Değişim ufukta görünmüyor.
Mazot, benzin ve çarşı pazardaki fiyat artışları cebini etkiliyor ama seçmenin tercihi bakımından büyük bölümünü etkilemiyor.
Bundan dolayı da AKP’ nin oyu %35′ in altına düşmüyor.
Şöyle düşünün oturduğunuz bir eviniz var ve aylık üç bin lira geliriniz var.
Hayatınız boyunca sinemaya, tiyatroya, köyünüz dışında bir seyahate gitmemişsiniz.
Hayatınız boyunca yaş günü kutlamamış, bir lokantada yemek yememiş ve sürekli evinle park bahçe ve ibadet ettiğin mekân arasında geçmiş.
Hayatınız boyunca bir tane kitap satın alıp okumamışsın.
Köylü müsün, kentli misin henüz kara verememişsin.
Evinde ise sürekli tek çeşit bir yemek yanında başka bir şey olursa olur, olmazsa olmaz şeklinde belli bir beslenme şeklinde yaşamını kurmuşsun.
Evinde su, elektrik, odun veya doğal gazda sürekli tasarruf ederek yaşamayı öğrenmişsin.
Son on beş yıl içinde bir tane kazak, gömlek, ayakkabı almamışsın.
Böyle bir yaşamın içinde olan yurttaşların sayısının kırk milyon civarında olduğunu biliyoruz.
Bu kesimin hayatlarından memnun olma kriteri çok farklı.
Çünkü kıyaslayabilecekleri başka bir hayatın içinde olmamış, hiç görmemiş yaşamamış.
Sadece televizyonlardan görebilmiş.
Şimdi bu insana sokakta mikrofon uzatıldığında ‘ Ben hayatımdan memnunum ‘ diyecektir.
Zaten bu profildeki insanları da sosyal medya da görüyoruz.
Bundan dolayı memnun olmanın, mutlu olmanın binbir tane yolu var.
Bu tipteki sosyal yapılar başını sokacak evi, karnını doyuracak bir çeşit yemeği ve de sokağa, parka gidecek kadar ufku olunca mutlu olduğunu sanıyor.
Bizim ülkemizin içinde bulunduğu en büyük açmaz bu.
Kırk milyona yakın bu kitle başına gelen her felaketin, pahalılığın ve de zamlarında ülkeyi yönetenlerden değil Allah’ın alınlarına yazmış olduğu kaderden kaynaklandığına inanıyor.
Onların yöneticileri sorma, sorgulama ve analitik düşünme diye bir dertleri hiç olmadı.
Bundan dolayı AKP’nin oyunun %35’in altına düşmesi bu kitlenin hayata bakışı açısından dolayı mümkün değil.
İşte bu ortamda muhalefet içinde de el ele verelim, birlik olalım yaklaşımı toplumun bu kesiminde heyecan yaratmıyor.
Çünkü bu kesim tek adamın hikâyeleriyle, kahramanlıklarıyla yaşamını geçirdiği için el ele vererek altı kişinin bir araya gelmesi onları çok ilgilendirmiyor.
Onlar inançlarından ve ecdadından gelen tek adam kahramanlıklarının hikâyelerine daha çok inanıyor.
Bu kesimin blok halinde ilk seçimde AKP ve Sayın Erdoğan’ın arkasında olacağından en ufak bir şüphem yok.
Çünkü onların hayata bakışı, mutluluk kriteri, eğlenme şekli ve de hayattan ileriye doğru beklentisi olmadığı için değişim onlar için ütopya olarak duruyor.
Ülkenin yarınları için bu sosyal katman ülkenin yeniliklere açılmasının önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Yarınlar için umut dolu günler görmüyorum.
Çünkü umudu kişiler değil halklar yaratır, bizim halkımızın büyük bir bölümünün böyle bir derdi şu anda olmadığı gibi yarını da olmayacak gibi görünüyor.
————————————————————————————
Yazının dışında bir olayı da anlatayım.
Rahmetli babam anlatırdı.
Kurtuluş Savaşı sırasında Tokat’ın bir köyünde yaşlı kadın hastalanıyor.
Köyden Reşadiye’ye yol yok.
Ancak at, eşekle gidilebilecek cılga yollar mevcut.
Kadını eşeğin sırtına bindiriyorlar, sarıyorlar ve Reşadiye’ye doğru gidiyorlar.
Akşama kadar yol alıyorlar.
Elli kilometrelik yol git git bir türlü bitmiyor.
Kadın hasta haliyle dönüp diyor ki ‘ Memleketin her tarafını gâvur işgal etti diyorlar, hani gâvur nerede her taraf duruyor. ‘
İşte kıssadan hisse ihtiyar kadın gibi bizim toplumun büyük bir bölümü de aynen olaya böyle bakıyor.