Ya demokrasi, ya Afganistan.
Demokrasi nedir?
Her türlü inancın siyasi düşüncenin kendisini özgürce ifade ettiği ve hiçbir düşüncenin ve inancın diğerleri üzerinde baskı kurmadan özgürce yaşadığı rejimin adı.
Bunun yanında gelişmiş demokrasi nedir?
Diye soracak olursak.
Hukukun ve insan haklarının en üst düzeyde uygulandığı, demokratik rejim içinde yönetimlerin halk iradesiyle değişmesi sırasında hiçbir zorluğun çıkmadığı rejim.
Bütün bunların karşısında ülkemize bakacak olursak tek doğru benim diyen ve bunu Tanrının emirlerine bağlayan, kendisini şerri hukuk savunucusu gibi sunan ona karşı çıkanları ise Tanrıya ve emirlerine karşı çıkan vatan haini, din düşmanı gibi gören hoşgörüsüz ve sabırsız bir yapı.
İşte bundan dolayı laiklik çok önemli.
Tanrı emri diye sunulan dinlerin siyasete alet edilmeden yapılmasını savunan, her türlü inancın kendisini ifade etmesine alan açan iddianın adı.
Eğer Tanrı emri diye savunduğun siyasal argümana, karşı tarafın eleştirisi altında kaldığı zaman hemen ” Sen dine karşısın, sen Tanrı emirlerinin uygulanmasına karşısın ” diye bir çıkışla karşılaşabiliyoruz.
Oysa işin doğrusu şudur.
Evet ben senin yönetim manasında dini argümanlarla karşıma çıkmanı istemiyorum.
Ben dogmatik dini emirlerin ve kuralların bir yönetim biçimi olmasını istemiyorum.
Evet ben demokrasi içinde her türlü inancın, itikatın ibadetine, mabedine saygılıyım ama o inançların bin beş yüzyıl önce koyduğu yönetim biçimlerine karşıyım.
İşte Türküye de ben soldayım diyen, sosyal demokratım, en azından demokrasiyi savunan herkesin bunu yüksek sesle dile getirmesi gerekir.
Ben senin inancını özgürce yaşamanın garantisini veriyorum ama o inancın yönetim biçimine ben karşıyım demeyi bilmediğin sürece senden ne solcu olur ne de sosyal demokrat olur.
Yani karşındaki insan sana gelip şerri hukuku dayatırken sen susamazsın.
Böyle bir yönetim biçiminde, kadın yönetici yok, kadın hakkı yok, kadın bir alacak erkek iki alacak, kadın dokuza kadar bir kocanın çoklu eşi olacak, hırsızlık yapanın eli kesilecek, idam her türlü suçta uygulanacak, okullarda eğitim sistemi kız erkek ayrı yapılacak, kadın erkek ayrı seyahat edecek.
Salon toplantıları kadın erkek ayrı yapılacak ve bunun gibi birçok konuyu gelip sana dayatan bir anlayışa karşı ” Ben senin bu isteklerine ve bu yönetim biçimine karşıyım” demek zorundasın.
Sonuçta batı bu işi dört yüzyıl önce çözmüşken, biz hâlâ bu işin içinde debelenip duruyoruz.
Bundan dolayı artık herkesin netleşmesi gerekiyor ya demokratik, laik, hukukun üstünlüğünü ve temel insan ve kadın haklarını savunan özgürlükçü demokrasiyi savunacaksın, ya da bin beş yüz evvel konulan dogmatik kuralların emrettiği kör karanlığın içine düşeceksin.
Ondan sonra 57 tane Müslüman ülke gibi bilimde, sanatta, edebiyatta, ekonomide, sporda, felsefede ve akılla yapılan bütün işlerde kör kuyuya düşeceksin.
Tıpkı Afganistan gibi olacaksın.
Bundan dolayı herksin saflarını netleştirmesi gerekiyor.
Bugün AKP artık hiç tartışmasız şerri hukuku savunduğunu ve demokrasiye inanmadığını çok açık biçimde söylüyor.
Bunu görmek için Sayın Erdoğan’ın etrafında kurduğu kadrolara bakmanız yeterlidir.
İçlerinde bir tane demokrat, solcu, liberal, sosyalist bulamazsın.
Hepsi siyasal İslam’ın tevihidi tedrisatından geçmiş kadrolar.
Bunu da her alanda çok açık göstermekten kaçınmıyorlar.
En son Milli Eğitim Şurasının aldığı kararlara bakmanız bu kanaate varmanız için yeterli olacaktır.