Sosyal katmanlar Araplaşıyor.
65 yaşında bir yurttaş olarak bu gün insanların düğünlerde, yemek salonlarında halini gördükten sonra inanın ülkenin geleceğiyle ilgili umudumu kaybediyorum.
Ben gençliğimden bu yana insan içine çıkacaksam mutlaka tıraş olurum, mutlaka yıkanırım.
En güzel elbiselerimi giyerim kesinlikle kravat takarım, ayakkabılarımı boyatırım.
Bunu beni beğensinler takdir etsinler diye değil karşımdaki insanlara saygımdan doalyı yaparım.
Bu gün ise salona bakıyorsunuz nerdeyse iş yerinde giydiği kir pas içinde elbiseleriyle bu tür ortamlara gelen insanları görüyoruz.
Tıraş olan yok.
Tıraş olmayan insanların sakallarını inançlarından dolayı bırakıyor olmasını elbette saygıyla karşılarım.(Otuz beş yıldır Kuran ı bilirim okurum bunun da Kuranla hiç bir ilgisinin olmadığını çok rahat söylerim.)
İnanın bu sakalların böyle olmadığını da biliyorum.
Peki bu duruma neden geldik?
Neden sokaklarımızda insan içinde kir pas içinde geziyoruz?
Bununla ilgili bir yazarın Kudüs anıları diye bir kitabını okumuştum.
Kudüs’ün bir çarşısı varmış, bu çarşının bir tarafı Yahudilere ait diğer tarafı ise müslümanlara ait.
Yazar diyor ki Kudüs tarafında dükkanlar ve önleri pırıl havada uçuşan bir tane kara sinek yok.
Sınır bitiyor Müslüman tarafına geçtiğimizde ortalık tam bir Arap saçı.
Ağır bir koku hakim ortalık sinekten geçilmiyor, insanların saçı sakalı birbirine karışmış durumda.
Dükkanlrın satış reyonları karma karışık.
Bunun nedenini elbette İslam veya müslümanlığa bağlamak benim bilgi alanımı aşar.
Ama bizde aynen oraya doğru gidiyoruz.
Biz de aynen Kudüs çarşısının müslüman tarafına benzer bir duruma doğru gidiyoruz.
Bunu anlamak için lokantalara gidin, insanların toplu olarak bir arada olduğu mekanları lütfen gözlemleyin.
Taksim İstiklal caddesine, Eminönüne, Mısır çarşısına bir bakın.
Tam bir Arap kültürünün egemen olduğu karışık bir ortamın içine sürüklendiğimizi göreceksiniz.
Bundan dolayı bu kültürden ve bu yaşam biçiminden bir an önce kurtulmamız gerekiyor.