Tanrı Musevileri/Yahudileri daha çok mu seviyor?
Tanrı Orta doğuya tam 124000 peygamber göndermiş ama Ortadoğu bir türlü huzur bulamamış.
Bu günde üç peygamberin dini Ortadoğuda birbirlerini boğazlamak için savaşıyor.
Yüce Tanrı da herhalde şöyle diyor olmalı.
”Ben size kitap ve ayetler gönderdim o kitaptaki bilgileri ben elçim olan peygamberle size sundum.”
”Sizin hiç biriniz beni anlamdınız ve hala birbirinizi boğazlıyorsunuz.”
”Daha beter olun.”
Çünkü inanca göre Tanrı vardan yok eder yoktan var eder ve isterse savaşanların üzerine ebabil kuşlarıyla taşlar yağdırır ve bu çileyi bitirir.
Böyle bir şey yapılmıyor.
Çünkü artık sanki Tanrıda Ortadoğu halklarını gözden çıkarmış ve de ”yiyin birbirinizi daha beter olun” diyen bir duruma gelmiş.
Yoksa orada sevgili kulları Müslümanların sevgili kulları Yahudiler tarafından katledilmesini görmemesi mümkün mü?
İnanca göre mümkün değil.
Ayrıca sevgili kulları Hıristiyanlar ellerindeki büyük güçleri sevgili kulları Yahudilere(musevilere) vermesi ve taraf tutması da elbette ki Tanrının izniyle oluyor.
Çünkü Tanrı izin vermeden nefes alman bile mümkün değil.
Bu durumda tanrı artık Müslümanları unuttu veya Müslümanları sevmiyor diyebilir miyiz?
Elbette bunu bilmemiz mümkün değil ama olan bitenlere baktığımızda böyle bir sonuç çıkarmamız mümkün.
Ne diyelim, Yüce Tanrı Müslümanlara, Hıristiyanlara, Musevilere akıl fikir versin.
Böyle dedim ama tanrının Yahudilere ve Hıristiyanlara akıl fikir verdiğini Müslümanları unuttuğunu da görüyoruz.
Böyle bir duayla tanrıya talebimiz gönderelim ama Yüce Tanrının Hıristiyanları ve Musevileri daha çok sevdiği gibi bir durumda söz konusu.
Çünkü sürekli sopa yiyen, katliamlara uğrayan ve de yoksulluğun dibini gören Müslümanlar.
Elbette bu yazı bir bilimsel bakış açısıyla okunduğunda yazana ”geri zekalı ” diyebilirsiniz.
Ben dindarların özellikle Müslüman dindarların bakış açısını bu minvalden tespitini yapmaya çalıştım.
Oysa her şeyin özeti şudur.
Bir ülke dindarlaşıyorsa hele dinci bir anlayış sosyal yaşam egemense, ülke siyasal islmcılar tarafından yönetiliyorsa o ülke geri kalıyor.
Dindarları ibadet alanlarıyla sınırlayıp, ülke yönetimi bilimsel temellere dayalı kurumlarla yönetiliyorsa o ülkeler ekonomik olarak refah içinde yaşıyor
İşte bundan dolayı 57 tane Müslüman ülke sırtını bilime dönüp sadece dindarlaşarak kalkınabileceğini sandığı için her alanda yerlerde sürünüyor.
Bilime kulak veren ve kurumlarını bilimle donatan Hıristiyan ve Yahudi ülkeleri ise kalkınıyor, huzura ulaşıyor.
bilimle aydınlanan ve kalkınan Hıristiyanlar ve Yahudiler ise din adı altında hurafelerin kör kuyusuna düşen Müslüman ülkeleri sömürdüğü gibi bir de katletmeye devam ediyor.