Ağustos 15, 2026

YENİPARTİ programına bakış, eksikler ve önerilerim aşağıdaki yazıda sunulmuştur.

ile mehmet yüceer

ANADİLLE EĞİTİM…

Anadil le eğİtim konusu çok net değil.

Herkes ana dilini öğrenecekle herkes kendi ana diliyle eğtim yapacak aynı şey değil.

Çünkü bu konu çok tartışmalı bir konu.

SİYASİ ETİK YASASI…

”Siyasi etik yasası çıkarılacak” deniliyor yetmez.

Çünkü sistem soygun düzeni olarak devam edecekse, etik siyasete uğramaz.

Bunun için kayıt dışı ekonomiyi OECD ortalamasına getirmek gerekir, nereden buldun yasası çıkarılmalıdır.

Harcamasını ve servetini ispatlayamayan kamu görevlisi en az otuz yıl afsız hapisle yargılanmalıdır.

Vergi kaçıranların cezaları en üst sınırdan verilmelidir.

PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ…

Parlamanenter sistem dönüş doğru bir tercihtir bunun yanında da TBMM ‘indeki 600 milletvekili 300’ e düşürülmelidir.

Milletvekili emekliliği iptal edilmelidir.

CEMEVLERİNİN DURUMU…DİYANETİN DURUMU…

Cemevlerinin ibadethane kabul edilmesi için yasal düzenlemenin yapılması gerekir.

Ayrıca Diyanet işleri bakanlığının yetkileri ve harcamasına sınır getirilmelidir.

Bütün ibadethaneler cami,cemevi, kilise kendi masaraflarını karşılmalıdır.

Diyanet belli ve sınırlı yetkilerle inançların denetimi ve kontrolü için olmalı ve bütün inançlara eşit mesafede olmalıdır..

Bu günkü yüz on bine yakın istihdam hakkı on binin altına düşürülmelidir.

Her cami kendi masrafını ve giderini cemaati aracılığıyla karşılamalıdır.

Laik devlet hiç bir zaman dini ve din adamını finanse etmez.

Bundan dolayı diyanet işleri başkanlığı bu haliyle olduğu sürece Türkiye laik bir devlet değildir ve hiç olmamıştır.

Diyanete ayrılan bütçe bakanlıklara aktarılmalıdır.

EKONOMİDE DEVLETİN GÜCÜ…

Ekonomide devlet en büyük güç ve hakem olmalıdır.

Kesinlikle stratejik işletmelerin, liman, büyük fabriakalar,askeri tesisler devletin eline tekrar alınmalıdır.

Bu güne kadar yapılan bu tür özelleştirmeler hem gözden geçirilmeli hem de o özelleştirmelerde yapılan haksız işlemler incelenmelidir.

Örneğin TELEKOM ,Giresun Seka,İzmit Seka,Tekel özelleştirmeleri mutlaka incelenmeli ve kamu zararı açıklanmalıdır.

O özelleştirmelerde haksız kazanç elde eden özelleştirme sahipleri hakkında işlem yapılmalıdır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ…

İstanbul sözleşmesine tekrar geri dönülmesine karar vermek için mutlaka bir kadın kurultayı toplanmalı ve ülkedeki kadın STK’lıların görüşü alınmalıdır.

SENDİKALAR VE İŞÇİLER…

Çalışma hayatında sendikalara çöreklenen sendika ağalarının egemenlikleri yasal düzenlemeler yapılarak sınırlandırılmalıdır.

Aynı durum STK’larda ve esnaf odalarında da yapılmalıdır.

Yıllarca oralara çöreklenen ve babadan oğula geçen başkanlık koltuklarını suistimal edilmesinin önüne geçilmelidir.

Sendikaların örgütlrenmesi önündeki yasal engeller kaldırılmalıdır.

DIŞ POLİTİKA…

Dış politikada öncelikle komşu ülklerlele olan ilişkilerde sorun olan konular ortadan kaldırılmalı,Ermenistan sınırı açılmalı,Yunanistan’ la düşnmanlık değil dostluk adımları atılmalıdır.

Komşu ülklerin iç işlerine karışmaktan geri durmalıyız.

