Ağustos 24, 2024

Tek çıkış yolu özgürlükçü demokrasi.(Özgürlükçü sol)

ile mehmet yüceer

Dünyada dincilikle teokratik yaklaşımla yönetilen ülkeler.

Suudi Arabistan, İran, Afganistan, Katar, Kuveyt, B.A.E, Vatikan.

Yarı teokratik ülkeler ise,

Malezya, Pakistan, Sudan, Somali, Mısır.

Bu ülkelerde dincilik ne kadar derinleşirse o ülkenin sefalete ve cehalete düşmesi o kadar hızlanıyor.

Bunun en canlı örneği Afganistan.

Bu ülkelerin tamamının esin kaynağı Kuradır.

Esin kaynağı İncil olan tek ülkede Vatikan’dır.

Hıristiyan ülkelerin tamamı İncili esin kaynağı olarak almayalı nerdeyse beş yüz yıl oldu.

Fransız İhtilali o sürecin finalidir.

İncil dışlandıktan sonra demokrasi ve laiklik benimsendikten sonra bu ülkeler ekonomide ve hayatın bütün alanlarında dünyanın en ileri ülkeleri oldu.

Müslüman ülkelerde ise Kuran esin kaynağı olan yönetimlerde yeni arayışlar başlamıştır.

Malezya ve Suudi Arabistan daha seküler bir yaşama doğru adımlar atmaktadır.

Bu ülkeler esin kaynaklarının kadını köleleştirdiği ve yok saydığı anlayıştan yavaş yavaş kurtulmaya çalışıyor.

Bizde ise teokratik bir rejim kurmanın sembolü sayın Erdoğan olmuştur.

Ülkemizdeki bütün dinciler, tarikatlar, demokrasi düşmanları, Cumhuriyet ve Atatürk karşıtı güçler ve de dinden beslenen diyanet sayın Erdoğan’ı sorgusuz sualsiz desteklemektedir.

Çünkü bu güne kadar sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu icraatların içinde bir çok demokrasi ve hukuk dışı uygulamalar olduğu için gerçek demokrasi de bunların sorgulanacağını iyi biliyorlar.

Oysa ”Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır” diyerek ”Yeryüzünde Allah’ın dediklerini ben uyguluyorum” diyen bir kişi olarak sayın Erdoğan kendini görmek istiyor.

Yapmış olduğu bütün icraatları Allah adına yaptığına inandığı için en küçük sorumluk duymadan ”Ben ancak hesabı Allah’a veririm” düşüncesini içeren bir teokratik rejimin kurulmasını çok istemektedir.

Yani kısaca Kuran’ın çok farklı uygulaması olan ve her ülkede farklı uygulanan şeriat rejimleri olduğunu o da iyi biliyor olmalı.

Türkiye’ye özgü bir şeriat rejimi kurmak ve demokrasi tramvayından bir an önce inmek istiyor.

Oysa dinle yönetilen ülkelerin içler acısı durumunu iyi görmüş olsa ileri özgürlükçü laik demokrasinin bu ülkede kurulması için dört elle sarılacaktır.

Hayalini kurdukları şeriat rejimlerin(şeriat) insanlığı mutluluğa, huzura, aydınlanmaya götürmediğini ülkemizdeki dincilerin görmemesi ise şaşılacak sosyolojik bir durum.

Bu günkü durumdan daha öte dincilik sarmalı ülkeyi kapladığında çok büyük sıkıntıların ve kaosun yolunun açılacağını aklı başında herkes görüyor.

Tek tesellimiz 31 mart 2024 seçimleri.

Bu gün ülkemizdeki laik seküler kesim, solcular, sosyal demokratlar, komünistler, sosyalistler, Kemalistler, Atatürkçüler, aptal ve çıkarcı olmayan liberaller, dindar ama seküler yaşamı benimsemiş mütedeyyin dindarlar bu ülkede teokratik bir rejimin kurulmasına fırsat vermeyeceklerdir.

Bu ülke bu deneyimi 1876 yılında ilan edilen 1.Meşrıuytiyetten bu yana yaşamaktadır.

Eğer bu kesimler tıpkı Fransa’da ve İngiltere’de olduğu gibi faşist dalgaya karşı birlikte hareket etme refleksini bulursa bu ülkedeki dincilerin iştahı hevesleri kursaklarında kalacaktır.