Günah işleme özgürlüğü !
Ülkenin gazetecileri, iş adamları ve siyasetçileri arasında tapeler, görüşmeler, tehditler gırla gidiyor.
Buralardan bir şey çıkar mı?
Hayır çıkmaz.
Neden çıkmaz?
Geçmişte yaşadıklarımıza bakalım ve bu günkü şartlara bakalım yeter.
Hatırlayın 17-25 aralık 2013 sürecini en tepeden, en alta siyasetçi, iş adamı ve bürokrat üçgeninde bir çok tapeler çıktı hep beraber heyecanla günlerce dinledik.
Her gün vay beee neler varmış…dedik.
Tıpkı bu gün Sedat Peker’i dinlediğimiz gibi.
O gün dinledik, dinledik, konuştuk, yazdık, çizdik… ne oldu?
Tapesi olan kimseler siyasi bir bedel ödediler mi?
Hayır, hiç bir bedel ödenmedi.
Siyasette tapesi çıkanlar yüce meclis! tarafından aklandı, paklandı, yüce mahkemeler! tarafından ”tapeler montaj denildi” ve herkes yıkandı, paklandı durmadılar yollarına devam ettiler.
Bu günkü şartlar tapesi olanlar açısından 17-25 aralık 2013 sürecinden çok daha iyi şartlar içindedir.
Şu anda bir tane savcı çıkıp dava açmıyor, açamıyor.
17-25 2013 aralıkta hiç olmazsa birileri dava açabilmişti.
Bu gün mahkeme ve hukuk tamamen siyasetin emrinde, yani haklarında tape çıkanların elinde ve emrinde.
Bu durumda Peker veya başkaları konuşsa ne olacak?
Kim kimi nasıl yargılayacak, nasıl ceza verecek?
Bu gün yok, açılmıyor.
O halde buradan da tıpkı 17-25 aralık gibi bir sonuç çıkmayacak.
Geriye tek çıkış yolu kalıyor seçim.
Seçime gitmek kimin elinde?
İçinde suçlanmış bakanların ve iş adamların olduğu siyasi gücün.
Onlar bu gün seçim yapar mı?
Hayır yapmazlar.
O halde tek çıkış yolu var.
Kırmadan, dökmeden ve de kanunların el verdiği ölçüde sokak ve mitingler ile halkı örgütlemek.
Şu anda ne CHP, ne de İYİPARTİ kitleleri milyonlar ölçüsünde sokağa, miting alanlarına taşıyabilecek bir heyecan yaratamıyor.
Bu durumda mevcut tape iddiası altında olan iktidarın keyfi ne zaman isterse o zaman seçim olacaktır.
Bunun yolu da belli, aşılar %70′ i bulursa, pandemi şartları biter, halk sosyal yaşamına geri dönerse, ki dönecek gibi görünüyor.
İkincisi ekonomide malum tulumbaya su gerek.
ABD Afganistan ve diğer isteklerini mevcut iktidar kabul ederse, ki etmiş görünüyor tulumbaya su gelir.
Ekonomi canlanır, emeklilere ve emekçilere biraz iyileştirme yapılır ve halkın bu günkü ekonomik sıkıntıları birazcık olsun azalır, tarafsız, karasız görünen %26 seçmenin büyük çoğunluğu tekrar AKP’ ye döner ve seçime gidilir.
Bu tablodan da AKP ve MHP tekrar %51’i yakalar.
Bu ülkede hırsızlığın, yolsuzluk iddialarının (Mahkeme suç görmediği için ve de TBMM akladığı için ”iddia” diyorum) veya devleti soymanın bir bedeli olsaydı 17-25 aralık iddialarıyla olurdu.
Bundan dolayı ben Sedat Peker’in bakanlar hakkındaki somut delillere dayalı açıklamaları bile olsa, hatta sayın Erdoğan hakkında bile bu tür iddiaları olsa seçim sonucuna etki edeceğine inanmıyorum.
Çünkü öyle bir seçim kitlesi oluştu ki mevcut sistemin sahipleri yanlış bile yapsalar, hırsızlık bile yapsalar şöyle bakılıyor.
Bu insanlar İslam yolunda ve şeriat yolunda yürürken yaptıkları her işi Allah yolunda ve katında izahı olan affı olan işler olarak yapıyorlar.
Onlar bu yolda yürürken kusurla, eksiklikle, hırsızlıkla suçlanamaz.
inanın abartmıyorum, böyle bakan çok büyük bir kitle oluşmuş durumda.
Bunun en somut iki örneğiyle bitirelim.
Eski milli görüşçü, gömlek değiştiren Metin Külünk 17-25 Aralık operasyonuyla ilgili “İnsanların günah işleme özgürlüğüne müdahale edildiğini” söylemişti.
Emine Şenlikoğlu ne demişti?
“Bu gün biri sordu, kaset doğru olsa ne derdin? Dedim ki, dindarlar zekatını yoksullara ulaştırmak için başbakana vermiş olabilirler”.
İşte durum budur…
Mehmet, Sedat Peker olayı bu sefer farklı bence. 17-25 Aralık için sonuna kadar haklısın. Sedat Peker olayına gelşnce; Sedat Peker farklı bir telden çalıyor ve karşı taraf da genelde tepki vermiyor. Günün bakanı tepki verir gibi yaparken aba altından sopa gösteriyor. Bir eski başbakan ise verdiği tepkiler ile hem gülünç oluyor hem de puan kaybediyor. Yani bu sefer farklı bence. Sedat Peker halkın anlayacağı dilden konuşuyor ve mağduriyetini iliklere işkeyecek tarzda ifade ediyor. Peker bu tavrında samimi ise ve de tavrını bu mihvalde sürdürür ise biraz ironi olacak belki ama siyasete atılıp aday olsa açık ara kazanır bence. Benim güzel ülkemin güzel insanı mağdurun yanında olmuştur hep.
Ali merhaba bu toplumun son yirmi yıldaki algıları ve seçim anlayışı çok değişti. Ayrıca 2010 yılına kadar nüfusun büyük çoğunluğu ulusal gelirin artmasıyla sosyal yardımlar aldı, araba, evle, gıdayla tanıştı. Bu gün kırsalda evine maaş girmeyen bir tane aile yok. Hastaneler ve mahalle sağlık ocakları ve belediyelerin sosyal yardımları toplumun %30 unu kemik AKP’li yaptı. Bundan dolayı bizim insanımız çıkarına ve rahatına bakar, devletin, ülkenin soyulmasından ziyade cebine giren ve aç kalmayacağı miktardaki yardıma bakar. İşte bundan dolayı Sedat Peker’in açıkladıkları ne kadar doğru olursa olsun %30 AKP den vazgeçmeyecektir. Yazımda da belirttim pandemi biter halk sosyal yaşama döner, ki öyle görünüyor, ABD ile varılan mutabakat sonrasında birazcık krediler açılır maaşlar iyileştirilirse bu oran %40’a çıkar. Ben senin kadar iyimser değilim. Sedat Peker’in söylediklerinin dışında toplumun yarınlarda nasıl bir düzende ve daha iyi şartlarda yaşayabilmesinin de yolu olduğunu anlatacak bir muhalefet olmadan bu gidişat engellenemez. Bunun en canlı örneği 17-25 aralık hırsızlıkları ve sonradan seçim kazanmaları değil mi?