Toplumun bütün değerleri çürüyor.
Dincilik dünyanın başına bela olan en büyük sorunlardan bir tanesidir.
Batı ve Hıristiyan ülkeler laiklik sayesinde dinin azgın kilise uygulamalarını kiliseye hapsettikten sonra nefes almış, rönesansı, aydınlanmayı ve sanayi devrimini yaşamıştır.
Bizde ise 57 tane Müslüman ülkenin hiç birisinde laiklik uygulanmadığı için dinciliğin azgın orta çağ uygulamaları halen devam ediyor.
Bu gün 57 tane Müslüman ülke bilimde, sanatta, edebiyatta, ekonomide, kültürde, üniversitede, bilimsel makalede yerlerde sürünüyorsa bunun nedeni azgın siyasal İslam ve dinciliktir.
Bu gün ülkemizde devletin bütün kurumlarını ele geçiren azgın dincilik, tarikatlar eliyle çocukların evlenmesi konusunda fetvalar verebilmektedir.
Buna peygamberin evlilikleri ve doğruluğu bilinmeyen hadisler dayanak gösterilmektedir.
Bir tarikatın basın yüzü olan kıldan, yünden eli yüzü görülmeyen eğitimsiz cahil birisi hala çocukların altı yaşında evlendirilmesi ve 11-12 yaşında da gerdeğe girebileceğini ulusal bir kanalda açık açık söyleyebilmektedir.
Bu gelenek yeni de değildir.
Ayrıca bu gelenek Osmanlı saraylarında da uygulanan hatta erkek çocuklara uygulanan bir yöntemdir.
Yazının konusu çok uzamaması için lütfen girin bakın.
”Hamam oğlanı”, ”Muhallebi çocuğu” , Yeniçeri ocağında ihdas edilen ve seferlere götürülen ”Civelek taburları” ne demek bakın.
Yani bu gelenek dinciliğin egemen olduğu her yerde yer bulmuş, uygulama alanı bulmuştur.
Savaştan önce Suriye de erkeklerin erkeklerle birlikte olduğu genelevler olduğunu biliyoruz.
Daha bir çok konu.
Sonuçta ahlaklı, erdemli olmanın bir anayasası yok ama dinciliğin egemen olduğu alanlarda ise bu tür kavramların yaşamadığı, yer almadığı uyugulamalarla sabit.
Bundan dolayı yaklaşık otuz yıldır dinler tarihi okuyan ve din felsefesi merakı olan ben bu konuları zaten biliyordum.
Ortaya çıkan kız çocuğu olayı ise aysbergin sadece ucudur.
Beş yıl benim CHP grup sözcüsü olarak görev yaptığım dönemden Derya Yanık AKP grup sözcüsüydü.
Aile bakanı Derya Yanık’ı oradan iyi tanırım.
Kendisi ”Bu görünen olaya hakimiz, bunun dışında yüzlerce olayla da uğraşıyoruz” demesi olayın çok büyük boyutlarda olduğunu göstermektedir.
Bundan dolayı konuyu anlatırken Allah’la kendisi arasında samimi bir şekilde dinini yaşayan ve dini yaşamıyla huzur bulan insanları incitmeden olaya bakmakta fayda var.
Ben bu aileyi de, çocuklarını bu tür işkencelere layık gören insanları da dindar da kabul etmem, insan olarak da kabul etmem.
Sorun çok büyük boyutlardadır.
Ayrıca bunun dışında keşke resmi kaynakların kayıt altında olan ensest ilişkiler ve facialarda açıklansa da toplumun nasıl çürüdüğünü, nasıl kokuştuğunu toplum görebilse.
Bundan dolayı namuslu, ilkeli, saygılı, dindar olmayı kılıkta, kıyafette, sakalda, takkede, cübbede arayanlar bu ülke için en büyük facianın fitilini ateşleyenlerdir.
23 haziran seçimlerinde bir iktidar değişikliğinde mutlaka ülkeyi zararlı virüs gibi saran ve toplumun değerlerini çürüten bu tür dinci tarikatların bir sivil toplum örgütü gibi kayıt altına alınıp bütün malları, mülkleri ve paraları vergilendirilmelidir.
Hiç bir devlet ve demokrasi kendisini kemiren, yok eden bu tür kurumları demokrasiyi kullanarak, demokrasiye ihanet etmesine göz yumamaz.
Nasıl ki Almanya’da Nazi partisine ve diğer demokratik ülkelerde demokrasi düşmanı oluşumlara izin verilmiyorsa, bizim demokrasimizin de demokrasiyi tehdit eden, toplumu çürüten, yok eden bu tür kurumları disiplin altına almak gibi çok önemli bir görevi olmalıdır.
Demokrasi içinde bütün özgürlükleri kullanarak demokrasiyi, insan haklarını, kadın haklarını, çocuk haklarını, hayvan haklarını yok etmeye izin veren bir yapıdan demokrasiyi korumasını bekleyemezsiniz.
Bu gün bana göre AKP iktidarı bu durumdadır.