Siyaset ve ihanet.
Bir arkadaşım telefon etti ”Yıllardır siyasetin içindesin, tecrübelerin var, bir çok konuda bilgi sahibisin neden milletvekili adayı olmuyorsun” dedi.
Ona dedim ki, ben siyasetin en zor ve meşakkatli yeri olan ilçe başkanlığı, il başkanlığı, il yöneticiliği ve meclis üyeliği yaptım.
Burada edindiğim tecrübelerden şunu gördüm.
Siyaset bizim ülkemize çok kolay değil.
Bir kere ihanete uğradığında hayal kırıklığı yaşamayacaksın.
Sürekli zaman ve zemine göre pozisyon alacaksın.
Pozisyon değiştirmekten yorulmayacaksın.
Senden bir adım önde olan insanlara sürekli yağ çekeceksin.
En yakınında canım cicim ilişkin olduğu dostlarının ihanetinden sonra hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam edeceksin.
Seçime girmeye on beş saat kala ”senin yanındayım” diyenlerin on saat sonra yön değiştirmiş olmalarından dolayı hayal kırıklığı yaşamayacaksın.
Almış olduğun görevleri yaparken önce memleketim, sonra partim, sonra ben sıralamasını önce ben ,sonra partim, sonra memleketim şekline sokacaksın.
Sana ihanet eden ve senin arkandan her türlü dedikoduyu yaptığını bildiğin insanlarla biraraya geldiğinde hiç bir şey olmamış gibi davranmayı becerebileceksin.
Bir gün önce ağzına gelen her türlü hakareti söyleyenlerin bir gün sonra sadece basit çıkarlar uğruna kol kola girdiklerini normal karşılayacaksın.
Yol aldığın arkadaşlarının yolun en kritik yerinde yanından çekip çıkmasına ve karşına geçip hiç bir şey olmamış gibi davranmasını içine sindirebileceksin.
Daha bir çok olay ama en önemlisi ben milletvekili olmak istiyorum diyerek birilerinin kapısına gidip eğilip bükülmeyi de becerebileceksin.
Ben bu yaşıma kadar aldığım ve yaptığım bütün görevleri ”bu işi sen yaparsın” diyenlerin davetiyle yaptım.
Bu yaşıma kadar hiç kimseden görev istemedim, kimseye yağ çekmedim, el etek öpmedim.
Esin kaynağım da 1972 yılında Bülent Ecevit’in İsmet İnönü’ye söylediği şu cümle olmuştur.
”Bizler özgür bir partinin özgür bireyleri olarak mı yaşayacağız yoksa kapı kulu mu olacağız”
Gerçi DSP sürecinde bu söylemlere uymayan bir çok olayla karşılaştığım için çok büyük hayal kırıklıklarım da oldu.
Hele bu yaşımda bahsi geçen durumları yaparak milletvekili adayı olmak bana göre bir durum değil.
Yukarıda söylediklerim benim görüşlerimdir ve gözlemlerimdir.
Bugün aday olanların da aynı durumla aday oldukları konusunda bir iddia sahibi değilim.
Bundan dolayı siyasette bir yerlerde olmak yerine bir yerlerde olanların ve doğru bulduğum insanların arkasında onları desteklemeyi tercih ediyorum.
İnandığım siyasi partinin iktidar olmasını desteklemek yapabileceğim en onurlu iş olarak görüyorum.
Bu şekilde yaparak kendimi daha özgür, daha huzurlu ve daha mutlu bir yurttaş olarak hissediyorum.
Bundan dolayı sayın Kılıçdaroğlu’nu ve Millet İttifakını destekliyorum.
Milletvekili adayı olan dostlarımın amaçlarına ulaşması için destek oluyorum.
Ben siyaseti uslanmaz bir idealist olarak yaptım.
Bu yaşıma kadar ne belediyelerden, ne bir kamu kurumundan bir iş almadım.
Hiç kimsenin diyeti altına girmedim, kimsenin diyeti altında yaşamadım.
Hatta mühendis olarak 1984 yılından bu yana çıkan imar aflarından dolayı mühendis olarak bir tane dosya bitirip beş kuruş kazanç elde etmedim.
Bundan sonra da demokrasiden, özgürlükçü sol anlayıştan, kadın haklarından,
evrensel temel insan haklarından,
laiklikten,
hak, hukuk, adaletten,
tarikatlara,
gericiliğe ve siyasal İslamcılığa karşı olan,
emekten,
ezilenden yana olan,
Atatürk devrimlerinin getirdiği çağdaş Cumhuriyet değerlerinden özgürlükçü demokratik Cumhguriyeti savunanlardan,
bu değerleri savunan yapılar içinde yer almaya ve destek olmaya bir yurttaş olarak devam edeceğim.
Bunu yapmak için milletvekili olmaya veya bir yerlerde olmaya da gerek görmüyorum.