Komşu ülkelerle bölgesel paktlar kurulmalı ve ticari ilişkiler her ülkenin çıkarına uygun şekilde düzenlenmelidir.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde görev yapan ve taşeron askeri görevler sonlandırılmalı ve yurt dılşındaki bütün askeri birlikler ülkeye geri dönmelidir.

AVRUPA BİRLİĞİ…

Parti proğramı…”Avrupa Birliği üyelik sürecinin hızlandırılacağı, Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncelleneceği; Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT ve NATO’daki etkinliğin artırılacağı kaydedildi.”

Benim görüşüm…Bu yazıalanların tamamına katılıyorum.

LAİKLİK…

YENİPARTİ’nin CHP’ den kendisini kurtarması ve Atatürk’ün kurduğu Laik Cumhuriyetten özgürlükçü demokratik Cumhuriyete geçişin şartları oluşturulmalıdır.

Elbette Atatürk devrimlerinin geliştirilip yeniliklere,çağa uygun ve yeni bir laiklik yaklaşımı ortaya konulmalıdır.

Geçmişte yapılan Jakoben laiklik uygulamalarından uzak durulmalıdır.

Özgürlükçü demokrasilerde laiklik nasıl uygulanıyorsa aynısı ülkemizde de uygulanmalıdır.

PARTİDEKİ ESKİ YÜZLER VE YENİ KADROLAR…

Partide yıllardır siyasette olan ve sürekli milletvekili seçilen tipler elbette partide olmalıdır ama karar mecilerinde ve yeniden milletvekilliği verilmemelidir.

Ön seçim yapılırsa oralara aday olmanın şartları konulmalıdır.

İki dönem veya üç dönem aday olanların ön seçime katılmaları konusun da parti içi hukukuki düzenleme yapmalıdır.

Ön seçim CHP’ de yapıldı ve sağlıklı sonuçlar vermedi çünkü üyelikler sağlıklı değildi.

Parti içinde mezhepçilik,dincilik,bölgecilik,köylücülük,hemşericilik yapanlar mutlaka dışlanmalı gerekirse parti üyelikleri sonlandırılmalıdır.

Üyelikler sağlıklı hale getirilmeden ön seçim yapılmamalıdır.

Bunun içinde ilçelerde yığma üyeliklerin önüne geçilmelidir.

Delege sistemi kaldırılmalı genel başkan dahil bütün seçimler üyelerin katılımıyla yapılmalıdır.

YENİPARTİ bu kararları ilk kurultayda tüzüğüne koymalı ve uygulamalıdır.

KÜRT SORUNU VE BÖLGESEL ADALETSİZLİKLER….

Ülkede barışın sağlanması ve huzur içnde kardeşçe yaşamanın yolu bölgeler arsındaki gelir adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasıyla olur.

Hakari de kişi başına gelir 1500 dolarken İstanbul da yirmi bin dolarsa böyle bir ülkede kardeşlikte barışta olmaz.

Bu da yetmez Demokratik Cumhuriyet kurulmalı hemen akabinde özgürlükçü demokrasi hayata geçirilmelidir.

Ülkede yaşayan bütün etnik kökende insanların dilini, kültürünü özgürce kendini ifade edecek alanlar yaratılmalıdır.

Diller ve kültürler üzerindeki baskı ve korkular ortadan kaldırılmalıdır.

TBMM…YARGI…

TBMM’si üç yüz milletvekiline düşürülmeli ve parlamaneter sisteme geçilmelidir.

Kuvvetler ayrılığı tekarar tesis edilmelidir.

Cumhurbaşkanlığı görevi sembolik olmalıdır.

Yasama,Yürütme, Yargı tam bağımsız işlemelidir.

Bu gün ülkenin en büyük sorunu adalet ve yargı sistemidir.

Yargının bağımsız olması ve yargıçların karar verme noktasındaki engelleri ortadan kaldırılmalı, Yargıçların maaşları ve yaşam koşulları kimsenin diyeti altında kalmayacak seviyelere getirilmelidir.

Ayrıca emniyetten ayrı adalet bakanlığına bağlı ”Yargı polisi” kurulmalıdır.

Yargının hızlanması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

EĞİTİM VE SAĞLIK…

Eğitim ve sağlık hiç tartışmasız kamu eliyle yapılmalıdır.

Okullarda temel eğitimde her gün çocuklara bir öğün yemek verilmelidİr.

