Siyaset yoluyla ülkeyi soyan muteber insanlar…!
Bizim ülkemizde ayakların baş, başların ayak, önemsizlerin önemli, bilgisizlerin bilgili olmasını sağlayan kurumun adına siyaset…Politika diyoruz.
Ben öyle insanlarla karşılaştım ki siyasette çok önemli yerlere gelmiş olmasına rağmen hayatı boyunca bir tane kitap okumadığını gördüm.
Çok önemli siyasi bir görevde olmasına rağmen dilekçe yazamadığını, önerge yazacak bilgiye sahip olmadığını gördüm.
Bundan dolayı Yunan filozofların ve Aysun Kayacı’nın söylemlerine sarılmanın haklı olduğu ülkenin adı Türkiye’dir.
Eğer cebinizde paranız varsa siyasete girin kısa zamanda Çok Ünlü Kişi olursunuz; yani ”ÇÜK ”olursunuz.
İşte bu ülkede siyaset kurumu bu halde olduğu için halkın sorunlarına çözüm üretecek birikim ve donanıma sahip olmayan bir sürü önemsiz adam/ÇÜK önemli hale gelir.
Bunun sebebi kamu malının gücüdür.
Yani halkın birikimleriyle oluşan kamu kaynakları çok önemsiz kişilerin bilgisiz ve birikimsiz acımasız vicdanlarına teslim edildiği için halkımız yoksuldur.
Bundan dolayı bu birikimlerin kırıntılarından faydalanmak isteyen yüzlerce hatta binlerce insan elinde yağ kabı seçilen başkanın etrafında dolanmaya başlar.
İşte bu anlayışın ürünü siyaset erbapları ellerindeki devasa kamu kaynaklarını kurmuş olduğu on on beş kişilik dar kadrosuyla yer, içer, harcar kırıntılarını da etrafındaki yağcılarına dağıtır.
Ülkenin ÇÜK’leri sayesinde, ülkenin geldiği yer burası olduğu için halkımız yoksullaşmaktadır.
Halkımız gariptir, kimsesizdir, mahzundur.
Güzel ülkemizin güzel insanları bir bilse ki bu önemsiz insanların o hale getiren ve onu ÇÜK yapanında kendisi olduğunu.
Bir bilse ki yetki ve gücün kendisinde olduğunu.
Bir bilse ki güzel halkımın birlik içinde kendisi gibi olanları oralara getirdiğinde sorunlarının biteceğini.
Bilse ki onun kurtuluşu ne dinde , ne her gün yalvar yakar olduğu tanrısında, her gün yağ çektiği ÇÜK’ de.
Halkımız bir bilse ki göreve getirdiği ÇÜK’lerin oralarda olduğu sürece sürünmeye devam edeceğini.
Bir bilse her şey hallolacak.
İşte ÇÜK’ler halkın bunu bilmememesi için yüzlerce yıldır uyduruk dinlerle ve Allah korkusuyla sahte cennet vaadiyle güzel insanları kandırıp yoksulluğun pençesinde sürüklemiştir.
Kendisi burada muta nikahıyla, uyduruk dini akitlere onlarca gencecik, memeleri yeni filizlenmiş kızlarla birlikte olabilmektedir.
Çünkü zaten onun uydurduğu din dokuz yaşına ulaşan kız çocuklarıyla yatmayı mübah ve helal görmektedir.
Bu dünyada açlıktan kıvranan yoksul insanlara ise öldüğünde kendi uydurduğu cennetinde yetmiş tane huri vadetmektedir.
Uyduruk cennetinde şaraptan ırmakları, süt ve bal akan nehirleri, hurma, üzüm ve zevk sefa vadetmektedir.
Bundan dolayı Gazze’deki aç yoksul çocuk ”Anne hemen ölelim cennette rahat ederiz” diyebilecek hale gelmiştir.
Bunu seyreden bizim ülkemizin uyduruk sahte dindarları ise her gün timsah göz yaşları dökebilmektedir.
İşte bundan dolayı din, Allah, kutsal değerler, milliyetçilik, vatan, şehitlik sömürüyü örtmek için kullanılan kara bir çarşaf haline gelmiştir.
Bundan dolayı halkı kandırmak için örgütlenen din kurumlarına, tarikatlara, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına milyarlarca dolar para akıtılarak halk kandırılmaktadır.
Halkımız bu ÇÜK’lere sahip çıktığı sürece, ülkede milyonlarca insanın yoksulluğu acısı ve çilesi bitmeyecektir.
NOT: ÇÜK deyimin fikir babası sonsuzluğa giden sevgili Bekir Coşkun’dur.