Şehirde köylü olmak.
” Şehirde köylü olmak” 03.01 2012 yılında yazdığım bu yazıda birkaç düzeltme ve ilave yaparak yeniden yayınladım.
———————————————————————- ——————————-
İlçelerimizde dolaşırken köy dernekleri tabelalarına sıklıkla rastlar olduk.
Bu durum ilk anda sevindirici gibi görülebilir.
Sivil toplum örgütlerinin (köy dernekleri sivil toplum örgütü müdür?) yaygınlaşması demokrasinin yerleşmesi ve yaygınlaşmasına katkı sağlar diyebiliriz.
İşin özüne indiğimizde gerçeğin hiç de öyle olmadığını görüyoruz.
İlçelerimizdeki köy ve yöre derneklerinin kentleşmenin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyorum.
Dernekler kurulurken tüzükleri hazırlanır.
Dernekler kânununun ve bununla ilgili yönetmeliklerin mutlaka değişmesi gerekiyor.
Sebebine bakacak olursak, köy dernekleri kendi köyü ve yöresi dışında başka bölgelerin insanlarını üye yapmıyorlar.
Oysa bu derneklerin genel anlamda bütün Türkiye insanının üye olmasına açık olması gerekir.
Bu durumda köy dernekleri içine kapalı ve mikro milliyetçilik akımlarının hızlı işlediği kurumlar haline gelmiş bulunuyor.
Buralarda sadece köyün örf adetleri ve gelenekleri yaşatılıyor.
Oysa başka kültürlere açık denekler olması gerekiyor.
Bu dernekler şehirlere gelmiş insanların köylülüğü yaşamaya devam ettiği yerler olmanın ötesine geçemiyor.
Şehirlere yerleşen insanların, kentli olmanın gereklerini yerine getirmesi gerekirken, küçük köycükleri şehirlerde yaşatmak için dernekler kuruluyor.
Ayrıca buralarda başka yörelerin insanları giremediği için, büyük kentlerde yan yana yaşayan insanların kültürlerine yabancı olmasına neden olabiliyor.
Şehirlerimizde, her türlü kültürün bir arada yaşadığı ve ortak payda kültürü oluşması gerekirken birbirine yabancı topluluklar oluşabiliyor.
Köy dernekleri, mikro kültürlerin yoğun olarak bulunduğu mahalleler oluşmasına neden oluyor.
Giresun mahallesi, Sinop mahallesi, Siirt mahallesi v.s mahalleler oluşuyor.
Daha da ileri giden durumlar oluşmaya başladı.
Mahalle gettoları oluşmaya başladı.
Buna Suriyelilerin ve Arapların kurmuş olduğu getto mahalleler de eklendi.
Bu durum tek kültürlü yaşam topluluklarının zamanla gettolaşmasına ve birbirlerine yabancı mahalleler oluşmasına neden olacaktır.
Kentliyim diyen insanın en başta ortak kültürlerde buluşması gerekir.
Bunun adı ise kentli olma kültürü olmalıdır.
Kişinin nereli olduğu, dini inancı, rengi şehirli olan insanın aradığı bir özellik olmamalıdır.
Şehirli insan ilişkilerini kurarken nelere dikkat etmelidir?
Öncelikle dürüst ve namuslu olması.
Ticaretinin ve işinin belli olması.
Belirli bir meslek ve bilgi sahibi olması.
Ülkesinin değerlerini seviyor olması.
Günlük yaşamında temiz olması.
Ter kokusu ile dolaşmaması.
Günlük tıraş olması. (İnancından dolayı sakal bırakanlar istisna)
Kirli gömleklerle dolaşmaması.
Komşusunun haklarına saygılı olması.
Kadını sosyal yaşamdan dışlamaması.
Temel insan haklarına saygı göstermesi.
Evinde otururken gürültü yapıp komşusunu rahatsız etmemesi.
Her türlü inanca ve inançsızlığa saygılı olması.
Otomobilini park ederken komşusuna ve çevresine saygı göstermesi.
Yüksek sesle konuşarak etrafını rahatsız etmemesi.