Temel eğtimin dışında kalan bir buçuk milyon çocuk tekrar eğitime kazandırılmalıdır.

Özel okul sayısı acilen %20’lerden %5′ lere çekilmelidir.

Eğitimde tarikatlar ve dinci kuruluşlarla yapılan sözleşmeler iptal edilmelidir.

Okulların ticarethane olmasının önüne geçilmelidir.

Bütün yurttaşların çocuklarının parasız eğitimden yararlanmasının önü açılmalıdır.

Kapatılan binlerce köy okulu tekrar açılmalıdır.

Aynı durum sağlık için geçerlidir.

Bu gün sağlık hizmetlerinin %25’i özel sağlık kuruluşlarının elindedir ve sağlık parayla alınan satılan bir meta haline gelmiştir.

Sağlığın tamanının devletleştirilip doktorlara insanca yaşam koşulları sağlanmalıdır.

Sağlıkta özel sektörün önü tamamen kapatılmalıdır.

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI….

Planlı ekonomiye tekrar dönülmeli ve DPT gibi kurumlar yeniden kurulmalıdır.

Ülkenin bu gün içine düştüğü tarımsal ürün ithalatı cenderesinden kurtulması gerekir.

Buğday,mercimek ,nohut gibi ana vatanı Anadolu olan ürünler ülkenin yeteceği hale getirilmeli ve ihraç ürünü haline tekrar getirilmelidir.

Ülkenin iliğini kemiğini sömüren ithalat çeteleri ortadan kaldırılmalıdır.

Her yıl ülke ihtiyacı ve ihracat kalemleri tespit redilerek ülke genelinde hangi ürünün ne kadar ekileceği konusu tespit edilmeli ve bölgesel ürün ekimi adaları tespit edilmelidir.

Ülkedeki tarım ihtiaycında kendi öz üretimiyle karşılanmalı tarımı ithalattan kurtulacak tarım politilakları hayata geçirilmelidir.

Ülke genelinde vahşi sulamadan damlama sulamaya geçilmelidir.

Ülkenin su kıtlığına doğru gittiğini görerek, suyun nasıl kullanılacağı ve su kaynaklarının israftan arındırılması ve yurttaşın su kullanımında eğitilmeli, bunun için de mutlaka ”Su bakanlığı” kurulmalıdır.

Tarımın sanayileşmesi yönünde adımlar atılmalıdır.

Her köyde bir zirarat mühendisi, olmasa bile biribirine yakın beş köye bir ziraat mühendisi ve veteriner hizmeti veren teknilk elemannlar ülke genelinde dağıtılmalıdır.

ENERJİ YATIRIMLARI…

Enerji konusunda parti programı gerekenleri yazmış.

Sadece enerjide yapılan özelleştirmeler konusunda tavır ne olacak belli değil.

Ayrıca nükleer santraller konusunda

görüşü belli değil.

Akkuyu nükleer santralinin sözleşmesi ve Sinop’ta yapılacak nükleer santral için ne deniliyor bilinmiyor.

Enerjide oluşan kartelleşme bitirilmeli halkın daha ucuz enerji tüketebilmesi için devletin büyük enerji kuruluşlarını devlet eliyle işletilmesine geri dönülmelidir.

VERGİ SİSTEMİ…

Ülkedeki mali sistem felaket, vergi sistemi tam soygun düzenine göre.

Emekçilerin lehine ve dar gelirlilerin lehine vergi düzenlemeleri yapılmalı.

Kayıt dışı ekonomi OECD ortalamasına getirilmeli.

Nereden buldun yasası çıkarılmalı ve son yirmi yılda bürokraside ve kamuda haksız servet edinenlerle ilgili nereden buldun yasası uygulanmalıdır.

SOSYALİST ENTERNASYONEL…

YENİPARTİ sosyalist enternasyonale üye olacak mı bilmiyoruz, eğer sosyal demokrat bir parti olacaksa ( …ki kadrolar öyle görünüyor.) partinin yüzünü emekçilere dönmesi gerekiyor.

Bunun içinde partinin milletvekili listeleri paralı müteahhitlere ve kara paracılarla değil emekçi ve beyaz yakalı, mavi yakalı ve liyakatlı yetişmiş akademik dünyadan oluşmalıdır.

