Temmuz 18, 2023

Tarikatlar yeni bir din midir?

ile mehmet yüceer

İnançların var olmasından itibaren inananlarla bilenler arasındaki mücadele devam etmiştir.

Buna din bilim çatışması da diyebiliriz.

İnanan somut deliller ve bilimsel temellere dayanmadan sadece inanır.

Bilen ise somut delili olmadan, bilimsel temeli olmadan hiç bir şeye inanmaz.

Bundan dolayı bilenler der ki, Tanrı insanı yaratamamıştır, insan tanrıyı yaratmıştır.

Bu görüş binlerce yıldır bilenler ve bilim tarafından savunulur.

Bundan dolayı da ortada din kitabı diye inanılan metinlerin insanlar tarafından yazıldığını kabul eder bunu da delillendirir.

İnanan ise bütün dini kitapların Tanrı tarafından bir peygamber aracılığıyla insanlara gönderildiği düşüncesine inanır.

Bu kitapların söylediklerine inananlar ve uygulayanlar cennete inanmayanlar uygulamayanlar ise cehenneme gider diye düşünürler.

Bu düşünce şekilleri iki haliyle de kendisine taraftar bulmuştur ve bu güne kadarda yaşamıştır.

İşte bütün bunlar olurken din kitapları ortaya çıktığı günden itibaren insanlığın arayışı sürmüştür.

Dinlerin ve kutsal denilen metinlerin insanlığın mutluluğu ve huzuru için yetmediğini gören insanlar arayışa girmiştir.

Bütün dinlerin yan yolları çıkmıştır.

İşte bu yan yollar din dışı arayışlar ve mutluluk yolları olarak ortaya çıkmıştır.

Buna mezhep ve tarikat diyoruz.

Mezhepler dinleri baz almış kendilerine göre yeni bir din modeli ortay sunmuştur.

Ortaya çıkan mezheplerde insanlığın mutlu olmasına, huzurlu yaşamasına yetmemiştir.

Bunun sonucunda da tarikatlar çıkmıştır.

Tarikatların önderleri nerdeyse ona inananların tanrı veya yeni peygamber katında değerlendirdiği kişiler olmuştur.

Bu gün bizim ülkemizdeki tarikatlar ve ona inanların ben Müslüman olduklarına hiç inanmadım.

Neden?

Tanrı her şeye kadir, gücü sonsuz diye inanıyorsan, ondan ne istersen ancak onun vereceğine inanıyorsan ve peygamberinin elçi olmasından dolayı saygı duyuyorsan daha neyi arıyorsun?

Şunu arıyor.

İnanan bir kimse evinde oturuyor işine gidiyor hayatını sürdürüyor ve yaşamının güzel olması içinde sürekli inandığı tanrıya karşı yalvarıp yakarıyor.

İşte bu yalvarıp yakarmalar sonucunda derdine bir çare bulamayınca tanrıdan ona bir yardım bir çözüm gelmeyince bu talebini inançtan somut hale getirmek istiyor.

İşte bu çaresizliğin çıkış kapıları öncelikle tarikatlar ve onun elini ayağını tutan ona çare üreten tarikat ve şeyhi oluyor.

Bundan dolayı tarikat şeyhinin sıçtığı tuvalet taşı bile parçalanarak ona inananların kapış kapış aldığı kutsal bir parça haline gelebiliyor.

Bu durum tanrıdan umudu kesmiş olmanın bir işaretidir ve yeni bir tanrı arayışıdır.

Bunun dışında gene tanrıdan gerekli yardımı, huzuru, rahat yaşamı elde edemediğini anlayınca kutsal diye ona sunulan eski ölmüşlere yani türbelere yöneliyor.

İşte ortada duran ve Hıristiyanlıkta kutsal üçleme denilen müslümanlıkta ise tanrı, peygamber, kuran diye anılan yapı terkediliyor.

Bundan dolayı tarikata giden, türbeye giden ve sorunlarına tanrı yerine oralarda çözüm arayanların tanrı ve din inancı sarsılmış ve tanrıya olan güvenleri kaybolduğu için tarikata sığınmaktadır.

Onun için yeni çare kapısı tarikat ve türbelerdir.

Çünkü yılar boyunca tanrıya dua etmiş, göndermiş olduğu kitabı dinlemiş,(okumuş demiyorum çünkü inananların %95’ibnin inandığı dinin kitabı okumadığını biliyoruz.) o kitabın emirlerine uymuş fakat dünyevi yolculuğunda mutluk yolunu maddi manevi bulamamış kişilerin sığındığı son liman tarikatlar olmuştur.

Bundan dolayı ben tarikata teslim olan kişilerin dindar olduklarına ve inandığı tanrının sonsuz gücüne inandıklarına inanmam.

Onlar için yeni tanrı kapısı ve dertlerine çözüm kapısı tarikattır, tarikat şeyhidir.

İşte en son Menzil tarikatının şeyhinin ölümünden sonra ortaya çıkan dram dolu arayışlar tanrı inancından ve tanrının onların her derdine çözüm bulma inancının da sonudur.

Yani tarikata inanmak tanrı ,peygamber ve kitap üçlemesinin sonunu getirmiştir.

İşte tarikat önderleri insanların bu duruma geldiğini gördüğü için kendisini çok güçlü gösterir, gücünü kurgular etrafında yakın beslenenler tarafından abartılmasını ister.

Tanrıdan umudunu kesmiş insanların onun her derdine çare bulacağı fikrini aşılar, onu her şeyiyle teslim alır saadet zinciri kurarak bu dünyada bir avuç yakınıyla, oğluyla, ailesiyle cennetlerini kurar.

Düşünün beş milyon taraftarı olan bir tarikatı.

Her yıl bunların bir kere tarikatı ziyaret etmesi tarikat en az üç bin lira gelir vermesi anlamına geliyor.

Beş milyon insanın her yıl on beş milyar geliri tarikatın ve çocuklarının kasasına girmesi anlamına geliyor.

Ben bu insanları insanlıktan çıkmış, dini inancını, tanrı inancını kaybetmiş zavallılar olarak görürüm.

Bundan dolayı Atatürk bunu bildiği için tarikatları kapatmıştır ve tarikatların insanlığın en büyük düşmanı olduğuna inandığı için bu adımı atmıştır.

Bu gün ise tanrı, peygamber, kuran terkedilmiş yeni bir din olan ve büyük çıkar kapısı haline gelen tarikatlar ortaya çıkmıştır.

İşte aklı başında hiç bir yönetici bir çıkarı yoksa, ki var siyasi, ekonomik çıkar sağlarlar tarikatların bu zavallı insanları kandırmasına, onların maddi manevi sömürmesine izin veremez.