Mayıs 19, 2026

Şehirde köylü olmak.

ile mehmet yüceer

Son yirmi yıl içinde ”Şehirde köylü olmak” başlıklı bir kaç tane yazı yazmıştım.

Maalesef batının iki yüz yılda yaşadığı kentleşme macerasından sonra kırsala ve köylere dönüş yıllar önce başlamıştı.

Bunu başaramayan kentler ise tek katlı iki katlı kent modelleriyle yeşilin bol olduğu çevrenin köyleri andırdığı şehirler kurdular.

Buralara da hızlı tren ve metrolarla ulaşımı kolaylaştırdılar.

Yapılaşmanın yoğun olduğu yerlerde insanlar çalıştı işinden çıkınca trafik çilesi çekmeden yaşam alanı olan köye benzer yeni kentlerine dönüverdi.

İşte biz 1950’de sonra daha çokta 1960’dan sonra köylülerin şehre göç edişinin yolunu açtık.

Köyden gelenler bu süre içinde hiç bir zaman kentli olmak adına gayret göstermedi ve sürekli şehirde köylülüğünü korudu.

Bunun anlamak isterseniz İstanbul ilinin kenar semtlerine, çeperlerindeki mahallelere gidin her sokakta bir köy derneği görürüsünüz.

İşte insanlar oaralarda köylülüğünü ve köy kültürünü korumak adına faalaiyetlerini sürdürdü.

Bu günlerde ise bu kültürden beslenen ve şehirlerde para sahibi olan köylü kültüründen kurtulamamış kitleler yazlığını köylere yapamaya başladı.

Özellikle emekli olan ve köylerde yeri olanlar köye dönmeye başladı.

Eğer yaz tatili yapacaksa bir sahile denize gitmek yerine köyüne gitmeyi tercih etmeye başladı.

Yani köyden kente göçün sonucunda kentleşemediğimiz için, köylü kaldığımız için bizim bütün şehirlerimiz aslında çoooook büyük köyler şeklinde yaşamına devam etti.

İşte bu sürecin kısa zamanda bu hale geldiği tek ülke de biz olabiliriz.

Elbette köylü kültürü içinde eğitim, kültür, sanat, sinema, tiyatro da gelişim göstermedi. Kültürün gelişim göstermemesi içinde siyasal islamcılar çok büyük gayret gösterdi.

Çünkü onların oy deposu köylülerdi ve öyle kalmalarını istediler.

Toplumun büyük çoğunluğunun ortalama eğitim düzeyi altı yedi yılı geçemedi.

Böyle toplumlarda sosyal demokrasinin ve solun kendine taban bulması çok zordur.

Hele sosylaist komünist düşüncelerin gelişmesi ve anlaşılması da mümkün değildir.

İşte bundan dolayı 1960 ‘lı yıllardan bu yana sürekli sağcıların siyasal islamcıların kazanmasının ana fikri de budur.