Yağdır mevlam su…!
Her hafta en az iki kere İSKi sitesinden İstanbul’a su veren barajların doluluk oranlarını incelerim.
Doluluk artarsa sevinirim, azalırsa üzülürüm.
Çünkü devasa bir kentin en büyük sorunu su…
Her ne kadar ”2071 yılına kadar su sorunun çözdük” diyen siyasiler olsa da su sorunu devam ediyor.
Melen barajının bitirilmesi ve en azından on beş yirmi yıl İstanbul su sorunun çözecek durumda.
Melen barajı siyasi inatlaşmalar yüzünden bitirilemiyor.
On yıl önce bitmesi gereken bu baraj hala bitmedi inşaatta ki hatalar yüzünden bitecek gibi de durmuyor.
Oysa ben olsam hiç tamirle uğraşmadan hemen önüne yeni bir baraj yaparım.
Ayrıca Türkiye nüfusunun %30′ unu İstanbul gibi daracık bir coğrafyaya davet ederseniz, Türkiye suyunun da %30’nu bu bölgeye getirmek zorundasınız.
Bundan dolayı Anadolu barajlarında doluluk oranı fazla olan suyun İstanbul’a yeni isale hatları yaparak getirmek gerekecek.
Bu da olmuyorsa İstanbul’a en yakın baraja su verilmeli o barajdan İstanbul’a su aktarılmalıdır.
Bunun başka bir çaresi görünmüyor.
Çünkü İstanbul’un suyunu sadece Istranca derelerine , Melen’e bağlamak bir de yağmur beklemek bilimsel bir bakış aşçısı değil.
Biliyorsunuz 2035 yılında AB ülkeleri fosil yakıtla çalışan bütün otomobilleri yasaklıyor.
Yani 2035 yılından itibaren benzin, mazot araçlarda kullanılmayacak.
Bunun nedenlerini biliyorsunuz küresel ısınma.
Eğer 2053 yılına kadar dünya ısısı 2.5 derece artarsa dünya nüfusunun yarısı ölecek.
Bundan dolayı fosil yakıtları ve karbon salınımını en aza indirecek tedbirler alınıyor.
Bu gün enerji adası olacağız diye övüne övüne anlattıkları boru hatlarının otuz yıl sonra hiç bir değeri kalmayacak.
İşte o boruları su taşımak için kullanacaklardır.
Yani suyu çok fazla olan ülkeler suyu az olan ülkelere boru hatlarıyla su taşıyacaklardır.
Yani önümüzdeki otuz yıl içinde petrol yerini güneş, rüzgar, elektrik ve nükleer enerjiye bırakmak zorunda.
Hatta yürüdüğümüz kaldırımlarda hareketimizle birlikte elektrik üretilecek.
Bunu yapmadığımız taktirde Elon Musk’ın peşine takılıp evrenin sonsuzluğunda yaşanacak gezegen bulmak zorundayız.
Nasıl ki beş milyar yılda beş kez dünyadaki canlılar yok olma noktasına geldiyse aynı durumla şu anda karşı karşıyayız.
Bundan dolayı Brezilya’daki yağmur ormanlarını koruma iradesi gösteren Lula gibi doğa sever siyasetçilerin iş başına gelmesi gerekiyor.
Biliyorsunuz Trump gibi çatlak küresel ısınmaya inanmadığını söylemişti.
Kyoto anlaşmasının gereklerini yerine getirmemişti.
Ayrıca bu gün kuzey kutbundaki mevcut buzulların erimesini önleyecek ve buzulları sabitleyecek projeler yapılıyor.
ABD’ de bazı eyaletlerde göllerin buharlaşmasını önlemek için göl yüzeyini geçici kaplayan siyah plastik toplar dökülüyor.
Aslında bu proje İstanbul barajları için de düşünülebilir.
Çocukları ve gençleri düşünen ve dünyanın yaşanabilir bir gezegen olması için bilimsel akıllara önem veren siyasal yapılara destek olmak zorundayız.
Biz ne yapıyoruz?
Hala tam bin beş yüz yıldır 580 sayfa olan bir kitabı anlamak için uğraşıyoruz ve bütün enerjimizi yok ediyoruz.