Mart 29, 2022

Galatasaray tıpkı Türkiye gibi.

ile mehmet yüceer

Çocukluğumdan bu yana tuttuğum Galatasaray spor kulübünün divan kurulu ve yönetimin ibra edilmesiyle ilgili toplantıyı izledim.

Gecenin geç saatlerine kadar konuşmacıları izledim.

Konuşmacıların durumu Türkiye’nin içinde bulunduğu sevgisizlik ortamının tıpa tıp kopyası.

Hele on sekiz yaşında lise öğrencisi bir çocuğun kürsüye çıkarılması ve kendi koltuklarının hırsıyla konuşturulması affedilecek bir durum değil.

Yani şunu diyorum ülke siyasetindeki gerginlik aynen spor kulüplerine de yansımış görünüyor.

Küçük yaştan itibaren yirmi yaşına kadar küfür, hakaret, kin, nefret ortamında büyüyen G.Saraylılar da bundan nasibini almış görünüyor.

Sonuçta Burak Elmas ibra edilmedi ve gitti.

Tekrar adayda olamayacak.

Neden gitti?

Detaylara girmek istemiyorum.

Nasıl ki ülkenin bütün kurumları belli bir siyasi ekibin eline geçmişse, G.Saray kulübü de Fatih Terim ve onun çizgisinde yürüyen bir yapının iradesi içine girmiş görünüyor

Bir ay sonra kongre yapılacak ve yeni başkan seçilecek.

Kulüp bir ay boyunca bir kuruş para harcayamayacak.

Yeni başkan elli yıldır kulübe hakim olan bir klik içinden başkanı seçecek.

Gelen başkan yeniden Fatih Terim’i hoca yapacaktır.

Burak Elmas’ın başını yiyen yapı Fatih Terim ve onun temsil ettiği derin Galatasaray yapısıdır.

Derin yapılar ülkede olduğu gibi kulüplerde de de egemen.

Onlar elli yıldır kulüpte varlar ve onlarsız kulübün nefes alması mümkün değil.

Bundan dolayı önümüzdeki seçimde F.Terim öncülüğünde bir yapı kulübe başkan seçecektir o başkanda Fatih Terim’i hoca yapacaktır.

Bu arada unutmadan yazayım F.Terim de başkan adayı olabilir..

Yıllardır söylüyoruz.

Ben şahsen ulaşımın, eğitimin, alt yapının, sağlığın, tünelin, köprünün kamu eliyle işletilmesini savunurum.

Halkın ücretsiz hizmet almasını kamuculuk adına savunurum.

Burada ise milyar dolar seviyesinde bütçelerin dernekler kanunuyla yönetilmesini ve uyduruk yönetim kurullarıyla koskoca kulüplerin yönetilmesini doğru bulmuyorum.

Bir an önce yasa değişmeli ve kulüpler tıpkı İngiltere de ,İtalya da olduğu gibi şahıslara ve şirketlere satılmalıdır.

Fenerbahçe kulübünü Koç alsın, Galtatasarayı Sabancı alsın ve bunun gibi diğer kulüplerde şirketlerin malı olsun gibi…

Oda tv de yazılanlar doğruysa, kulüplerin futbolcu transferinde vermiş oldukları komisyonlar çok büyük boyutlarda ve tam bir soygun.

Kulübe başkan olanlar ve de hoca olanlar milyonlarca doları ceplerine indiriyor.

Sonuçta bırakıp gittiğinde milyonlarca dolar borç kulübün üstüne kalıyor.

Aynı soygun belediyelere çöreklenmiş siyasiler tarafından amatör kulüplerde de yapılıyor.

Giden beyler ise çaldıklarıyla kulübe bıraktıkları borçlardan en ufak bir sorumluluk duymadan yaşamlarını en kaliteli şekilde sürdürüyor.

Oysa kulüp bir kişinin veya şirketin olsa o kulübün soyulması ve abuk sabuk borçlanması mümkün değil.

Bugün Milan, Barselona, Çelsi ve diğer büyük kulüpler şahısların, şirketlerin malıdır.

Onlar kulüplerin bir kuruşunun hesabını yapar.

Bundan dolayı soygun düzeninin soyguncularından ülkenin kulüplerini kurtarmanın tek yolu bu kulüplerin özelleştirilmesidir.

G.Saray kongresini izlerken bunlar aklıma geldi.