Kasım 15, 2021

Solun iktidarı mı?…Hadi canım sende!

ile mehmet yüceer

İnsan denen canlı geçmişten, yaşadıklarından, olaylardan hiç ama hiç ders almıyor.

Neden bunu dedim?

Yeni kurulan MP’ nin genel başkanı sayın İnce’nin CHP için söylediklerini okuyunca bir anda 1994 yılına gidiverdim.

Benim de içinde bulunduğum DSP seçime girdi o yıl mart yerel seçimlerinde belediye meclis üyesi oldum ve hemen arkasından ilçe başkanı oldum.

O seçimlerde yapılan hataları gördükçe nasıl böyle bir hata yapıldı diye o gün bu gün düşünürüm.

Ne olmuştu?

İstanbul seçimlerinde Refah partisi %25.9 oy almış, Recep Tayyip Erdoğan İBB belediye başkanı olmuştu.

RP… %25.9… RecepTayyip Erdoğan (Siyasal İslamcı. )

ANAP…. %22.4.. İlhan Kesici (Merkez sağ, liberal.)

SHP….%20.3 … Zülfü Livaneli (Sol, sosyal demokrat.)

DYP….%%15.46… Bedrettin Dalan (Liberal sağ. )

DSP ….%12.38 … Necdet Özkan. (Merkez sol, demokratik sol. )

Şimdi bu tabloya bakınca 1994 yılında solun oyları toplamı %33 civarında, sağın oylarını toplayınca %67 civarında.

Tamam bu yerel seçim sonucu ama otuz yıl sonra da solun bütün oyları CHP’ de toplanmış olduğunu kabul edersek oy toplamı hâlâ %30 civarına ulaşamıyor.

O günden bugüne Türkiye’nin seçmen profilinde ve tercihlerinde hiçbir değişim ve yenilenme söz konusu olmamış.

Sebeplerini birçok kez yazdım, bu blog sitede o yazılarım mevcut.

Zülfü Livaneli solun tek adayı olarak girseydi ve DSP aday çıkarmasaydı Livaneli %33 civarında bir oy alır ve R.T.Erdoğan seçimi kaybeder, Livaneli İBB başkanı olur diyenler çok oldu.

Ben de o gün DSP’ ye kan taşıyan genç, tecrübesiz bir siyasetçi olarak, İlçede DSP adayına, İBB’de Livaneli’ye oy vermiştim.

İşte o seçimde 1994 yılında treni kaçırdık ve bir daha da yakalayamadık.

Belki şunu diyenler olabilir, ’31 Mart 2019 seçimlerinde İmamoğlu o treni yakaladı.’

Hayır hiç öyle olmadı, sağın oyu ve de HDP’ nin oyu olmasaydı İmamoğlu o treni gene yakalayamazdı.

Belki o gün sol iktidar olsaydı yerel yönetimlerde halka dönük, halkçı uygulamalarla bugün R.T.Erdoğan’ın yaşadığı siyasi yolculuğu Livaneli yaşayabilirdi.

O gün merkez sağın paramparça olduğu ve siyasal İslam’ın yükseldiği görülerek, o gün sol iki parçayla seçime girdi ve bu günlere gelindi.

Peki olan bitenden, yaşananlardan hiç ders alınmamış gibi hâlâ M.İnce CHP’ ye çakıp duruyor.

”İzmir CHP’ye mahkûm değil ” diye açıklamalar yapıyor.

Gerçekten solum diyen insanların akıl tutulması yaşamasını anlayamıyorum.

Sayın İnce hâlâ bir evvelki seçimde almış olduğu oyun cazibesinden kurtulamıyor.

Aday olursa R.T.Edoğan karşısında kazanacağını sanıyor.

R.T.Erdoğan’ın karşısına Millet İttifakı tek aday çıkarırsa ve yüksek ego sahibi Sayın İnce üçüncü aday olarak mutlaka çıkacaktır, %3-5 civarında oy alacak ve R.T.Erdoğan’ın ilk turda seçimi kazanacaksa bunun nedeni olacaktır.

Çünkü bugün bir puanın hesabı yapılıyor.

Bundan dolayı Sayın Erdoğan %1′ lik gücü olan partileri yanında tutmaya çalışıyor. (Perinçek dahil.)

1994 yılında nasıl ki İBB kaybedildi, nasıl ki 2019 seçiminde Silivri’de DSP aday çıkardı, Silivri kaybedildi (DSP adayı Selami Değirmenci…Bugün Sayın Değirmenci pişman mıdır sormak isterim. ) 2023 yılında da Sayın İnce kesin ilk turda aday olacaktır ama olacakları, olası sonuçları hesap ediyor mu emin değilim.

Peki ben solcuyum, emeğin ve ezilenlerin iktidarını savunanlar neden geçmişten, olaylardan, olanlardan ders çıkaramaz ve sürekli sağcıların ve siyasal İslamcıların seçim kazanması için hatalar yapar?

Bugün gerçekten ben Sayın M.İnce’yi anlayamıyorum.

Memleket yanıyor, o ben memleketi kurtaracağım diye Memleket Paratisi’ni kuruyor.

Türkiye tam yetmiş yıldır tek başına sol iktidar (çalışandan, ezilenden, işçiden, köylüden kısaca emekten yana olan iktidar..Sosyolojik olarak ülke nüfusunun %90′ ı sol seçmen içinde değerlendirilebilir.) göremedik, bu kafalar ve kadrolar olduğu sürece solun iktidarı hayal gibi görünüyor.