Ayakkabılarının boyalı olması.
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Bunu yapan ve bu şekilde yaşam kalitesi kuran insanlara şehirli olan insanlar diyebiliriz.
Bu durumu dikkate almadan şehirde de köylü gibi yaşamak benim hakkım demek ise şehirli olmayı reddetmek demektir.
Oysa İstanbul’da ortak yaşam alanlarında şehirli olma yaklaşımlarını yoğun olarak göremiyoruz.
Şehirli olmanın şartlarını yaşam biçimi haline getirmiş bir insanın etnik kökeni veya dini inancı önemli olmayacaktır.
Böyle insanlarla yan yana yaşamak, komşu olmak, ortak olmak yaşamı da güzelleştirir ve kolaylaştırır.
Şehirlerimizin en büyük problemi kentli olmanın temel değerlerinin yerleşememiş olmasıdır.
Buna en büyük engellerin başında ise yukarıda değindiğim gibi köy dernekleri gelmektedir.
İçe kapanık ve başka kültürlere uzak insan tipleri köy derneklerinde yaşatılmaya devam ediyor.
Yemek yapacaksa köyünde gördüğü yemekleri yapmaya devam ediyor.
Evlilikler, ticaret ve ortaklıklar ve diğer sosyal ilişkiler bu derneklerin dairesi içinde gelişiyor.
Gelişen ve büyüyen şehir kültürleri ise bu mikro köylülük kültürünün esiri olmuş durumdadır.
En basit insan ilişkilerini beceremeyen günaydın, iyi günler, merhaba demeyi bile öğrenememiş bir yapı köy dernekleri sayesinde devam ediyor.
Köyünde gördüğü Arap İslam anlayışının egemen söylemi olan deyimleri yaşamının bir parçası haline getiren mikro köylülük ve yöre denekleri şehirciliğin önündeki en büyük engel olarak önümüzde duruyor.
Köy derneklerinde görev yapan insanlarımızı en basit toplumsal ve sosyal meselenin içine sokmanızda mümkün değildir.
Örneğin ilçesinde çevreyi kirleten ve halka çok büyük zarar veren bir oluşumu protesto edelim diye çağırın bir tane insanı o eyleme getiremezsiniz.
Gene en temel yaşam gereklerine haksız zam yapıldı gelin bu durumu protesto edelim diye davette bulunun bir kişiyi o eyleme katamazsınız.
(Köylümüz Ahmet’i dövmüşler şuraya gel diye haber salın tamamını bir noktada toplayabilirsiniz. )
Bu durumda bu köy dernekleri sosyal refleksi olan ve ülke sorunlarına duyarlı olan insan modeli de yetiştirmiyor.
Bu dernekler dar çerçevede oluşan sığ dedikoduların üretildiği ve kentleşmeye, gelişmeye kapalı kurumlar olarak yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor.
Köy ve yöre derneklerinin üyelik yapılarına ve etkinliklerine çekidüzen verecek idari yapılanmaların gerçekleşmesi gerekiyor.
Köy dernekleri yöresinin yemeğini kültürünü, motiflerini, geçmişini korurken herkese ve her kültüre açık olmalıdır.
Gelenekler yaşatılırken kent kültürü ile gelenekler bir arada çağdaş değerlere açık olmalıdır.
Köy dernekleri ilerlemeye, gelişmeye, eğitime, tiyatroya, sinemaya ve kentli olmanın diğer alanlarına açık olmalıdır.
Şehirde köyün geleneksel kültürü yaşatılırken kentli olmak her an her alanda hissedilmelidir.
Şehirde köylü olmak yerine kentli ve eğitimli üyelerin egemen olduğu dernek yapıları oluşturulmalıdır.
Bu yapılmaz ise yakın bir tarihte şehirlerimizde birbirlerine yabancı, yöresel kültürlerin egemen olduğu mahalleler (gettolar) oluşacaktır.
Mahalleler arasında farklı kültürlerin çatıştığı ve huzursuzluğun egemen olduğu şehirleri yaşayacağımız günlerin çok uzakta olmadığını şimdiden bilmekte fayda var.