaya başlayınca ne yaparsın?
Yataktan kalkarsın, bir battaniye alırsın salonda televizyonun karşısına geçersin.
Ya kitap okursun, ya sosyal medyada dolanırsın, ya da televizyona bakarsın.
İşte böyle bir gecede Sadri Alışık,Ajda Pekkan,Filiz Akın,Çolpan İlhan’ın oynadığı siyah beyaz 1965 yılı yapımı ”Berduş milyoner” filmini izledim.
Konu filmin ne anlattığı değil.
Filmde hemen hemen her sahnede sigara ve alkolün mutlaka yer alması.
Yani nerdeyse kavga sahnelerinde bile sigara ve alkol var.
Filmi seyreden de sanır ki o yılların insanları koltuğunda şarap şişesi ağzından sigara eksilmiyor.
Neden?
1965 yılında sigaranın ve alkolün insan sağlığına zararlı olduğu bilinmiyor muydu?
Elbbette biliniyordu.
1950 yılından itibaren Adnan Menderes’le başlayan toplumu bozan, dejenere eden emperyalist projenin bir parçası da bu filmilerdi.
Nasıl ki zeytin yağı kötü margarin iyi diye sağlıksız yaşam dayatıldıysa sigara ve alkol de dayatıldı.
Sigara içen ve alkol kullanan bir insana ”bu senin özgürlük alanın istediğini yaparsın” demek akıllı devlet yaklaşımı olamaz.
Devletin görevi yasal ve hukuk içinde toplum sağlığını koruyan kararlar almak, baskı yapmadan toplumu eğitmektir.
O yıllarda toplumun %70’i kırsalda yaşıyordu ve şehirlere gelenlerde hala köylülüğünü şehirde sürdürüyordu.
Şehre gelen insanların eğitim düzeyi çok düşük olduğu için onlar dejenere yaşam koşulları dayatıldı ve daha kolay kabul ettirildi.
Sadece şunu söylerim bu gün yaşadığımız bütün kötülüklerin tohumunu Adnan Menderes denen toprak ağası ekmiştir.
Ondan sonra gelenler ise sorunların büyümesine neden olmuşlardır.
O günlerde ergen ve genç olanlar sigara içerdi.
Sigara içmeyeni adam yerine bile koymazladı.
Örneğin ben 12 yaşında sigarayla tanıştım.
Fimii seyredereken bunları düşündüm.
Bir yandan da 1965 yılının tertemiz talan edilmemiş, hırsız siyasetçinin, bürokratın ve müteahhidin henüz İstanbul’a dadanmadığı İstanbul’u gördüm.