Yaşamak, güzel yaşamak.
İnsan yaşamak ister ama sessiz, sakin.
Ben buradayım, beni görün demeden.
Ben yazdım, beni okuyun demeden yaşamak özgürce.
İnsan yaşamak ister, yoksulluk ve acı görmeden.
Elini tutan, aynı sofrayı paylaşan bir kadın ister.
Onu sevdiğini bildiği ama her gün ‘seni seviyorum’ demediği bir kadın.
İnsan sevgi ister ama sürekli sevginin gösterilmediği, reklamlarının yapılmadığı, açık edilmediği gizli mi gizli, gizemli, yüreğin derinliklerinde farkedilemeyen bir sevgi ister.
Kalabalıklarda kocaman olmak ister ama görünmeyen kocaman.
Sessiz, sakin kalabalıklara dokunmayan.
İnsan huzuru ister, çocukluğundan ihtiyarlık yaşına kadar düşündüğünde beynine bir tek pürüzün takılmadığı, keşke olmasaydı dediği bir yaşam ister.
Yaşamındaki her anında kır çiçekleri gibi masum, temiz ilişkiler ister.
Yalnızlığında onu rahatsız etmeyen ‘Vay be bu da olmasaydı’ demediği dostluklar ister.
Hele hele kavgasız, sakin uzun bir ömür ister.
Her ne kadar kavgasız uzun ömürleri korkaklık diyenler olsa bile.
Çünkü yaşam kavgadır, mücadeledir, hır gürdür diyenlerinde çok olduğu ucuz kalabalıklarda.
Oysa neden kavga?
Neden küslük, neden kıskançlık?
Akıl yetmiyor mu?
Neden İtiş, kakış sözün mü eksik?
Neden dolambaçlı cümleler, kinayeler sitemler?
Nâzım gibi kısa cümleler yetmiyor mu?
İnsan düşünmek istiyor ve düşüncelerinin saf, temiz bir su gibi akmasını istiyor.
Düşünsene o temiz düşüncelerin içinde kıymıklar, dikenler, mayınlar olduğunu.
Öyle bir yaşam mı?
Hayır tertemiz güzel bir yaşam.
İnsan yaşamak istiyor dertsiz, sorunsuz, gamsız tıpkı Fırat gibi, Dicle gibi, Kızılırmak gibi bulduğu dolambaçlı yollarda kimseye dolanmadan su gibi akmak istiyor.
Bazen yavaş, bazen hızlı, bazen durağan.
Yaşamak ‘Bir ağaç gibi tek ve hür’ diyen şair gibi çile çekmek, sürgün, hasretli yaşam olmasa daha iyi.
Yeryüzünü, doğayı, evreni, saçımızın telini, dar ağacını, bir lokma ekmeği, buğday tanesini ama kini, nefreti, hayınlığı, düşmanlığı yarattığına inanılan Tanrı, neden böyle bir dünya yarattın ki, keşke şah damarımıza yakın olmak yerine barış, kardeşlik ve bunu sağlayan güzel insanlar yaratsaydın diyebilen yürekli, cesaretli, korkusuz ve soran, sorgulayan, neden, niçin diyen bir yaşam.
Yaşamak kimseye el etek açmadan, korkmadan, sen, ben kavgası etmeden yaşamak.
Yaşamak ıssız bir dağ başında kimsenin görmediği insanlığından uzak doğasına yakın bir göl gibi tertemiz bir su gibi yaşamak.
Kim istemez ki?