Karanlığa giden yol.
Afganistan da yönetime el koyan Taleban, ülkenin havayolları ve bilgisayar ağlarını işletebilecek yetişmiş, okumuş insan bulamadığı için AB’den hem teknik eleman, hem de insani yardımı istemiş.
Bu haberi okuyunca Afganistan’ın ABD tarafından yeşil kuşak projesiyle1970′ li yıllarda nasıl bir kaosun içine attığını hatırladım.
Bir karış çocukları medreselere yazdırıp, Kuran dışında hiçbir eğitim almadan büyütülmesi serüveni aklıma geldi.
Taleban kelimesi dinci, İslamcı örgüt kurulduğunda okuma yazma bilen örgüt üyeleri baş tacı edildiği için onlardan esinlenerek ” talebeler ” anlamında Taleban adı verildi.
Yani Taleban içinde görev yapanların hemen hemen tamamı eğitimsiz, okuma, yazma bilenlerde yönetici konumunda.
İşte bugün yönetime hâkim olan bu insanların ülkeyi ne hale getirdiğini gösteren içler acısı bir durumu.
Çünkü ABD emperyalizmi 1970′ den itibaren yeşil kuşağın en uç noktasında olan Afganistan’ın cahil kalması ve çağ dışı bir ülke haline gelmesi için dinci tarikatları ve medreseleri fonlarla besledi.
Bir avuç ajanı da sakalıyla ve öğretilmiş Hadis dinciliğiyle ülkeye soktu.
Elli yıl sonra ülke bu eğitim sistemi sayesinde cehaletin tam hâkim olduğu, okuma, yazma bilenin bile baş tacı edildiği bir ülke haline geldi.
Ondan sonra geldikleri yerde ellerindeki telefonu bile kullanmasını bilmeyen, hava alanlarını işletecek bilgi sahibi elemen bulamaz hale geldiler.
Hâlâ kızların okumasına karşı çıkan, kadınların çalışmasını yasaklayan, kadını eve hapseden bilim ve akıl düşmanı bir iktidar dünya tarafından neredeyse baş tacı ediliyor.
Böyle bir ülke yani orta çağında gerisinde bir kadronun hâkim olduğu bu ülke şimdi AB’den akıllı adam istiyor.
Neden?
Havaalanı işletsin ve bilgisayarı kullansın diye.
İşte bugün bizler bunu bildiğimiz için ülkemizin Afganistan olmaması için tarikatların minnacık çocuklara takke, cüppe giydirerek bilim dışı, akıl dışı hadis dinciliğini öğretmesinin önüne geçilmelidir fikrini yıllardır söyler dururuz.
Biz biliyoruz ki Cumhuriyet kurulduğundan bu yana dinci, gerici, çağ dışı tarikatlar emperyalizmin finanse ettiği örgütler olduğunu akıl sahibi herkes iyi biliyor.
Eğer bu yapılamazsa, bu ülkede bir gün gelecek tıpkı Afganistan gibi cehaletin kucağına düşmüş olarak.
ABD ve AB’ den yardım istemek zorunda kalacaktır.
Ne mutlu bizlere ki Cumhuriyet’in yüzyıllık birikimi sonucunda bu ülke bilimin aydınlığıyla yetiştirilmiş kadroları sayesinde ayakta kalıyor.
Bundan dolayı İmamoğlu’nun çağ dışı, bilim dışı aydınlanma düşmanı tarikat ve cemaatlere yapılan milyonlarca dolar parayı kesip halkın hizmetine sunması ülke için ve yarınlar için çok önemli bir adımdır.
Ey dindar insanlar, Tanrıya dua eden, ibadetini yapan güzel insanlar, tarikatların hadis dinciliğine lütfen karşı çıkın.
Lütfen Atatürk devrimlerinin bilime ve aydınlanmaya yönelen fikirlerine sahip çıkın.
Ben yıllardır bu konuyu yazarım hatta bu yazımdan dolayı ADD’ nin geri zekâlı bir başkanı bana karşı çıkmıştı.
On iki yıl önce ne demiştim?
”Atatürk’ün koruma kânununa ve derneklere ihtiyacı yok, Atatürk bir deneğin bir partinin eline sığmayacak kadar büyüktür. ”
Minnacık beyniyle bu cümlemden dolayı beni Atatürk karşıtı ilan etmişti.
Şimdi yok oldu gitti, nerede bilmiyorum.
En son yapılan araştırmada Atatürk’ü seviyorum diyenlerin oranı %92 çıkmış.
İşte kalanlarda şeriatçı, diğer ideolojilerin içinde olan Atatürk düşmanları.
Sonuç: Tam bundan sekiz yüzyıl önce Hacı Bektaş-ı Veli ne demiş?
” İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. ”
Tıpkı ilimden gitmeyen Afganistan’ın bugün karanlıkta olduğu gibi.
Bugün birtakım geri zekâlılar ve cehalete teslim olmuş kıt beyinliler sekiz yüz yıldır bunu anlamadan yaşayarak insanlığa en büyük düşmanlığı yapıyorlar.