Yakarsa dünyayı garipler yakar.
İstanbul’dan Şarköy’e kadar yolculuk ettiğimde içler acısı manzaralarla karşılaştım.
Kumburgaz’dan itibaren yazlığı olmayan ve denize girmek isteyen alt ve orta gelir grubunda olan insanların denize girmek için vermiş oldukları mücadele gerçekten içler acısı bir durumu görmek gerekiyor.
Bu güzergahta halkın rahatça denize girebileceği ve sahilleri kulanabileceği bir tek Kumbağ sahili görünüyor.
Malumunuz muhafazakar kesimin siyasetten zengin olmuş bir kesimi beş yıldızlı haremlik selamlık otellerde bu ihtiyaçlarını giderirken alt gelir grubunda olan muhafazakar insanların durumu ise içle acısı.
Bu yıl çok sıcak oldu ve dindar ailelerin çocukları ve de kendileri de oy verdikleri baş tacı ettikleri kesimler gibi haremlik, selamlık otellere gidemediklerine göre nereden denize girecekler?
İnanca saygımız sonuz olduğu gibi siyasal İslamcılara da zere kadar saygımın olmadığını otuz yıldır yazdığım yazılarda ve de siyasal yaşamımda sürekli belirtim.
Düşünün bir aileyi inancı gereği başı kapalı, çarşaflı, bu insanların gönül rahatlığıyla çocuklarıyla denize girebileceği bir tane alan yok.
Diyebilirsiniz ki onlarda Kumbağ gibi denizi buldukları yerde haşemayla veya üstündeki elbiselerle denize girsin.
Saygı dedik ya, insanların inancı gereği tanımadığı erkeklerle aynı ortamda denize girmesinde izin vermiyor.
Bu konuda Kumbağ’dan Şarköy’e giderken yolun üst tarafında denize iki yüz metre mesafede eski model arabanın kenarına sığınmış ve de denize uzaktan bakan aileleri görmek mümkün.
O insanların çocuklarıyla, eşiyle birlikte denize girmeye hakkı yok mu?
Eyyyyyyyy siyasal İslamcılar siz çok zengin oldunuz, kendi beş yıldızlı otellerinizi ve haremlik selamlık plajlarınız kurdunuz, kaplıcaları kendinize göre dizayn ettiniz.
Bir gün olsun bu fakir insanlarında bu tür sosyal ihtiyacı var diyerek yirmi senedir yönettiğiniz belediyelerin deniz sahillerinde bu insanlar için bir tane proje geliştirdiniz mi?
Hayır, ama o insanlar hala sizin lüks yaşam içinde bu dünyada cenneti yaşamanız için ve sadece dindar göründüğünüz için oy vermeye devam ediyorlar.
Bazen ben de o insanları eleştiriyorum artık gerçekleri görün falan diyorum ama bu iş o kadar kolay değil ki.
Bu insanlar belki mevcut soygun düzeninin en altındalar ve en çok onlar eziliyorlar, onlar yaşamın onlara sunmuş olduğu olanaklardan en az yararlananlar.
Tek kriterleri oy verdikleri insanların namaz kılması ve camide reklamlar manasında Arapçe ayet okumaları.
Bu ölçü onların oy vermesi için yeterli.
Eyyyyy siyasal İslamcılar tamam yeteri kadar zengin oldunuz, bu dünya da kendi cennetiniz yaratınız o insanlara da varlığı yokluğu tartışmalı diğer cenneti vadettiniz onlar da inandı ve inanmaya devam etti.
Bu dünyada yaratığınız cennetin kıyısında köşesinde bu insanlara da bir yer gösterin, denize, havuza, kaplıcaya girsinler onlar da birazcık olsun sizin bu dünyadaki cennetinizi tatsınlar.
Ama olmaz o insanlar bu dünyada cehennemi yaşayacaklar tartışmalı cennetle kandırılmaya devam edilecekler.
Ölünce de cennette denizi kaplıcayı plajı mükafat olarak bulacaklar.
Bilmiyorlar ki bu dünyada kendi yarattıkları cennetlerin kıyısından köşesinden bile sizleri geçirmeyen bu insanlar eğer inandığınız cennet varsa oralarda da size yer bırakmayacaklardır.
Bundan emin olabilirsiniz!
Çünkü onların bu dünyadaki tavırları bunu gösteriyor.
İşin ironi kısmını bir kenara bırakacak olursak, gerçekten Kumburgaz’dan Şarköy’e kadar sahiller ve deniz fakir ve orta kesim halka kapalıdır.
Bir avuç hali vakti yerinde olan insanlar buralarda keyif çatarken milyonlarca garipse denize ayağını sokacak bir tane yer bulamıyor.
İmamoğlu’nun ve Tekirdağ belediye başkanının bu konuya bir el atmasında fayda var.
Artık bu işi siyasal İslamcılara bırakmadan sahilleri işgalden kurtarın ve inanca saygı gereği herkesin denize girebileceği bir projeyi hayata geçirin.
İnanmayan hafta sonu bu yolculuğu yapar ve bu insanların çilesini yerinde görebilirler.
Bir ara Silivri eski belediye başkanıyla yaptığım bir sohbette kıyı kenar çizgisi içinde olan işgallerin kaldırılacağını ve denize paralel ana yolar açarak halkı denizle buluşturacaklarını, sahillerin, sitelerin işgalinden kurtarılacağından söz etmişti.
Buna çok sevinmiştin fakat onun da ömrü yetmedi.
Karl MARX: ”Toplumsal konumu gereği proletarya sınıflı toplumsal yapıyı sona erdirecek olan iradedir” dedi yüz elli yıldır inanmadınız,
bari ”Yakarsa dünyayı garipler yakar” diyen Müslüm babaya inanın da biraz gariplere Marx babaya göre de proletaryaya kulak verin.