Yani emekten yanayım demek yetmez partinin de emekçilerin söz sahibi olduğu bir örgütlenme yapısına sokulması gerekiyor.

TAŞERONLUK…

Taşeronluk kökten yasaklanmalıdIr.

Çünkü taşeronluk sistemi emekçiler üzerinde tam bir köle düzeni yaratıyor ve bu gün emekçilerin soyulmasının kılıfı haline gelmiştir.

ÜNİVERSİTE ÖZERKLİĞİ…

Üniversite özerkliği 1980 yılında generaller eliyle yok edildi o gün bu gündür üniversiteler lise haline getirildi.

AKP döneminde ise tabuta çivi çakıldı.

Tam elli yıldır bir çok siyasi parti ”YÖK kaldırılacak” dediği halde YÖK dimdik ayakta duruyor.

Oysa üniversitelerde öğrenciler ve öğretim üyeleri katılımyla seçimler yapılmalı dekan ve rektör seçimi öğretim üyelerinin ve öğrencilerin oylarıyla belirlenmelidir.

İdari organlar aynı yöntemle oluşturulmalıdır.

Üniversite öğrencileri yönetimlerde söz sahibi olmalıdır.

Üniversitelere yakın öğrenci yurtları yapılmalı dincilik ve tarikatçıklık yurtlardan uzak tutulmalıdır.

Devlet yurtları olmalı devlet öğrencilere baba şefkati ortamı kurmalıdır.

Öğrencilerin barınma sorunu öncelikli çözümler için en başa konulmalıdır.

TOKİ eliyle hemen bu yurtların yapımına başlanmalıdır.

Sosyal devlet her alanda dulun ,yetimin, mağdurun,engellinin,muhtaç olan yurttaşın yanında ve baş ucunda olmalıdır.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU…

Sosyal güvenlik bu gün batık durumdadır.

Nerdeyse bir çalışan bir emekliyi finanse eder sınırına gelmiş durumdayız.

Bu durumun üç çalışan bir emekli oranına taşınması için sosyal güvenlik kurunmları baştan aşağı yenilenmelidir.

Sigorta ssitemleri tekrar devletin kontrolünde ve devlet denetiminde olmalıdır.

Özel sigorta kurumları da devletin kontrolülnde çalışmalar yapmalıdır.

ÇOCUK YOKSULLUĞU VE İŞÇİLİĞİ…

Çocuk yoksulluğu ve özellikle beş yaş altı çocuklarda gözlenen beslenme sorunları ortadan kaldırılacak çözümler önerilmelidir.

Çocuk işçiliği ve çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak kullanımı ortadan kaldırılmalıdır.

Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, çalıştırılan ve dilendirilen tüm çocuklar kurumsal koruma altına alınacaktır.

Emeklilerin durumunu kısa dönemde düzeltmek mümkün değil.

Çünkü çalışanla emekli sayısı birbirne yakınsa ve bütçe disiplini yoksa emeklilerin sorununu çözmek mümkün değil.

Ancak uzun vadeli SGK sistemiyle üç çalışan bir emekli dengesi kurulabilirse emekliler o zaman rahat edecektir.

ÇİNGENELER…

Her parti ”Romanlar” diye yazıyor ve devam ediyor.

Ben bu konuyu bu güne kadar belediye meclisleri dahil bir çok platformda dile getirdim.

Roman demenin bir sakıncası yok ama esas kelime çingenedir.

Çingene demek aşağılanmak anlamına gelmez.

Sadece bizim ülkemizde bir dışlanmışlık ve ırkçılık damarı çingene kelimesini farklı yerlerde kullandığı için bu gün ciddi kurumlar bile çingene demekten korkar haldedir.

Evet ülkemizdeki çingenelerin durumu içler acısıdır.

Konut sorunla,eğtim,iş bulma toplumun çeşitli kademelerinde görev alma kısacası insan yerine konulma problemleri hiç ama hiç bitmemiştir.

Bu konuyu bir kaç cümleyle geçiştirmekle olmaz.

Mutlaka bir çingene çalıştayı yapılmalı ve çingene temsilcileriyle günler süren bir çalışma yapılmalıdır.

Bunun içinde bilimsel bir platform oluşmalı orada da mutlaka soyologlar,antropologlar bulunmalıdır.

KÜRT SORUNU…

Bu konuda partinin söylemeleri net değil.

