Soygun düzeni(5)
Malumunuz kripto para/sanal para toplayan 27 yaşındaki bir çocuk iki milyar doları iç edip yurt dışına kaçıvermiş.
Bu haberin ardından herkes 1980 yılından itibaren başlayan soygun düzeninde, kimlerin memleketi nasıl soyduğunun istatistiğini çıkarmaya başladı.
Yani 1980 yılından itibaren bir çok insan inşaatla, bankerle, inek satarak, bir daireyi on kişiye satarak bu ülkenin saf, eğitimsiz, çaresiz kısa yoldan zengin olma hayaliyle yaşayan güzel insanlarımızı soydular ve gittiler.
Bu işi yapanların en büyük dayanağı ise önce din oldu, daha sonra da sistemin içinde bu işe göz yuman siyasetçiler, üst düzey bürokrasi oldu.
1998 Yılında Mesut Yılmaz-Ecevit hükümeti döneminde ne kadar mafya ve sistem dışı iş yapan insan varsa tek tek yurt dışından getirip içeri atmışlardı.
Bu sistem, yani devlet mafya ve soygunculara göz yummamış olsa ülke içinde bu kadar rahat soygun yapmaları mümkün değildir.
En son vurgun malumunuz din, iman diyerek otuz liraya inek satarak vatandaşı tokatlayan tosuncuk olmuştu.
Şimdi ise adı önemli değil yeni bir sanal nur topu gibi bir vurguncu sanal tosuncuğumuz oldu.
Son kırk bir yıldır bu ülkedeki düzenin adı soygun düzenidir.
Soygun düzeninin işlemesinde üç ayak olmuştur.
Birincisi namussuz iş adamı, ikincisi halk düşmanı siyasetçi, üçüncüsü ise siyasetçinin atıklarından beslenen fino köpeği olan bürokrasidir.
Bu benzetme içine namuslu iş adamı, siyasetçi ve bürokratları tenzih ederim, onları da saygıyla selamlarım.
Kırk bir yıldır çok çeşitli yöntemlerle ve dinle, Allahla bu ülkenin insanı soyulurken, bu soygunun olmasına göz yuman bir tek kurum hesap vermedi, mahkeme önüne çıkmadı.
Bu kurumun adı siyasettir.
Kırk bir yıldır din, iman, Allahla, inşaatla, inekle, bankerle, cami derneğiyle, hayır kurumu görüntüsüyle halkın parası toplanmış ve halk soyulmuştur.
Bu durum bir kere değil, bin kere yapılmıştır ve bin kere yapılmasına göz yuman da bu sistem, soygun düzeni ve düzenden beslenenler olmuştur.
Bu işin içinde canı yanan, yargılanan veya mahkum olan bir kaç kişi (Onlarda ya bekçidir, ya da zavallı emekçi insanlardır.) olmuştur ama bir tane üst düzey bürokrat ve siyasetçi yargılanmamıştır, mahkum olmamıştır.
Bu durum aynen FETÖ içinde geçerlidir, siyaset işin içinde hala yoktur.
Bu gün kripto paralarla halkı soyan genç insanın arkasında üst düzey bürokratlar ve siyasetçiler olmadan bu soygunu yapması mümkün değildir.
Buralardan bir şey çıkar mı?
Hayır çıkmaz, çünkü 1980 yılından bu güne soygun yapanlar için hiç bir şey çıkmadı, sadece binlerce insan intihar etti, aileler dağıldı, dramlar yaşandı ama soygunu yapanlar ve onlara destek olan siyasetçilere hiç bir şey olmadı.
1980′ den itibaren bu soygun düzeninin parçası olan üst düzey siyasetçiler ve bürokratların hiç birisi hesap vermemiştir.
Bir zamanlar İtalyan mafyasını çökerten bir savcı vardı, ”Temiz eller operasyonu” yapmıştı ve Sicilya mafyasının devlet içindeki bürokrasiden tutun, siyasetçiye kadar ortaya çıkarmıştı.
O zamanki gazetelerimiz ve bir avuç namuslu insan, biz de bir namuslu savcı yok mu, bizde de temiz eller operasyonu yapılsın dedikleri halde tık çıkmamıştı.
Bu ülke de soygun yapan üst düzey bürokrat ve de üst düzey siyasetçiler ve onların eklentileri hesap vermediği sürece bağımsız mahkemelerde yargılanıp cezalar almadığı sürece soygun bitmez.
Bitmediğinin en açık örneği kırk yıldır devam ediyor olması.
Bitmediğinin en açık örneği 17-25 aralık olaylarında ”Senin önüne yatarım, canımı veririm” diyen bir bakan değil miydi?
İsterseniz girin internete 1980 yılından bu güne kadar bu ülke kaç kere soyulmuş, o soygunu yapan derneklerin ve kurumların içinde olan insanlar, işadamları bakan, milletvekili olmuş buna bakabilirsiniz.
Bu gizli saklı da değildir tamamen açık bilgidir.
Bunun için ben son olaya hiç şaşırmadım, elimde hiç bir bilgi yok ama şunu söylüyorum geçmiş soygunların içinde siyasetçiler ve bürokratlar vardı bu gün de bu soygunu gencecik bir çocuğun yaptığına inanmak saflıktır, arkasında siyasetçilerin, bürokratların olmadığına beni hiç kimse inandıramaz.
Çünkü kırk bir yıllık ayak izleri bu işlerin böyle olduğunu gösteriyor.
Gelin ironi yapalım .
Bu düzenin adı belli bence önce anayasayı ve seçim sistemini değiştirelim ve seçilen kişi ve kişiler ”Verdiğimiz vergileri istediği gibi kullanabilir ve çevresine istediği gibi harcayabilir, bundan da seçilenler sorumlu değildir, ömür boyu cezai sorumluluğu yoktur” diye bir madde koyalım!
Yani seçilen ve onun çevresi devletin hazinesini, merkez bankasını ve de verdiğimiz vergileri istediği gibi kullansın, para artarsa da halkın emekli maşalarını ve bürokrasinin maaşlarını ödesin!
Sosyal devleti yasaklayalım!
Böylece en baştan soygunu kabul edelim ve bu tür haberler de bir daha çıkmasın, soygun haberleri de yasaklansın huzur içinde yaşayalım!
Belki ironi yapıyorum ama neden bunu söylüyorum?
Kırk bir yıldır hep böyle oldu, gelen siyasetçi istediği gibi aldı, sattı, çevresini ve destekçilerini zengin etti, bir de piyasadaki fino köpekleri sanal/kripto paracı gibi halkı soydu sistemi yönetenler bu soyguna göz yumdu.
Bir avuç namuslu gazeteci, siyasetçi ve sivil toplum örgütü çenesini, kalemini yordu, sonuç yok.
Kırk bir yıldır soygun devam ediyor, her yıl yeni soygun modelleri ortaya çıkıyor halkta bu soyguna hazır bir şekilde saf saf biri gelsin beni tekrar soysun diye bekliyor.
Bundan dolayı yarım asırdır soyanlar siyasetçilerle, bürokrasiyle birlikte krallar gibi saygın bir şekilde yaşamına devam etti.
Soyulanlar ise cennet hayaliyle ve din, iman diyerek umudunu öbür dünyaya bağlayarak yeni soyguncuların çıkmasını beklemeye devam ediyorlar.