Mayıs 6, 2025

Darağacında üç fidan.

ile mehmet yüceer

1972 yılında on üç yaşında orta okul öğrencisiyim.

Okul çıkışı Eyüp hamamında çalışan babamın yanına uğrardım.

Hamamın orta yerinde masanın üstünde iki gazete vardı ve ”Üç anarşist asıldı” diye haberi manşetten vermişlerdi.

Hamamda 45 derece sıcaklıkta çok ağır şartlarda çalışan kesecilik yapan işçilere çok seviniyorlardı.

“Oh olsun işte bu anarşikler asılacak ki memleket düzelsin” diyorlardı.

Onlar asılınca sefaletten kurtulacaklarını sanıyorlardı.

Çocuk aklımla ben de seviniyordum.

Çünkü etrafımda herkes sevinince memlekette iyi bir şey olmuş diye ben de seviniyordum.

Daha sonra lisedeyken neden asıldıklarını Kırklareli’nde öğrendim.

Bu çocuklar daha yirmili yaşlarında sosyalizm , tam bağımsız Türkiye, eşitlikçi ve emeğin iktidarının hayallerini kuruyorlardı.

Ceplerine soktukları on metreye kurşunu zor atan uyduruk tabancalarla devrim peşinde ölüme gönderildiler.(!!!!)

Onları dağlara süren ve ölümlerine sebep olanlarda hiç bir zaman sorgulanmadı.

Hiç kimse demedi ki, tabancayla devrim olmaz, şehirden kopmayın halkı örgütleyin, halkı bilinçlendirin, kırsala çıkmayın, ölmeyin, yaşayın demediler.

Yani bu konuda hiç bir zaman onların onlarca gencin öldürülmesini ülkemizde doğru okunduğunu görmedim.

Onları bilerek, planlayarak kırsala sürüp ölümlerine neden olanların olduğuna inandım.

En çok neye üzülürüm bilir misiniz?

O çocukların, o keseciler için canlarını verdiğini o keseciler hiç bir zaman anlamadı ve de anlamadan öldüler gittiler.

Sene 2025 hala emekçilerin %90’ı bu çocukları anlamadı.

Onların gözünde o çocuklar hala anarşik hala vatan haini.

Üç güzel çocuğun avukatı Halit Çelenk’in yazdığı ” Darağacında üç fidan” kitabını ne zaman okusam göz yaşlarımı tutamam.

Deniz Gezmiş, Hüseyin Aslan, Yusuf İnan gibi onlarca genç katledildi.

Soygun düzeninin sahipleri tam seksen yıldır halkını seven bu çocukları astılar, işkencelerden geçirdiler, hapse attılar.

Bu gün mü?

O güzelim çocuklar hala hapse atılıyor, soygun düzeni devam ediyor.

Değişen hiç bir şey yok soygun düzeninin sahipleri durmadan yollarına devam ediyorlar.—————————————————————————————Yıllarca çok etkilendiğim bir anıyı da nakletmek isterim.

Sinan Cemgil’in babasının anısı:

Nurhak dağlarında köylülerin yani emekçilerin ihbarıyla öldürülen Sinan Cemgil’ in vücudunda yetmiş kurşun izi sayılmıştır. Sinan’ın babası ”Anarşikler burada” diye ihbar eden köylülere şunu der.——-“Ben varlıklı bir aileden geliyorum. Öğretmenim.

Ekonomik durumum oldukça iyi.Oğlumu en iyi şekilde yetiştirdim. En iyi okullarda okuttum, iki dil biliyor. Ülkenin en güzide üniversitesi ODTÜ’de okuyordu.

Hiçbir şeye ihtiyacı yoktu.

Ölmese yüksek mühendis çıkacak ve o da varlıklı bir hayat yaşayacaktı.

Fakat o sizin iyiliğiniz için öldü.

Bunu bilesiniz diye söylüyorum.

”Öldürüldüğünde naaşı etrafında toplanan kişiler gene onu ihbar eden uğruna ölümü göze aldığı köylülerdi.

Bu kez de naaşı almaya geldiğinde Sinan Cemgil’in annesi Nazife hanım köylülere yönelik şu konuşmayı yaptı:

“Bu oğlum Sinan.

Bunlar da onun arkadaşları (Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan), kardeşleri.

Onlar da oğullarım.

Bu çocuklar, bu oğullar; bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler.

Başka bir istekleri yoktu.

Her biri birer dehaydı.

Her biri üstün zekalı güzel çocuklardı.

Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı.

Birer milyoner olurlardı.

Ama onlar, halkı, sizleri sevdiler.

Sizin sorunlarınızı omuzladılar.