Şubat 10, 2022

II.Abdülhamit’ten Attila Taş’a…

ile mehmet yüceer

Tarihî olaylar, bir toplumun nasıl ve nereden geldiğinin kutup yıldızıdır.

Bu kalıp cümleyi ben kurdum kusuruma bakmayın.

II.Abdülhamit malum baskının, sürgünlerin ve şiddetin en üst düzeyde uygulandığı dönemdir.

1876 yılında ilan edilen I.Meşrutiyet’i tanımayan ve oluşan parlamentoyu iptal eden padişahtır.

İşte o padişah ülkenin aydınlarını sürgüne göndereceği zaman İstanbul limanlarında gemiye koyarmış ve üç beş gün bekletirmiş.

Bu haberi de halkın duyması için özellikle saray eliyle yayarmış.

” Namık Kemal Kıbrıs Magosa’ya sürgün edildi ” gibi.

Bu duruma akıl erdiremeyen sadrazamı bir gün sormuş.

” Padişahım neden bekletiyoruz ki hemen gönderelim ”

Padişah ” Bekleyelim halkın tepkisi var mı, yok mu onu anlamak istiyorum ” dermiş.

Yani halkın tepkisinin olmadığı anlaşılınca Namık Kemal Kıbrıs Magosa’ya sürgün edilmiş.

Zindanda 48 yaşında çürüyerek ölmüştür.

Aynı durum Adan Menderes, Demirel, Osman Bölükbaşı için de olmuştur.

Bırakın hapse atılmayı Adnan Menderes iki bakanıyla birlikte asılmıştır.

Milyonlarca insanın peşinden koştuğu A. Menderes asılırken halkın gıkı çıkmamıştır. (Burhan Apaydın. Adaleti Arayan Adam. Mendrres’in avukatı Burhan Apaydın’ın yazdığı kitap )

Demirel Hapse atılmıştır gene kimsenin en ufak bir tepkisi olmamıştır.

Bülent Ecevit hapse atılmıştır, hapisten çıktığında üç beş kişi ve gazeteciler dışında kimse karşılamaya gelmemiştir.

CHP ‘ye tekrar genel başkan olması önerisini kabul etmeyerek DSP ‘yi kurmaları da bu vefasızlıktan dolayı olmuştur. (Kitap, Ecevit’ten Ecevit’e.Engin Ünsal )

Timur Selçuk malumunuz 12 Eylül 1980 öncesi solcuların, devrimcilerin müzik idolüydü.

Milyonlar onun hayranıydı.

12 Eylül faşist darbesi olunca babası usta sanatçı Münir Nurettin Selçuk vefat etti.

Cenazesi Şişli camisinden kaldırılırken, tabutun dördüncü koluna sokaktan insan bulunarak cenaze kaldırılmıştır.

Bu olaydan çok etkilenen ve yalnız bırakılmasını içine sindiremeyen Timur Selçuk bilimsel akıldan ve devrimci iklimden kopup dogmatik düşünceler içine kendisini atıvermiştir.

En güzel cümleyi de 28 Şubat sürecinde Necmettin Erbakan kurmuştur.

” Ben biliyorum ki yarın beni Taksim meydanında assalar arkamdan bir kişi gelmeyecektir ”

Bu örnekler çoğaltılabilir ama buraya kadar derdimi anlattığımı sanıyorum.

Bu yazının esin kaynağı Attila Taş’ın bir beyanatı oldu.

Attila Taş toplumsal olaylara çok duyarlı, müthiş pratik zekâ sahibi bir sanatçı.

O hapse girmeden önce muhalefetin on günde yaptığını o bir cümleyle yapabiliyordu.

Bu sayede sosyal medyada milyonlarca takipçisi olmuştu.

Daha sonra hapse girdikten sonra dedi ki;

” Hapse girdiğimde ne bir mesaj geldi ne arayıp soran. Anladım ki yanımda gibi duran milyonlarca insan aslında ykmuş ”

Bunu diyen Attila Taş daha sonra şöyle demiş:

” 10 yıldır yazdım çizdim başıma gelmeyen kalmadı. DM kutularım “biz senin kıymetini bilemedik, sana hain dedik, hakaret ettik hakkını helal et ” diyenlerin mesajlarıyla doldu. Vallahi umurumda değil artık. Elimde leblebi çekirdek, izliyorum artık. Beter olun!.. ”

Sonuç:

Tarihî olaylar gösteriyor ki halkımızın çok da vefalı olmadığını 1876 yılından ilan edilen 1.meşrutiyetten bu yana biliyoruz.

Halkımız ve milletimiz yüz elli yıldır aynı.

Çok güzel istikrar içinde vefasızlığa devam ediyor.

Bugün afra tafra yapanlar ” Arkamda milyonlar var, millet var ” diyenler halka bu anlamda fazla güvenmeyin derim.