Ekim 29, 2021

Yaşasın Cumhuriyet demek yetmez.

ile mehmet yüceer

Benim sosyal medya alanım olan Faccebook’ta Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına baktım.

Sürekli vurguladığım ve yazdığım tabloyla karşı karşıyayım.

Bazı insanalar sosyal medyasına sadece kendisi gibi düşünenleri ortak ediyor.

Kemalist, Atatürkçü’yüm öyle insanlar benimle olsun veya ben AKP’ liyim AKP’liler benimle olsun gibi.

Oysa benim sosyal medyamda her kesimden, her görüşten insan var ve onların farklı görüşlerini, paylaşımlarını okumaktan mutlu oluyorum.

Sadece fikir özgürlüğü dışına çıkan hakaret, aşağılama, küçük düşürme işlevi içinde olanları da dışarı atıyorum.

Örneğin, Emine Şenlikoğlu gibilerini ben sosyal medyamda tutmam veya onun görüşleri üzerinden görüş belirtmem.

Konuya dönecek olursak, Cumhuriyet bu ülkenin ortak paydası olmuş durumda tıpkı Atatürk gibi.

Örneğin tanıdığım, bildiğim dinci olmayan şeriat istemeyen ve dindar mütediyyen insanların Cumhuriyeti kutladıkları ve Cumhuriyete sahip çıktıklarını görüyorum.

Yani bu ülkenin dindarının ve disiplinli bir şekilde ibadetini yapan milyonlarca yurttaşın, seküler yaşayanlarda olduğu gibi ortak paydaları Cumhuriyet ve Atatürk olmuştur.

Daha evvelde bu görüşümü birkaç defa yazdım.

Merhum Ecevit’te böyle düşünürdü ve savunurdu. ” İnançlara saygılı laiklik ” düşüncesi de bu görüş içinden çıkmıştır.

Sayın Erdoğan’ın hayatımıza girdiği 1994 yılından bu yana ”Elhamdülillah ben şeriatçıyım ” demiştir ve bugün devleti dar bir kadroyla kendisi gibi düşünenlerle yönetmektedir.

Bugün Sayın Erdoğan AKP’ nin parti programını değiştirse ve ” Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır ve şeriat yönetimi tek hedefimizdir ve Akparti şeriat yolunda o hedefe varmak için kurulmuş bir siyasi partidir, dava dediğimiz budur ” desin ve alanlarda da bu görüşlerini yüksek sesle dile getirsin alacağı oy %10’un altında olacaktır.

Bugün şunda hiç şüphemiz yok, AKP’nin anketlerde çıkan %32 oyun en az %25′ inin Cumhuriyet ve Atatürk’le bir sorunu yoktur.

Başka bir deyişle tekrar edecek olursak, Sayın Erdoğan 1994 yılından bu yana hiçbir zaman gerçek yüzünü ortay çıkarmadan devlet yönetimine hâkim olmuştur.

Yeri geldiğinde solcu, yeri geldiğinde liberal ve Kürt’çü ve de her türlü renge girerek devletin en tepesine oturmuştur.

O koltukta da ” Ben Cumhuriyete ve Atatürk’e ve devrimlerine karşıyım, ben demokrasiye karşıyım ben elhamdülillah şeriatçıyım ” derse ben bunu onun samimi duyguları olarak görürüm ve yadırgamam çünkü gerçek fikri o olduğu için.

Peki bu durum nereye kadar devam edecek?

Devrimler ve değişimler kadrolar tarafından yapılır, nasıl ki Atatürk bir grup arkadaşıyla ve halkın büyük çoğunluğunun desteğini almadan Cumhuriyeti kurduysa bugünkü kadrolarda halkın büyük çoğunluğunun desteğini almadan ben kafamdaki şerri düzeni kurarım düşüncesinin peşinde kendi dar kadrosuyla yürümeye çalışmaktadır.

Kaçırdıkları bir konu var, 1923 yılının şartlarıyla bugünün şartları aynı değil.

Bugün bir düğmeye basıldığında on milyon insanı sokağa dökmek mümkün, bugün onların şeriat isteklerinin karşısında çok kuvvetli bir blok oluşmuş durumda.

Millet ittifakı denilen o blok Sayın Erdoğan ve dar kadrosunun demokrasi dışı arayışlarının önündeki en büyük engeldir.

Ayrıca AKP’ ye oy verenlerin büyük çoğunluğu sayın Erdoğan’ın ”Elhamdülillah ben şeriatçıyım” özlemlerine katılmamaktadır.

Bunun yanında seküler Kürt seçmen, solun her türlü rengi Millet ittifakı içinde olmasalar bile bu anlayışın karşısındadır.

Bundan dolayı elbette diri durmak, dik durmak ve uyanık olmak gerekiyor.

Bugün Millet İttifakının oluşturmuş olduğu o kuvvetli bloka destek olmak gerekiyor.

Ben demokrasi istemiyorum, ben şeriat istiyorum diyen %8 civarında olan bir kitleyi de demokrasi içinde tutmanın formüllerini bulmak gerekiyor.

Çünkü hiçbir siyasi düşünceyi veya inancı baskı yaparak, hapse atarak yok etmek mümkün değil.

Onlar da yaşadıkları sürece tıpkı Sayın Erdoğan gibi ” Elhamdülillah ben şeriatçıyım ve şeriat istiyorum ” dileklerini demokrasi içinde tolere etmek için formüller bulmak gerekiyor.

Bundan dolayı Cumhuriyeti kuran kadrolar devrimciydi ve sürekli yeniliklere açık bir düşüncenin savunucusuydu.

Bugün Cumhuriyeti savunmak gerekiyor ama bu yetmez, özgürlükçü, eşitlikçi ve hakça paylaşımdan yana Cumhuriyetin ileri aşaması olan özgürlükçü demokrasiyi de amaç edinip savunmak gerekiyor.

Yani ”Yaşasın Cumhuriyet” diyerek çakılı kalmak yerine devrimi devam ettirmek gerekiyor.