Kasım 17, 2021

Helalleşmek, ama nasıl ?

ile mehmet yüceer

” Helalleşme ”kelimesi CHP içinde bulunan farklı grupların hareketlenmesine sebep oldu. Atatürkçüler,Kemalistler başka bir açıdan, liberal solcular başka bir yerden solcular ve sosyalistler başka bir yerden baktılar.

Tarif edilen kesimlerin okuma, yazma ve kültür seviyesi yüksek olduğu için tartışmada yüksek seviyeden devam ediyor.

Helalleşelim sözü aslında çok iyi niyetle söylenmiş bir söz fakat nereden başlayacağız ve kiminle nasıl helalleşeceğiz konusu çok karışık, hatta karmaşık bir yapıda önümüzde duruyor.

Örneğin 1921 yılının 28 Ocak gecesinde 14 arkadaşıyla katledilen Mustafa Suphi’den başlayalım dersek herkes farklı bir bakış açısı geliştirecek.

1921 yılından bu güne tam yüz yıldır olan biten o kadar çok hesapsız, kitapsız işler oldu ki hangisiyle nasıl hesaplaşacaksın veya helalleşeceksin?

Listesini yapsan birkaç cilt ansiklopedi olur.

Bundan dolayı sayın Kılıçdaroğlu doğru bir iş yapmış gibi görünürken aslında arı kovanına, hatta eşek arısı kovanına çomak soktu.

Cumhuriyet döneminde meydana gelen birçok olayın hâlâ failleri ortada değil.

Hâlâ biz Mustafa Suphi, Sabahattin Ali’yi kim, neden öldürdü binlerce insanı hapislerde kim çürüttü bilmiyoruz.

Hâlâ bu coğrafyada binlerce insanın nasıl öldürüldüğü bilinmiyor.

Bundan dolayı ” Faili meçhul ve ” Cumartesi anneleri ” deyimi lugatımıza giriverdi.

Adam televizyonu çıkıyor ” Çok solcu öldürdük, hepsi de güzel çocuklardı ” diyor devletin en tepesinde çökme, alma, verme işinden sorumlu yetkili, yetkisiz devlet bakanı gibi çalışıyor.

” Yedi TİP’ liyi telle ben boğdum ” diyen adan bugün muteber bir kişi olarak mecliste görev yapıyor.

301 tane madencinin ölümüne ” Çok güzel öldüler, Allah herkese böyle ölüm nasip etisin diyen ” kişi bakanlık, milletvekili olarak görev yaptı/yapıyor.

Köylülerin üzerine bomba atıp katliam yapan uçak ve pilotun adı sanı belli olduğu halde belli değil ve yargılanamıyor.

Beyazıt meydanında solcu öğrencileri tarayanlar ve üzerlerine bomba atanlar arasında olan kişi milletvekili oldu.

1942 yılında varlık vergisi adı altında kendi yurttaşını soyan ve de sürgün eden ,taş ocakları kamplarında çalıştıran kişinin adı hâlâ bir stadın ismi olarak duruyor.

6-7 Eylül 1955 yılında Rum, Ermeni, Yahudi’nin malını, mülkünü yağmalayanlar ve daha sonra o mallara Beyoğlu’nda ve Şişli’ de üstüne çökenlerin çocukları, torunları hâlâ o binalarda oturuyor.

Yani ” çökme ” işi yeni değil, 1942 yılından beri bu ülkeyi yönetenlerin kültürü geleneği.

Ondan sonra kul hakkı diye de ortalıkta dolanıp herkse akıl, din, iman dersi veriyorlar.

Sayın Kılıçdaroğlu yüzyıllık bu düzenle nasıl helalleşecek bunun bir listesinin yapılması gerekiyor.

Yani 1921 yılından başlayıp 2021 yılına kadar bu düzen ve de acımasız, gaddar, vahşi kapitalizm uğruna bu coğrafyanın fakiri, fukarası her yıl, her ay, her gün, her saat, her an katliamlara, haksızlıklara ve de birçok hukuksuzluğa uğradı.

Nerden başlanacak, bu faturanın ne kadarı CHP’ nin üzerinde olacak?

Bana göre 1947 yılına kadar bir hesap, oradan 2021 yılına kadar ayrı bir hesap mı çıkarılmalıdır.

Nasıl olacak bu hesaplaşma veya ulvi tanımıyla helalleşme?

Ben 1947 yılından 20121 yılına kadar CHP’ nin hesaptan sorumlu olduğu kanaatinde değilim.

Çünkü CHP 74 yıllık bu süreçte hiçbir zaman tek başına iktidar olmadı, olamadı.

O halde sayın Kılıçdaroğlu kiminle nasıl helalleşecek bunun adını tam koyması gerekiyor.

Yani 1947 den önce olanlar, ondan sonra olanlar.

Bana göre bu tartışmadan hiçbir şey çıkmaz.

Konuşmak, yazmak veya gündemde tutmak bile zaman kaybıdır.

Biz daha on yıl içinde olan faili meçhul cinayetlerin veya hukuksuzluğa uğramış insanlarla helalleşemedik yüz yıl nasıl olacak?

Bunun için sayın Kılçdaroğlu’nun ve CHP’nin Mevlana’nın şu beytini söyleyip önüne bakması gerekiyor.

”Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım.”