Ortak komisyon ve Kürtler.
Aslan sosyal demokratların yeni tartışma alanı CHP’ nin komisyona girmesi.
Oysa bu konu o kadar basit ki tartışmaya bile gerek yok.
1979 yılından öncesini anlatmaya gerek yok.
1979 yılından itibaren siyasette söz sahibi olan liderler konuya kısaca şöyle bakıyor.
Bülent Ecevit: ”Sorun Kürt sorunu veya etnik bir konu değildir. Sorun Güneydoğudaki feodal yapıdan ve toprak reformunun yapılmamış olmasından kaynaklıdır. Sorun ekonomiktir, bölgenin ekonomik sorunları çözülürse bu sorun da biter.”
Ecevit böyle bakıyor ve orada bir ”Sorun” olduğunu kabul ediyor.
Demirel de hemen hemen aynı görüşü savunuyordu.
Yani o da sorun olarak görüyordu.
Türkeş sorunu daha basite indirgiyor ve sorunun terörist PKK olduğunu, bölgede Kürt olmadığını herkesin Türk oğlu Türk olduğunu ve PKK yok edilirse sorunun çözüleceğini söylüyordu.
Erbakan: ”Sorun emperyalistlerin İslam kardeşliğimizi bozmak için siyonist İsrail eliyle vadedilmiş topraklarda Kürtler üzerinden büyük İsrail’i kurma hedefidir. Sorunun kaynağı İsrail ve maşası PKK dır”
Turgıut Özal’ın bu konuda kafası karışıktı net bir görüşü yoktu.
PKK ‘yı bazen terörist bazem yaramaz çocuklar olarak görüyordu.
Erdoğan ise her konuya pragmatik yaklaşım içinde baktığı için bu sorun onun açısından bir gün terör oldu, bir gün kardeşlik, başka bir gün emperyalizmin maşası PKK oldu.
Onun da duruma göre sürekli görüşü değiştiği için sayın Erdoğan’ın görüşü şudur diyemiyorum.
Çok uzatmak istemiyorum.
Bütün liderler kimi Kürt sorunu, kimi PKK sorunu, kimi feodal bir sorun,kimi ekonomik sorun olarak gördü.
Hepsi başka bir tarif yapıyor olsa da ortak paydaları ”SORUN”
Yani sorun var ve bu sorun çözülmesi için bu gün bir komisyon oluşturuldu.
Arkasında şu var bu var ABD istedi, BOP idi bu başka bir tartışma ve yazı konusu.
Yani 1979 yılından bu yan farklı tarifler yapılmış olsa da bütün partiler ve liderler ”Sorun ” ortak paydasında buluşmuşlar.
O halde herkes bu konuyu bir sorun olarak görüyorsa bu sorunu ortadan kaldırmak için TBMM çatısı altında bir araya gelmenin ne sakıncası olur?
Sonuçta herkesin anlaştığı ortak payda belli ”SORUN” ve elli yıldır bir sorun var ve bu sorun sürekli ülkeye ve bölge insanına kan kaybettiriyor.
O halde bu sorunu çözmek hem ülke için hem de bölgede yaşayan bütün etnik gruplar için ve yurttaşlar için olumlu sonuçlar vermesini bekliyoruz.
Olaya basit siyasi argümanlarla bakanlara da aldırış etmemek gerekiyor.
Ayrıca bu ülkede Kürtler yaşıyor ve Kürtlerin insani olarak toplumsal, kültürel, ekonomik ve sosyal talepleri var.
Bu da artık bütün partiler tarafından (MHP dahil) kabul ediliyor.
Çünkü o insanlara ben kürdüm diyor ve sen onlara ” Sen Kürt değilsin” demenin gerçekte bir karşılığı yok.
Son bir olayı anlatıp yazıyı bitirelim.
1990′ lı yıllar Ağar, Çiller ve JİTEM Güneydoğuda halka kan kusturuyor.
Toplu katliamlar, bireysel infazlar, Sapanca üçgeninde Kürt iş adamlarının infazı ve bir çok insanlık dışı uygulamalar var.
AB henüz bu günkü statüsünde değildi sanıyorum ortak pazar deniliyordu.
Ortak pazar üyesi ülkelerin temsilcileri güneydoğu illerine olayları yerinde izlemek için geliyorlar.
Bunu duyan Ağar ekibi köylere adam salıyor ve gelen heyetlere verilecek cevaplar konusunda muhtarların ne söylemeleri gerektiğini dikte ettiriyor.
Sorarlarsa bu köyde Kürt yoktur hepimiz Türküz deyin diyorlar.
Köyde heyet incelemesini yapıyor ve muhtar verilen sufleyi aynen heyete aktarıyor.
Köylü yılgın, korkmuş, sinmiş tık yok.
Tam heyet köyden ayrılırken beli eğrilmiş, başı öne düşmüş ihtiyar bir amca heyetin yanına varıyor ve diyor ki ”Beyim bu muhtar yalan söylüyor köyümüzün tamamı Kürttür”
Sonuç: Bu ülkede bölünmeden, parçalanmadan, eşitlikçi, adaletli ve de laik seküler bir demokrasi kurarsak, bunu da temel insan haklarına ve de evrensel insani değerlere dayandırabilirsek bu ülke hepimize yeter.
Bu AKP’ ye kalırsa olmaz anacak komisyon ortak bir payda üzerinde buluşabilirse sorun çözülebilir.