Şubat 16, 2022

Deprem ve tuvalet taşı.

ile mehmet yüceer

İstanbul’un bana göre en büyük problemi olacak depremdir.

Her konunun önünde mutlaka deprem öncelenmelidir.

Bu böyleyken, İBB meclisini izliyorum.

Depremle ilgili ne bir konu, ne bir soru, ne de önerge gündeme gelmiyor, konuşulmuyor.

Konuşulması için mutlaka depremin olması mı gerekiyor?

En son Silivri de 5.5 ölçeğinde bir deprem oldu, beş gün, on gün konuştuk sonra gene unuttuk.

Demek ki, depremin uzun vadeli konuşulması için binlerce insanı öldüren bir deprem olması gerekiyor.

Bütün bunlar olurken, ülkede bilimsel kriterler ve akılcı işler terkedilmişken, bu kervana depremle ilgili konuşan prf. Ünvanlı hocalarda katıldı.

Yıllardır kamuoyunun ciddiyetiyle tanıdığı prf. Ünvanlı inşaat mühendisi hocalarımız, İstanbul depremi için gün biçen konuşmalar yapmaya başladılar.

Vay efendim beş yıl içinde olacak, on yıl içinde olacak.

Oysa depremin olacağı bilinir ama bilimsel olarak süre vermek ancak kehanete girer.

Yani deprem bilimi bir din bilimi değildir.

Din biliminde hayal kurmak ve her türlü akıl dışı, hayal ürünü ileri konuşmak hele bizim ülkemizde makul karşılanır.

Bir teolog çıkar, Adem peygamberin boyu kırk metre der, diğeri de altmış metre diyebilir.

Bunda bir sorun yok çünkü teoloji bilimsel temellere dayalı açıklamalar gerektirmeyen bir alandır.

Deprem bilimiyle teoloji ülkemizde birbirine karışmış görünüyor.

Oysa bilimin en temel kuralı, elle tutamadığın, gözle göremediğin, tartamadığın, ölçemediğin ağırlığı, hacmi olmayan, mikroskop altında göremediğin hiçbir şeye var diyemezsin.

Yani bilimin en temel kuralı vardan yok edemezsin, yoktan var edemezsin.

Dünyanın ağırlığı beş milyar yıl önce kaç tonsa bu günde aynıdır.

Çünkü madde yok olmaz, şekil değiştirir.

Madde gaz olur, buz olur, donar, erir ama kütle hep aynıdır.

Bunlar bilindiğine göre deprem bilimcilerinin din bilimcileri kadar çok rahat atıp tutması bilimin kabul edeceği bir iş değildir.

Bugün özellikle bilimsel eğitimden geçmemiş, ilkokul mezunu bile olmayan teologların ülkede her türlü palavrayı, yalanı, dolanı din diye satması olağan karşılanabilir.

Çünkü çok fazla alıcısı var.

Çünkü toplumun beyni tembelleşti bilmek yerine, inanmayı tercih ediyor.

Bir deprem hocasının deprem şu gün olacak demesi palavra sıkan bir teologdan farklı değildir.

Bundan dolayı evet İstanbul’dan geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı önümüzdeki yıllarda bir deprem üretecek.

Bu bir günden yüz yıla kadar değişebilir bir sürede yedi ve üzerinde bir ölçekte deprem üreteceğini söyleyebiliriz.

Bunun dışında gün vermek, ilkokul eğitimi bile görmemiş din teologlarının sıktığı palavralar gibi olur.

Bunu yapmak ise o kişinin bilim adamı olma özelliğini ortadan kaldırır.

O halde bu depremin olacağını bilerek çürük binada oturmaktan vaz geçip sağlam binalar yapmak zorundayız.

Depremlerin insanları öldürmediğini çürük binaların öldürdüğünü artık ülkede herkes öğrendi.

O halde bir an önce mühendislik bilimine ve akılcı çözümlere yönelip çürük binaları, şehirleri deprem yıkmadan bizim yıkıp sağlam binalar yapmak zorundayız.

Gene Cübbeli Ahmet diye bilinen teoloğun din diye sunduğu eğlenceli bir palavrasıyla bitirelim.

Bir gün tuvalet taşı Allah’a sorar ‘ Yarabbi ne suçum vardı da beni tuvalet taşı yaptın?

Allah’ın tuvalet taşına cevabıysa şöyle: ‘ Sus altmış yaşını geçip sakalsız ölene mezar taşı yaparsam daha iyi mi olur ? ‘

Bende dahil, altmış yaşını geçmiş sakalsız dolanan zındıklara duyurulur.

Mehmet Yüceer. İnşaat mühendisi. 29456