Siyasal körlük.
İstanbul da yaşayan bir dostum, arkadaşım, hemşerimle sohbet ediyoruz.
Kendisi koyu AKP ve Erdoğan hayranı.
Konuştuğumuzda fiyatların pahalı oluşunu kabul etmekle birlikte iktidarın hiç bir suçu olmadığını söylüyor.
Yani savunduğu siyasal yapıya toz kondurmuyor.
Bizler ise bir siyasi yapıyı desteklerken o siyasi yapının yanlış yaptığını, onun değiştirilemez, eleştirilemez bir yapı olmadığını kabul ederiz.
Yanlış yapıyorsa yanlış olanı söyleriz.
Bu arkadaşım sosyal medya hesabından köyüne gittiğini ve yıllardır ekmediği, biçmediği tarlasına soğan patates ektiğiyle ilgili görüntüleri paylaştı.
Aradım kendisini yaptığı işin çok iyi olduğunu keşke ”Toprağı olan herkesin senin gibi boş arazileri ekse iyi yapmışsın” dedim.
Sonrada sordum.
”Nereden ekmek aklına geldi.”
Dedi ki ”Abi nüfusumuz fazla, İstanbul fiyatlarıyla yaşamamız çok kolay değil, hiç olmazsa buradan belli giderlerimizi toprağımızdan daha ucuz elde ederiz diye düşündük.”
Hiç bir yorum yapmadım, tekrar çok iyi yaptığını söyledim.
İşte biz buna siyasal körlük diyoruz.
Bugün ülkemizin en büyük problemi bu siyasal körlük.
İnanmış olduğu dine, peygambere en küçük eleştiriye tahammül edemeyen insanlar buradaki canlı refleksini ve duyarlılığını tuttuğu partiye de yapıyor.
Yani inandığı din ve peygamber eşittir inandığı siyasal yapı ve lideri algısı hastalığı çok yaygın.
Oysa insanların bir siyasi görüşü olabilir ama ölene kadar aynı partiye, aynı siyasi yapıya siyasal körlük derecesinde bağlı olmak en büyük sıkıntımız olarak görülüyor.
Bugün hayat çok pahalanmıştır, insanlar çarşıya, pazara elini uzatamaz haldedir.
Bunun sorumlusu da sayın Erdoğan’ın temsil ettiği AKP iktidarıdır.
Bunun başka bir açıklaması olabilir mi?
Kral çıplak değil çırılçıplak artık bunu görüp kabul etmek gerekmiyor mu?
Çözüm mü?
Onu da halk sandığa gittiğinde kendisi bulacak.
Bulamazsa bu fiyatlarla yıllarca sürünmeyi göze alacak.
Elbette ben de dahil.