Aralık 26, 2021

Hoşgörü mü? Sizlere ömür.

ile mehmet yüceer

Bizim ülkenin en büyük problemi hoşgörünün ve de demokratik kültürün olmayışı.

Bu durum toplumun her kesiminde yaygın.

Bunun derin temellerini girip bu iş aileden ve çocukluktan başlıyor diye ahkâm kesecek halim yok.

Sen kendi içinde öz eleştiri yapıp yaşamında bir çizgi belirliyorsun.

Örneğin dindar olmayan ama herkesin hakkına, inancına, inançsızlığına saygılı bir yaşam biçimi seçiyorsun.

Dindarım birisiyle konuşuyorsun, dost olmaya çalışıyorsun.

Ve diyorsun ki ” Senin dinine, inancına ve yaşam biçimine saygılıyım fakat ben senin gibi yaşamak istemiyorum üstelik dindarda değilim. ”

Karşıdaki yapmış olduğu ve yaşadığı hayat biçiminden dolayı tek doğrunun inanmış olduğu yaşam biçimi olduğuna inanıyor ve diyor ki, ” Senin benim yaşam biçimime saygı göstermen, hoşgörüyle bakıyor olman yetmez sen de benim gibi olacaksın. ”

Şimdi bu tür bir insan ile hangi konuda nasıl uzlaşacaksın, nasıl dost olacaksın?

Kendisi namaz kılıyor, oruç tutuyor ve dindarlığın her türlü şekilcilik halini uyguluyor.

Kendisi böyle yaşarken onun gibi olmadığın sürece senin doğru, makbul insan olmadığına inanıyor.

Ona göre sen Tanrının emirlerine karşı duran ve yanlış yolda yaşayan günahlar birisin.

Çünkü o senin namaz kılmadığın, oruç tutmadığından, dindar olmadığından dolayı tanrıya isyan ettiğini ve günahkâr olduğuna olan inancında en küçük bir şüphesi yok.

Şimdi oturup düşünün bu ülkede ve bu sosyolojik yapıda demokrasi, insan hakkı veya hoşgörü olur mu?

İşte şu anda ülkemizin yaşadığı en büyük problem bu sosyolojik iklim.

Son yirmi beş yılda öyle bir dindar kesim yetişti ki, bu kesimin karşı görüşlere inanç veya inançsızlık veya siyaset olarak en küçük saygısı yok.

Bu iklimin oluşmasında en başı çekende Sayın Erdoğan olmuştur.

Çünkü Cumhurun başı olarak kendisi gibi düşünmeyen diğer kesimlerin bir gün olsun elini tutacak bir hamlesi olmadığı gibi saldırılar olduğunda da ” Bu günler daha iyi günler başınıza daha kötüsü gelecek ” diyebilmiştir.

Bundan dolayı bu ülkenin en büyük problemi bu hoşgörüsüz ve tek doğru benim inancım diyen bir anlayışın ülkenin sosyolojisi ve barışı üzerine kara bulutlar gibi çökmüş olmasıdır.

Bu durum ilelebet devam edemez, mutlaka ülkenin tekrar akıl ve bilim yoluna ve çağdaş değerlere dönecektir. Bunu yapacak sosyal ve siyasal yapı bu ülkede çok güçlüdür. Tek eksikleri bu gücün siyasallaşıp ülke yönetiminde ” Ben de varım ” diyememiş olmasıdır.