Yalnızlık…(2)
İnsan hayatı doğumdan itibaren inişli çıkışlı meşakkatli bir yolculuktur.
Bu yolculukta yaşanan olayların adına bazıları kader alın yazısı diyerek teslimiyet gösterir.
Bazıları da kader ve alın yazısının kendi gayreti ve çalışmasıyla ortaya çıktığına inanır.
İşte önüme çıkan saçma sapan hayat biçimine ve olaylara teslim olmayıp çalışan kendi kaderini yazanlar hayatta daha başarılı olurlar.
İşte bu hayat devam ederken binlerce insanla muhatap oluyorsun ve sonuçta hayatın sonunda binlerce insan elenerek size kalan bir kaç kişi kalıyor.
Yani bu gün çok büyük makam ve mevkilerde olan insanların çok dostu varmış gibi görüyorsanız yanılıyorsunuz.
Onlar bir piramidin en tepesinde yapayalnız insanlardır.
İşte hayatı yukarıda, aşağıda, fakir, zengin hangi şartlarda yaşasanız yaşayın yaşamın sonunda bir kaç tane dostunuz varsa siz şanslı sayılırsınız.
Bu gün altmış beş yetmiş yaşında arkadaşlarımla sohbet ediyorum.
Bu görüşümün doğruluğundan hiç şüphe etmediğim halde bu görüşüme onlarında katılması görüşümün doğruluğuna inancımı daha da pekiştiriyor.
Evet yaşımızın son döneminde binlerce insan tanımanızdan size sadece dost diye kalan bir kaç kişi varsa siz şanslısınız demektir.
Çok meşhur insan diye bildiğimiz Tolstoy yaşamının son on beş yılını tek başına geçirmiştir.
Gene Niche yaşamının son yıllarını tek başına geçirmiştir.
M.Akif Ersoy’un son yılları yalnızlık adına tam bir damdır.
Buna çok fazla örnek verilebilir.
Hayatınızın ileri yaşında ”binlerce insanla tanıştım ama şimdi yalnızım veya bir kaç dostum kaldı” diye hayıflanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Bu gün ileri yaşınızda ve uzun yaşamınızdan dışarıdan bir kaç dost ve ailenizden çocuklarınız, torunlarınız sizin etrafınızdaysa siz çok şanslısınız buna inanın derim.