Varlık vergisi mi geliyor?
Son günlerde hatta son bir kaç yıldır Saray hükümeti bazı sermaye gruplarına operasyon çekip mallarına ve paralarına el koyuyor. (Detaylar çok uzun )
Bazı işletmeler oteller,araziler,nakitler TSMSF’ye devrediliyor.
Bir anlamda özel sektörün elinde olan mallar devlete geçiyor.(devletleştiriliyor)…
Bunun sebebi nedir diye de kimse kafa yormuyor.
Sebebi belli para yok bütçe açığı diz boyu bu şekilde açıkları kapatmak için kaynak aktarımı yapılıyor.
El koyulma sebebi mi, bulmak çok zor değil.
Bundan dolayı da parası olan iş adamları paralarını yurt dışına kaçırıyor, fabrikasını Mısır’a taşıyor.
Bu olay bana 1942 yılında Rüştü Saraçoğlu’nun başbakan olduğu yıllarda 11 kasım 1942 tarih ve 4305 sayılı ”Varlık Vergisi Kanununu” hatırlattı.
Bilen bilir malum ikinci dünya harbinden dolayı tam altı yıl açlık, yokluk, karneyle ekmek alma dönemi… İslamcılar yıllardır ”CHP karneyle ekmek demektir” diyorlar ya işte o karne dönemi bu dönem.
Ülkenin hemen dışı her yer kan gölü ithalat ,ihracat durmuş, savaştan dolayı ülkede kıtlık var.
Osmanlının 1453 yılında aldığı bir kararla gayri Müslümleri savaşa ve sefere götürmediğinden dolayı aileleri ölmemiş ve sürekli ticaretle uğraşmış. Gayri Müslümler (Yahudi,Rum,Ermeni) ülkenin en zenginleri olmuş.
Cumhuriyet ilan edildiğinde Anadolu da olsun İstanbul da olsun en zengin ve varlıklı aileler gayri Müslüm aileler.
İşte bu ortamın getirdiği büyük sıkıntı gayri Müslümlerde oluşan büyük servet birikimini gören, 1942 para krizini ve yoksulluğu aşmayı düşünen Şükrü Sarçoğlu varlık vergisi kanununu çıkarmıştır.
Bütün gayri Müslümlere vergi salınmış ödeyemeyenler Aşkale’ye toplama kampı denilebilecek çalışma kamplarına gönderilmiştir.
Bu günde ülkeyi yöneten mevcut hükümet ekonomik dar boğazı aşmak için tıpkı 1942 yılında çıkan varlık vergisine benzer operasyonlarla iş adamlarının malına mülüküne el koyup TSMSF kanalıyla kaynak yaratma peşine düşmüş olabilir.
TBMM’ne sunulan bir kanun da bunun işaretlerini vermektedir.
TBMM ne sunulan torba kanuna göre, savcılara hakim kararı olmadan kişilerin mal varlıklarına el koyma yetkisi tanınacak.
Yani Saray hükümeti dünyada bulamadığı parayı ve kaynağı tıpkı 1942 yılında uygulanan ” Varlık vergisi ” gibi gözüne kestirdiği iş adamlarının malına, parasına el koyarak çıkartıyor olabilir.
Durup dururken yirmi yıl dans etmesini seyrettikleri abuk sabuk İslam anlayışını savunan Adnan Oktar’ın bir anda malına mülküne el koymaları gibi.
Maalesef bu konu muhalefet kanadında da çok tartışılmadı bu konu hiç gündeme gelmedi.
Çünkü CHP canıyla uğraşıyor veya uğraşması için her gün yeni bir maraza çıkarılıyor.
CHP kendi içinde barındırdığı hainlerde bu işe çanak tutuyor.
Şükrü Sarçoğlu 1942-1946 yılları arasında başbakanlık yapmış,1934-1950 yılları arasında da 17 yıl Fenerbahçe başkalığını yapmıştır.
Bu günkü Fenerbahçe stadı onun adıyla anılır.
Varlık vergisi kanunu çok adil olmayan bir uygulamaydı aslında çok tartışıldı.
O günden bu güne de tartışıklmaya devam ediyor.
Kamuoyuna yansıyan en önemli kitaplardan birisi de Yılmaz Karakoyun’ lunun yazdığı ” Salkım Hanımın Taneleri” kitabıdır.
Hülya Avşar oynamıştı bu kitabın filmi de yapıldı.
Aşkale’ye sürülen 20 kişi de oradaki şartlardan dolayı ölmüştür.
Bu uygulamanın hatalı olduğunu fark etmeleri ise iki yıl sürdü ve 1944 yılı ocak ayında kanun kaldırıldı.
Bundan dolayı Can Holding ve CİNER olayı ve diğer şirketlere yapılan operasyonlara, malların ve varlıkların TSMSF’ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) devredilmesine bu açıdan da bakmak ve irdelemek gerekir.