Sorun ülkenin tamamının sorunu,sorun demokrasi sorunu.

O halde demokarsi gelmeden, Laik Cumhuriyet tekrar kurulmadan o da yetmez Demokrartik Cumhuriyet kurulmadan toplumun bütün inançları,etnik kökenden insanı özgürce dilini ve kültürünü özgürlükçü demokrasi içinde yaşamadan Kürt sorunu çözülemez.

Anadilde eğitim konusunda bir söz söylemiyor.

Laik Cumhuriyeti ve demokrasiyi içine sindiremeyen siyasi anlayışlarla ülkenin Kürt sorunu çözülemediği gibi diğer sorunları da çözülemez.

”Elahamdülilah ben şeriatçıyım” diyen bir anlayış Demokratik Cumhuriyeti ve Laik özgürlükçü demokrasiyi nasıl kuracak?

Bu gün Kürt sorununun çözeceğim diye yola çıkanlar siyasetteki erimeyi ve oy kaybını tekrar yükseltmek için Kürt sorunununa sarıldığını düşünüyorum.

Şeriata inanan bir anlayışın özgürlükçü demokrasi veya demokratik Cumhutiyeti hayata geçirmek için yasal ve anayasal bir düzenleme yapacağına inanmıyorum.

KONUT SORUNU…

Konut sorunu konut sorunu bu ülkenin en büyük sorununun başında geliyor.

Kamucu konut üretiminin TOKİ eliyle hayata geçirilmesi gerekiyor.

Bunun içinde halkın konutu satın alması yerine konutu çok küçük kira bedelleriyle ölene kadar kullanımının yolu açılmalıdır.

İşçi ve emekçiler ve dar gelirler kiracılığın getirdiği ağır yükten kurtulması için TOKİ kiralık konut üretmelidir ve emekçiler ölene kadar o konutta oturma hakkına sahip olmalıdır.

Bunun içinde kiranın insanların maaşının %5′ i ni geçmeyecek oranlarda belirlenmelidir.

Bu gün ise TOKİ lüks konut yapıyor ,sosyla konut diye yaptıkları ise bu gün emekçi halkın ödeme gücünün çok üstüne çıkan rakamları öneriyor.

TOKİ bu politikalardan arındırılıp sosyal konut ve dar gelirliye yönelen konut modelleri üretmelidir.

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ…

”Kadın erkek eşitliği, demokrasinin temel kriteri ve kalkınma hedeflerine erişmenin itici gücüdür.”

DEPREM…

Deprem konusunda çok daha detaylı çalışmanın ve önerilerin yapılması gerekiyor.

Ülkenin ve özellikle İstanbul’un en büyük düşmanı deprem olduğunu unutmamak lazım.

Depremle ilgili mutlaka meslek odalarından ve akademik çevreden yardım alınmalıdır.

Yedi ölçeği üzerinde olacak bir İstanbul depremi ülkenin bağımsızlığını tehlikeye atacağını bilerek tedbirlerin hızlandırılması gerekiyor.

Depreme dayanıklı bina yapılması konusunda daha radikal tedbirlerin yasa ve yönetmeliklerin hazırlanması gerekiyor.

Ayrıca olası depremde ortaya çıkacak faciayla ilgili tapılacakların tek tek yazılması ve halkın öğrenimine sunulmalıdır.

Okullara mutlalak depremle ilgili bir ders konulmalıdır.

Deprem eğitimi ve bilinçlenmsi okullardan başlatılmalıdır.

Devletin TOKİ kurumu ülkenin deprem bölgelerinde mutlaka konut üretiminin tamamını üstlenmeli deprem konut üretimi serbest piyasanın ve müteahhitlerin kar hırsından kurtarılmalıdır.

Dönüşüm projelerinin tamamı devlet eliyle yapılmalıdır.

Çok katlı binaların üretiminde mutlaka bu gün uygulanan yöntemlerden farklı devlet denetiminin ve kanunların daha sıkı uygulanması gerekiyor.

Depremde yıkılan evlerin sorumluları çok ağır cezalara çarptırılmalı.

İnşaatın yapımından sorumlu olan kişi ve kurumlar belirlenmelidir ve kanunun onlara vereceği cezalar en başından açık ve net hale getirilmelidir.