Kasım 23, 2021

Bir çuval un 350 lira, ekonomi çok iyi !

ile mehmet yüceer

Ekonomik kriz veya ekonomik felaket var mı yok mu?

AKP’ li üst düzey kadrolara göre ‘yok ‘ bu dış güçlerin oyunu, ve de muhalefetin tezgahladığı bir durum.

Bu durum bir insanın çok hasta olmasına rağmen, ayakta duramayıp yatak, döşek yatmasına, evinde yataktan kalkıp bir bardak suyunu içemeyecek kadar gücü, dermanı kalmayan kişinin ‘ Ben iyiyim ‘ demesine benziyor.

Oysa etrafındakiler sürekli ‘ Sen hastasın bir doktora git ‘ demesine rağmen onun hâlâ ‘Ben turp gibiyim ‘ demesine benziyor. (Burada doktor halkın iradesi ve erken seçimdir.)

Bu durumun en güzel örneği şu.

2009 yılında Tokat’ta köyüme gitmiştim.

İlkokul arkadaşımla sohbet ederken, ‘ Neden sürekli AKP ‘ ye oy veriyorsunuz ‘ diye sorduğumda bana dedi ki;

‘ Vallaha Mehmet tam üç yıldır bir çuval unu 50 liraya alıyorum, bundan dolayı oy veriyorum ‘

Gene bir ay önce köyde bir tanıdığımla konuştum.

Tarlaların, özellikle ırmağa yakın olan, köye yakın olan ve motorla sürülebilen tarlaların ekilmediğini bildiğim için neden ekmiyorsunuz diye sordum.

Dedi ki ‘ Benim motorum var, gübre ve mazot çok pahalı eksek zarar ediyoruz, ondan dolayı ekmiyorum abi mazot ve gübre parasını gönder ekeyim. ‘

Peki buna rağmen hâlâ neden AKP ‘ ye destek oluyorsunuz dediğimde ‘ Yok abi köyün eski havası yok ‘ İlkokul arkadaşımın üç yıl eli lira ödediği 50 kg un kasımın başımda 190 lirayken bugün 350 lira olduğunu da hatırlatalım.

Köylerde şu anda ekme, biçme işi olmadığı için köylüde bu undan alıp ekmeğini kendi yapıyor.

Peki 350 liraya nasıl un alacakta karnını doyuracak?

Bundan dolayı bunun adı ekonomik kriz değil, ekonomik felaket.

Peki bu duruma neden geldik?

Çok basit.

Cumhuriyetin yüzyıllık birikimlerini satan AKP yöneticileri bu paraları har vurup harman savurdu, köprüye, yola, betona yatırdı.

Tarımı, sanayiciyi, istihdam yaratacak yatırımları ihmal etti.

Ülkenin dünyadaki itibarı 2010 yılına kadar çok iyiydi ve sürekli yabancı sermaye ve döviz akıyordu.

Tıpkı babasından miras kalan şımarık bir çocuk gibi bu paralar hiç bitmeyecekmiş gibi harcadılar.

Cumhuriyet dönemimin Lale Devrini yaşadılar, dar bir çevreye de yaşattılar.

Sonuçta ülkenin itibarı azaldı, gri listeye alındık, Merkez Bankası kaynakları çarçur edildi.

Dışarıdan döviz akışı kesildi, içeride dolar kalmadı ve dolar fırlayıverdi.

Ülkenin son yirmi yılında ithalata dayalı kalkınma modeli seçtikleri için, dünyanın en ucuz mallarını ülke kaynaklarını akıtarak içeriye aktardılar halk çok ucuz mala kavuştu sanal bir bolluk, ucuzluk yaşandı.

İhracatın %70′ i ithal, ihracat ithalattan gelen mallarla yapıldığı için, bugün bütün bunlar ters yüz oldu.

Bu durumda ne olacak?

Tek çıkış yolu var tekrar ya IMF ile anlaşacaklar, ya da körfezdeki deli parayı kullanmak için Arap ülkelerinin kaprislerine ve abuk, sabuk taleplerine boyun eğecekler.

Bunun dışında kendi içimizde kısa vadeli bir çözüm görünmüyor.

Çünkü satacak bir şeyimiz kalmadı.

Bundan dolayı bu iktidar değişmediği taktirde, bu ekonomik felaketin bitmesi mümkün görünmüyor.

Ülkeler batar mı?

Elbette batmaz, yok olmaz ama çok korkunç fakirlik ve sefalet içine düşen insanların olduğu ve iç huzurun kaçtığı, her gün fiyatların arttığı, mutsuz, huzursuz ve tatsız bir ortama en az bir on yıl için herkes hazır olmalı.

Bunun en güzel örneği Arjantin ve Venezüella.

Bir de şunu diyenler var.

Reisin sesi çok güzel seçime yakın bir Maide suresi, bir de Nahl suresinden bir iki ayeti acıklı, hüzünlü bir şekilde okur gene %40 oy alır.

Bugün hiç de öyle görünmüyor.

Mevlana’nın dediği gibi oraya gelmiş durumdayız. ‘ Açlık insana inancını bile yedirir. ‘

O derce yani…